yansı ile cümle
yansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
(Yaşamdan Yansımalar) Kültür Kaşifi: Doğan Hızlan.Populacija: Kultura: prerijski lovci.
Dünyadaki en büyük yansıtıcı teleskop, Hawai'deki Keck Observatory'de bulunan Manua Kea teleskopdur.Very Large Telescope) je najveći optički teleskop na svijetu, smješten u Čileu, u pustinji Atacama.
Temiz bir devlet görevlisi karakterini yansıtmaktadır.Ovo je popis točnih pridjevskih oblika država.
Sürekli taramada görüntü karesi tek seferde ekrana yansıtılmaktadır.Ograničen je broj strana koje se mogu istovremeno vidjeti na zaslonu monitora.
O anki görünüşleri o an hissetikleri duyguları yansıtır.Njene fotografije iz ovog perioda reflektiraju njezin tadašnji način života.
Aynı zamanda yansıtıcı teleskobu icat etti.Newton tiež vymyslel reflekčný teleskop.
Burada bulunan birçok eser ise Hitit dönemini yansıtmaktadır.Najčastejšie je (s výrazným odstupom) v Dechticiach (okres Trnava).
Yansıyan ışık gözümüze ya da kamera merceğine çarpar.Stlačte vypínač svetla alebo sa pozrite do zrkadla.
Uzun yıllar boyunca yarattığı "Alice" karakterinin Alice Liddell'in yansıması olduğu düşünüldü.Dlhú dobu sa predpokladalo, že svoju "Alicu" odvodil od Alici Liddellovej.
O sıralar Kostantiniyye'de yayımlanan bir dergi, havayı şöyle yansıttı: "Bu bir uyarı ...Jeden z konštantínopolských denníkov vyjadril náladu tejto doby: „Toto nech je varovaním...
Acaba bugünün yağız ruhunu yansıtanlar onlar mı?Vzhľadom pripomínali dnešné nosorožce.
Tutkusunu ve belagat yeteneğini ilk dönem eserlerine de yansıtan Hugo bu sayede genç yaşında şöhrete kavuştu.Zanietenie a výrečnosť Hugovej ranej tvorby mu už v mladosti priniesli úspech a slávu.
Bu eserlerde günlük yaşamını yansıttığı sıradan insanlar merkezi bir role sahip.Každodenný život obyčajných ľudí nachádzal odraz i v jeho dielach.
Bu dağılım Karadeniz yağış rejiminin özeliklerini yansıtır.Tieto vlastnosti odtoku svedčia o prevládajúcom dažďovom charaktere vodného režimu riek.
Uydular, Güneş'ten gelen ışığı yansıtırlar.Všetky planéty vidíme len preto, lebo odrážajú svetlo zo Slnka.
Bu durum arazi fiyatlarına da yansımıştır.To sa odráža aj na cene tejto technológie.
Bu yansımaya dağınık yansıma denir.Tento jav nazývame odrazom.
Bu hizmetlerin müşteriye yansıyan herhangi bir masrafı yoktur.Za tieto použitia nevzniká povinnosť uhradiť autorovi odmenu.
Cribs adı çete üyelerinin gençliğini yansıtacak şekilde seçildi.Tommy prípísal CJ-ovi zásluhu na mladosti skupiny.
Korunmak için aynalı UV korumalı güneş gözlüğü veya boyuna takılan bir yansıma perdesi kullanılır.Či už okuliarami alebo maskou, ktorá kryje celú tvár.
Müzik özellikleri belirgin bir şekilde sanatına da yansımıştır.Patričný vkus prejavil aj svojim špecifickým hudobným výberom.
Bu çalışmalar Kyokushin sistemine de yansımıştır.Táto časť sa podieľala na etnogenéze Kirgizov.
Resme olan ilgisi ve düşkünlüğü fotoğraflarına da yansıdı.Jeho život, sprevádzaný výtržnosťami a svármi našiel odraz i v jeho obrazoch.
Örnek olarak baz maddeler asit maddeleri nötralize ederek yansız hale getirirler.Pridávajú sa jej napríklad organely slúžiace na pohyb.
Ancak eleştirmenlere ve Jimmy Jam'e göre bu sıralarda yaşadığı bunalımlar, müziğine yansımıştı.Komentátor Jim Ross povedal, že čo sa stalo v aréne bolo reálne.
Genelde kadınlar üzerinde erkek egemenliğini davranışlarına yansıtan erkeklere verilen isimdir.Je často vnímaná ako dominancia muža nad ženami.
Cami inşa gününden bugüne orijinal özelliklerini yansıtmaktadır.Čistou formou myslí práve ich apriórny pôvod.
Geliş ve yansıma açıları eşittir.Ich vzhľad a možnosti sú podobné.
Traverten tuza toleranslıdır ve düşük güneş ışığı yansımasına sahiptir.Travertin je odporen na sol in ima nizko refleksijo sončne svetlobe.
Bu, insanlara motivasyon bulmak ve hedefler koymak için bir amaca ihtiyaç duydukları inancını yansıtır.Odraža prepričanje, da ljudje potrebujejo namen, da najdejo motivacijo in uveljavijo cilje.
