yansı ile cümle
yansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tablodaki kadının ne kadar Andrée'yi yansıttığı bu sebepten tartışmalıdır.Amiről az újságban címlapon Andreotti fényképével számolt be .
Kerberos protokol mesajları, izinsiz dinlemelere ve yansıtma ataklarına karşı dayanıklıdır.A Kerberos protokoll üzenetei védve vannak a lehallgatások és az ismétlődő támadások ellen (replay attacks).
Bu görüş hem İsrail radikal solunun hem de İsrail radikal sağının görüşünü yansıtmaktadır.Ezek nagy többsége azonban a radikális jobboldalra vagy a radikális baloldalra szavazott.
Yükleyici bu değişikliği yansıtacak şekilde güncellenmedi.Ezt a dágest az átírásban nem jelezzük.
Esasen, temel yapısı 15. yüzyıl İspanyolcasını yansıtmaktadır.A kódex nyelvezete a korabeli, 15. századi magyar nyelv állapotát tükrözi.
Tipik bir dağ köyü özelliği yansıtmaktadır.Tipikus hegyvidéki völgytalpi útifalu.
Romanlarındaki mekân unsuru sosyal seviye ve yaşam tarzlarını da yansıtmaktadır.Ezek az állat ivari állapotáról vagy szociális helyzetéről tájékoztatnak.
Buz tutmuş kalbini yansıttığını düşünürler.Mesterséges szíve hűtőfolyadékot keringet.
Modern tarihçiler bunun bir gerçekleri yansıtmadığını bildirmektedirler.A modern történészek ezt nem tudják beazonosítani.
FIFA, Sovyetler Birliği ve Bağımsız Devletler Topluluğu'nun elde ettiği sonuçları Rusya'ya yansıtmaktadır.Szovjetunió és a Független Államok Közössége eredményei együtt.
Bu bölümlendirmenin, onların filogenetik ilişkilerini yansıttığı görülmektedir.Ez a felosztás a gyakorlati alkalmazást segíti, nem tükrözi a filogenetikus kapcsolatokat.
İkisi de birbirinin yansıması.Ez utóbbiak egymásnak tükörképei.
Ancak aldığı bu bilgiler her zaman gerçeği yansıtmayabilir.Ezt persze titkolja, de nem mindig sikerül elrejetnie a valóságot.
Sanatta Yansımalar.Gondolatfestészetet űz.
Genç takımın gerilemesi A takıma da yansıdı.Az ifjúság életét színesítette a cserkészmozgalom is.
Bu iki yıldız; HD 38563A ve HD 38563B, M78'in toz bulutundaki ışık yansımasından sorumlulardır.Nämä tähdet, HD 38563A ja HD 38563B, valaisevat M78:n. Messierin luettelo luettelo
Bu da, onların kuşlara özgü olan görüş yeteneklerini ve doğal yaşam ortamlarının özelliklerini yansıtmaktadır.Elokuva kertoo haiden todellisesta luonteesta ja niiden tärkeydestä luonnon ekosysteemissä.
Masson'un ilk eserleri kübizme olan ilgisini yansıtmaktadır.Massonin varhaiset teokset osoittavat hänen kiinnostustaan kubismiin.
Aşağıdaki veriler 2010 Sayım sonuçlarını yansıtmaktadır.Yllä olevat tulokset kuvaavat vuoden 2010 vaalitulosta.
Isaac Newton, 1668 yılında ilk işlevsel yansıtan teleskop inşasına katkı sağlamıştır.Isaac Newton rakensi 1666 ensimmäisen peilikaukoputkensa.
Çevresindeki moleküler bulut NGC 1990'ı aydınlatarak, onu bir yansıma bulutsusu yapar.Tähden ympärillä on molekyylipilvi NGC 1990, jota tähti valaisee paikoin.
Tabaka geç dönemi yansıtmaktadır.Näin tuore aihe viittaa myöhäiseen ajankohtaan.
İnsan ilişkilerinde yansıtmalı özdeşim.Tämä vaikuttaa hahmon ihmissuhteisiin.
Video klipte Orta Çağ, Rönesans'nın ve Gurur ve Önyargı (1813)'dan izler ekrana yansıtılmıştır.Video on ajankuva, joka ottaa vaikutteita keskiajan, renessanssin ja Britannian Regencyn (1813) aikakausilta.
Bu farklılık kaza mağdurlarının pasifliğini yansıtmamaktadır.Tämän vuoksi hänen työvuorollaan ei huomattu poikkeavuuksia potilaiden kuolleisuudessa.
Filmin büyük bir kısmı Dax karakterinin el kamerasıyla çekilmiş gibi izleyiciye yansıtıldı.Suurin osa videosta on kuvattu Kelan näkökulmasta kiinnitettävällä kameratelineellä.
Phong modeli, ışığın ve yansımanın fiziksel özelliklerine dayalı olmayıp ampirik bir modeldir.Phongin heijastusmalli ei perustu niinkään valon fysikaalisiin ominaisuuksiin, vaan on kokemuspohjainen.
Buradaki fotoğrafları, soyut tasarıma karşı yeniden uyanan ilgisini yansıtıyordu.Nämä luennot osoittivat hänen kiinnostuksensa uskonnollisiin kysymyksiin palanneen täysin.
Tablonun, arka planı aynanın yansımasıdır.Leikin perusajatuksena on päästä peiliksi peilin paikalle.
Bir sözcük, yazarın lehçesini yansıtıyordu.Tällä toivottiin, että joku tunnistaisi kirjoittajan tyylin.
