Bu durum, müzik tarzına ve şarkı sözlerine de yansır.Därav den sorgsna tonen och texten i sången.
Ayrıca, bu pratik olmayan çözüm Prusya'nın yeni durumunu da yansıtmıyordu.Крім того, це непрактичне рішення не врахувало новий статус Пруссії.
Boyamalar 12.000 MÖ'den 100 MS ya tarihlenir ve bu alanda kültürel ve doğal değişimleri yansıtır.Малюнки датуються 12000 до н.е. до 100 р. н.е. і відображають культурні і природні зміни в цій області.
Çevresindeki moleküler bulut NGC 1990'ı aydınlatarak, onu bir yansıma bulutsusu yapar.Зоря оточена молекулярною хмарою — NGC 1990, яку вона підсвічує, утворюючи відбивну туманність.
Yetki alanlarının bu çeşitliliği ülkenin tarihini yansıtmaktadır.Ця множинність юрисдикцій відображає історію країни.
İmparatorun ikametgâhı olan Yasak Şehir de bu yıldızın yeryüzündeki yansımasıydı.Заборонене місто, як резиденція земного імператора, був земним еквівалентом цієї сфери.
Kalyon ismi geminin kalktığı şehri yansıtacak şekilde değişmekteydi.Назва галеонів змінювалася, та надавалася залежно від міста, з якого відпливав корабель.
Bu kişilik özellikleri şiirine aynen yansımıştır.І добре, коли такими якостями володіє сам поет.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.Також він згадує своє дитинство.
Altın için 1 keV da kritik yansıma açısı 2.4 derecedir.Для золота і енергії в 1 кеВ, критичний кут складає 3,72 °.
Bir slayt projektörü , küçük bir slaytın büyük görüntüsünü ekrana yansıtır.Діапроектор, проектує велике зображення із невеликої плівки на екран.
Beiber ise "Video şarkının mesajını yani bir kızı ger kazanmayı ekrana yansıtıyor." dedi.Бібер сказав, що відео «захопить посланням пісні про спробу повернути дівчину».
Bazı orta sesli fiiller yansıtıcıdır.Середні порожнини є резонаторами.
Yine diplomasiyle Rusya ve Avusturya'nın yansızlığını sağladı.Це викликало незадоволення російської і австрійської влади.
Yani y eksenine göre yansıtıldıktan sonra bile grafiği değişmez.Завдяки їй, після кожного зняття баланс карткового рахунку не зменшувався .
Bu anlık yansımalar turistlerin sevinç nidaları çıkarmalarına yol açar.Голова сподівається, що Куляби стануть тепер більш привабливими для туристів.
Bu olgunun çağdaş yansıması Sağlık Ocağıdır.Сучасний вигляд замку є результатом цієї реконструкції.
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”Тепер вона знає напевно: «Те, що маю я, — то не любов.
Ulaan Üde sözü Sovyet devrinin ideolojik adlandırmasını yansıtmaktadır.Назва іронічно натякає на бажання «напоїти» радянського міністра.
Çok büyük bir enerji türbulansa gider ve çok azı geriye yansır.Таким чином енергія вимірюється досить точно і на коротких відстанях.
Imperia Online Ortaçağ'ın bir yansımasıdır.Імперія Онлайн відображає Середньовічний світ.
Geliş ve yansıma açıları eşittir.Відповідно і застосування їх аналогічне.
O anki görünüşleri o an hissetikleri duyguları yansıtır.Поточна емоція персонажа визначається показниками настрої, які він має на даний момент.
Çiftin gölgesi arkadaki duvara yansıyor.Ширми вишикувалися вздовж задньої стіни.
Biri yansıdıysa, aynı anda öteki de yansımıştır.При виявленні другого, один із них відбирався.
Bu bir yansız kestirimdir.Це як підтяжка обличчя.
Yapılan tetkiklerin sonucunda ölüm sebebi "doğal nedenler" olarak basına yansımıştır.Co se týče příčiny úmrtí, oficiální verze zní: přirozená smrt.
Uzun yıllar boyunca yarattığı "Alice" karakterinin Alice Liddell'in yansıması olduğu düşünüldü.Dlouhou dobu se předpokládalo, že svou „Alenku“ odvodil od Alice Liddellové.
Her bir piksel ekranın baz rengini yansıtan fosfora sahiptir.Každý reflektor má filtr odpovídající základní barvě.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.Tento fakt poznamenal i jeho dětství.
Bu onun, Marksizmin deterministik bir felsefe olmadığı görüşünü yansıtıyordu.To odráží jeho pohled na marxismus, který podle Gramsciho není deterministickou filozofií.