Yapının dizaynı Franciskan'ların şatafatsız yaklaşımını yansıtır.Oblika stavbe odraža strog pristop frančiškanov.
Bu dünyanın Tanrı'nın Sözü olduğu ve her yaşayan varlığın özel bir amacı olduğu inanışının bir yansımasıdır.To je zrcalilo verovanje, da je svet sam po sebi božja beseda in da ima vsako živo bitje svoj lasten pomen.
Dünya'nın ortalama yansıtabilirliği 0.3'tür.Povprečen albedo Zemlje je 0,3 .
Bu eserlerin amacı, kişinin görünüşünü, kişiliğini ve ruh hâlini yansıtmaktır.Namen je prikazati podobo, osebnost in celo razpoloženje osebe.
Ona yansıtılan gama ışınları bilginin (cismin değil) zamanda geçmişe gönderilmesine izin verebilir.Žarki gama, usmerjeni vanj, bi dovoljevali pošiljanje informacij (ne pa snovi) v času nazaj.
Bu kadın aslında Maria'nın kişiliğinin rahatsız edici bir yansımasından başka bir şey değildir.Ne le kot različica Marije, pojavlja se samostojno.
Işığı yansıtmak yerine emen pigmentler siyah gözükür.Pigmenti, ki vpijajo svetlobo, namesto da bi jo odbili nazaj v oko, »izgledajo črno«.
Koyu, karbon bir yüzeyi vardır ve yansıtabilirliği 0,08'dir.Površina asteroida vsebuje temne ogljikove spojine, njegov albedo je 0,083.
Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır.Predvsem pa je pomembno to, da ti faktorji skoraj vedno prikazujejo zelo podobne lastnosti.
Tam olarak bir dini yansıtmaz.Torej načeloma vere ne ponotranji .
Fokas'ın kendi dini cesaretini yansıtan dini törenleri de vurgulanmaktadır.Omenjeni so tudi verski obredi, kar kaže na Fokasovo versko gorečnost.
Farkında olmayan zihinde düşündüğümüz her şey nesnelerin doğası hakkındaki bu yanlış algılamamızı yansıtır.Kdor govori o eksistenci brezpogojnega, je popolnoma napačno razumel smisel tega pojma.
Bu kaybın hüznünü hep hissetti ve eserlerine yansıttı.Odzval se je na vsakokratne dogodke in občutja, ter jih po svoje ubesedil.
Ancak yansıma sözcükleri bu kuralın dışındadır.Te oblike so si izmišljevali zunaj vsakega pravila.
Sonuç olarak, protestolarda yansıtıcı yelekler yaygın, ucuz ve sembolik hale gelmiştir.Zaradi tega so odsevni telovniki postali široko dostopni, poceni in prepoznavni.
Aynı zamanda yansıtıcı teleskobu icat etti.Zgradil si je tudi svoj teleskop.
Yansıyan ağrı örneği olan bu duruma Kehr belirtisi denir.Primer, s katerim to potrdi, je bolečina.
Kitap, yalın bir dille, sıradan kent insanlarının günlük hayatından anları yansıtan öykülerden oluşur.Predstavljajo čudež, a imajo v vsakdanjem pomen čisto običajno mesto v naših domovih.
Bu söylenti birçok hikâyeye yansımıştır.Ta pravljica nam marsikaj pove.
Bu güzelliği de bugüne yansıtanlar bizim insanlarımızdır.Ohranjati čiste lastnosti, ki so se že pojavile v nas.
Hükümdar taçları her kralın kendine has özelliklerini de yansıtır.Krone kažejo tudi značajske lastnosti vsakega kralja v tem obdobju.
Böylelikle, modelin dinamik olması, yönetim konusundaki güncel görüşleri yansıtması sağlanmış olur.Da razumemo zakaj sta dovolj dva koraka, je pripravno pomisliti na pojav domine.
Ayrıca, bu pratik olmayan çözüm Prusya'nın yeni durumunu da yansıtmıyordu.Taip pat šis nepraktiškas sprendimas neatspindėjo naujojo Prūsijos statuso schemoje.
Farkında olmayan zihinde düşündüğümüz her şey nesnelerin doğası hakkındaki bu yanlış algılamamızı yansıtır.Viskas, ką mes galvojame, atspindi nesupratimą to, kaip viskas yra iš tikrųjų.
Görünüm gerçeği yansıtmaz.Matymas nereiškia atpažinimo.
Nisan 1909'da Berlin Antlaşması, olguyu yansıtmak ve krizi sona erdirmek amacıyla değiştirildi.1909 m. balandį buvo pataisyta 1878 m. Berlyno sutartis, kad atspindėtų naujus pokyčius, ir krizė pasibaigė.
Tipik bir dağ köyü özelliği yansıtmaktadır.Būdinga alpinio pobūdžio augmenija.
Yansıma olayı ilk kez Öklid tarafından açıklanmıştır.Pirmą kartą paminėti Videniškiai.
Oyundaki birkaç askerî birlikte tarihi gerçekleri yansıtmamaktadır.Filmo siužetas neatitinka istorinių faktų.
(Yaşamdan Yansımalar) Kültür Kaşifi: Doğan Hızlan.Kineziterapijos principai: Laipsniškumas.