İlçe de eğitim-öğretim açısından ileri seviyede bulunan Kars bölgesinin özelliklerini yansıtmaktadır.4. Kertoo yliopiston perustamisajankohdan epäselvyyksistä.
Bunlar yazarın çok yönlü kişiliğinin ve içinde bulunduğu arayışın bir yansıması olarak değerlendirilebilir.Olisin kiinnostunut eräästä kirjan tekijästä, joka tunnetaan...
Bunun etkileri Türkiye'ye de yansıdı.Nämä vaikutteet kantautuivat myös Suomeen.
Bu temalar onun şiir ve nesirlerine de yansır.Nämä arvot heijastuvat myös Hellénin runoissa ja lauluissa.
Bu durum arazi fiyatlarına da yansımıştır.Tällöin puhutaan myös vuosikorosta.
Tabiat ruhu yansıtır.Luonnon ajatellaan olevan sielullinen.
Yansıma değerinin belirlenmesi oldukça kolay bir işlemdir.Funktioiden evaluointimalli on hyvin yksinkertainen.
İş yükünün değişmesi yemek kültürüne yansımıştır.Yksikköhintojen muutos kuvaa tuotannon tulonjaon muutosta.
Film Ekim Devrimi'nde Bolşeviklerin zaferini ve Azerbaycan'a yansımasını konu alır.Se edusti kuvaannollisesti juutalaisten vapautumista ja bolševikkien voittoa Helmikuun vallankumouksessa.
Bu değişim işsizlik oranında da sayılara yansır.Toisaalta kysynnän muutokset aiheuttavat kausityöttömyyttä.
Genelde şiirleri edebi kalıplar çerçevesinde olup toplumsal olaylara eleştirisel bakışını yansıtır.Albumin lyriikat kertovat lähinnä poliittisesti puhuttavista aiheista ja sisältävät yhteiskuntakritiikkiä.
2001 yılında Spielberg, Tenten'i bilgisayar animasyonuyla yansıtmak konusunda ilgisini gösterdi.Το 2001, ο Σπίλμπεργκ αποκάλυψε την πρόθεσή του να γυρίσει τον Τεντέν με τη μέθοδο του computer animation.
Estonya’nın mimari tarihi ülkenin Kuzey Avrupa’daki çağdaş gelişimini yansıtmaktadır.Η αρχιτεκτονική ιστορία της Εσθονίας αντικατοπτρίζει κυρίως τη σημερινή της ανάπτυξη στη βόρεια Ευρώπη.
FIFA, Sovyetler Birliği'nin elde ettiği sonuçları Rusya'ya yansıtmaktadır.Η FIFA πέρασε τις επιδόσεις της Σοβιετικής Ένωσης ως επιδόσεις της Ρωσίας.
18. yüzyıla kadar, açık ateş yemek pişirmenin yegâne yöntemiydi ve mutfağın mimarisi hep bunu yansıtır.Μέχρι το 18ο αιώνα, η ανοικτή εστία ήταν ο μόνος τρόπος μαγειρέματος.
Tablo, ailenin günlük yaşantısından bir sahne yansıtır.Ο πίνακας εικονίζει μια σκηνή από την καθημερινή ζωή του χωριού.
Güneşin turuncu ışıkları denize yansıyor.Ακτίνες ανέμων στη θάλασσα.
Bu çalışmanın ön koşulu gerçeği yansıtmaktır.Η αφήγηση της πραγματικότητας συνιστά την πραγματικότητα του ερευνητή.
Duyularla algılanabilen dünya, doğa kanunlarının yansımasıdır.Είμαι γιατρός και μπορώ να διακρίνω τον νόμο της φύσης ως νόμο της λογικής.
İşte bu tarihi ve kültürel bağlam "Savaş ve Barış" romanına yansır.Ένα από τα διεθνώς αναγνωρισμένα ως πρότυπα και κυρίαρχα ιστορικά μυθιστορήματα είναι το «Πόλεμος και Ειρήνη».
Çukur aynaya gelen ışınlar yansıma kanunlarına uygun olarak yansır.Οι νευρώνες του νωτιαίου μυελού είναι υπεύθυνοι για τα αντανακλαστικά.
Bazı araştırmacılar, bu masalların Levant'daki mevsimsel döngü deneyimini yansıttığını ileri sürmüşlerdir.Οι ερευνητές σε διάφορες εποχές προσπάθησαν να εξηγήσουν αυτή τη στάση του Αυγούστου απέναντι στον Οβίδιο.
Ayna örtüşmezliği bir cismin aynadaki yansımasıyla birebir aynı olmaması durumudur.Η επισκόπησή του δεν είναι εύκολη χωρίς τη βοήθεια ειδικού καθρέπτη.
Görünüm gerçeği yansıtmaz.Η έκφραση της μη αλήθειας είναι το ψέμα.
İzlenimci ve kübist akımlara yöneldi ve eserlerinde bunu yansıttı.Ο Ξενοφών το συνειδητοποίησε αυτό και φυσικά το σχολίασε στα έργα του.
Ancak, bu filmdeki karakterler olumlu olarak yansıtılmamıştır.Έτσι οι χαρακτήρες στην ταινία δε φαίνεται να μεγαλώνουν.
Cribs adı çete üyelerinin gençliğini yansıtacak şekilde seçildi.Cribs blev valgt, for at afspejle, det mange unge medlemmer i banden.
Camera lucidadan herhangi bir görüntü yansıtılmaz.Der bliver ikke projiceret noget billede af et camera lucida.
Yansıtıcı LCD ekran.Materiale til LCD skærme.
Malezya mutfağı Malezya'nın çokkültürlülüğünü yansıtır.Malaysias køkken afspejler den multietniske sammensætning af befolkningen.