Burada kastedilen onur, kişinin kendi oluşunun onurudur, kendi varoluşundan utanmayışının yansımasıdır.Člověk cítí vinu za něco, co udělal, ale stydí se za to, jaký je.
Çevresindeki moleküler bulut NGC 1990'ı aydınlatarak, onu bir yansıma bulutsusu yapar.Alnilam je obklopen molekulárním mračnem NGC 1990, které hvězda zjasňuje a vytváří z něj reflexní mlhovinu.
Bu görüşü eserlerine de yansımıştır.Tento pohled na svět odráží i jeho dílo.
İletişim Yansımaları, (Vedat Demir ile ortak), Anahtar Yayınları.Životopis, kontaktní údaje, fotografie.
Ancak bu inanışın gerçeği ne kadar yansıttığı tartışma konusudur.Zůstává pochopitelně otázkou, nakolik jsou zmíněná svědectví věrohodná.
Olay mahkemeye yansır.Spor míří k soudu.
Bunun dışında 1 tane yansı adresi bulunmaktadır.Je zde evidována jedna adresa.
Firmalar için üretilen logoların firmanın ürün ve hizmetlerini yansıtması gerekir.Firemní stránky, aby vydělávaly musí prodávat produkty či služby.
Bu durum, müzik tarzına ve şarkı sözlerine de yansır.A to platí i pro hudební styl i módu."
Ne var ki, tablolarında bu yaşamın hüzünlü yanını yansıttı.Ale právě v tomto zaměstnání objevil svou pravou životní vášeň.
Bu tartışmalar partisine de yansıdı.Festival je znám též svou kontroverzní prezentací.
Işık aynı zamanda yansımalara neden olmuştur.Reflektována je tak i reflexe samotná.
Bu nedenle şehrin nüfus istatistikleri şehirde yaşanlar sayını doğru yansıtmamaktadır.Tak je oficiální počet obyvatel podle sčítání nižší než množství lidí, kteří ve městě skutečně žijí.
Karakterini tüm dolgunluğuyla yansıtır.Její postava se vyznačuje plným tělesným objemem.
Bu eserlerin amacı, kişinin görünüşünü, kişiliğini ve ruh hâlini yansıtmaktır.Člověk a vesmír odráží jeho osobnost, charakter a účel.
Paris’teki hayatını “Paris Acıları” adlı şiirinde yansıttı.Jeho poměrně známým dílem byl ,,Rozsudek pařížský".
Işığı yansıtmak yerine emen pigmentler siyah gözükür.U nosní houby se preferuje černá pigmentace.
Mikrofonların bazen hassasiyeti ses yansımasıyla artar.Zřídka se stává, že samice také odpovídají zvukem.
Millî Edebiyat'ın milliyetçi görünümü sonraki devirde Anadoluculuk ve halkçılık olarak edebiyata yansıdı.Tím jak ekonomickou iniciativu částečně přebíralo měšťanstvo začali jejich názory pronikat i do literatury.
Ona göre yalnızca zihinsel imgeler gerçekliği yansıtır.Dělá to proto, aby čtenáři představila realitu.
İnsanların ilk anıları kişilik öz elliklerini yansıtmaktadır.Na druhé straně muži se ve svých časných vzpomínkách zaměřují spíše na jejich individuální já.
Duygular bilinçaltının yansımasıdır.Myslení je kombinace pocitů.
Yapıtlarında genel olarak yaşam, doğa ve evrenin özünü yansıtmayı denedi.Ve svém identickém projevu intenzivně pátral po podstatě přírody, kosmu a univerza.
Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır.Tyto sloučeniny vykazují často velmi zajímavé vlastnosti.
Gösteriler arasındaki kafa karışıklığı ve kararsızlık, hükümet cephesine de yansıyordu.Mezi davy diváků a v řídícím středisku nastal zmatek.
Güneşin turuncu ışıkları denize yansıyor.Některé z nich v moři světélkují.
Takvîm-i Vekâyi, resmî bir gazete olması dolayısıyla makaleler esas olarak devletin görüşlerini yansıtıyordu.Jelikož jsem spisovatelem, v jistém smyslu jsem učinil veřejnost svým důvěrníkem.
Yansımanın ölçülen yoğunluğu bu genliğin karesi olacaktır.Această uitare a trecutului este socotită un act de milostenie .
ITU-T tarihçesini yansıtan H.26L adı daha az yaygın olmakla birlikte hala kullanılmaktadır.Numele H.26L, care face referință la istoria ITU-T, este mult mai puțin cunoscut, dar se folosește totuși.