Ana içeriğe geç
Sözlük

yansı ile cümle

yansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun üzerine Badinter ile Peyrefitte arasında Le Monde'un sütunlarına yansıyan bir tartışma belirmiştir.Pokorny – jedzie na osiołku, na oślątku, źrebięciu oślicy (Za 9,9).
1671 yılında Royal Society yaptığı teleskopu yansıtan bir gösteri istedi.W 1671 Royal Society poprosiło o demonstrację jego teleskopu zwierciadlanego.
Oda danslarının geleneksel koreografisi pek çok çağdaş yapımlarda yansıtılır.Elementy tradycyjnej choreografii tańców dworskich obecne są w wielu dzisiejszych choreografiach.
Yansızlık Yasaları çoğu ülkeyi pek de hoşnut etmemiştir.Większość chartów afgańskich nie jest do końca posłuszna człowiekowi.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.To przypomina mu historię z jego dzieciństwa.
FIFA, Çekoslovakya'nın elde ettiği sonuçları Çek Cumhuriyeti'ne yansıtmaktadır.Według FIVB Czechy są spadkobiercami osiągnięć Czechosłowacji.
Güneşin turuncu ışıkları denize yansıyor.Jego samotne światło oświeca dno morza."
Daha uzun ortak altdiziler tipik olarak daha yakın bir ilişkiyi yansıtır.Dłuższe zazwyczaj odzwierciedlają bliższe pokrewieństwo.
Studio 54 Angels radyonun imajını yansıtan ön plan kızlarıdır.54 Angels to grupa dziewczyn które obsługują wszystkie działania zewnętrzne radia Studio54.
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Stąd widma częstotliwości wykazywane przez mgławice refleksyjne są podobne do gwiazd, które je oświetlają.
O anki görünüşleri o an hissetikleri duyguları yansıtır.Wydaje się symbolizować to, co czuliśmy w owym okresie.
Aynı zamanda yansıtıcı teleskobu icat etti.Wysłał mu również skonstruowany przez siebie teleskop.
Algı ise somut bir nesnenin zihindeki yansımasıdır.Źródłem przechowywanych w pamięci wyobrażeń są zmysły.
Yunanistan'da soyadı kültürü, alan kişinin karakteristik özelliğini, mesleğini vb. yansıtan isimlerdir.Stąd tak popularne w Polsce nazwiska pochodzące od nazw zawodów, miejsca zamieszkania czy cech wyglądu.
Ancak bu başarılar lige yansıyamadı ve ligde 10. oldular.Nie zdołał obronić jednak tej pozycji w biegu i ostatecznie na mecie był dziesiąty.
Teleskoplarda yansıma kayıpları olabileceği için bu miktar yüzde on kadar azalır.Usterka ta ogranicza pole widzenia teleskopu o niecałe 5%.
Yansıtıcı LCD ekran.Odtwarzanie płyt CD-Audio.
Tablodaki kadının ne kadar Andrée'yi yansıttığı bu sebepten tartışmalıdır.Płatnerz zaprotestował, za co został spoliczkowany przez Andrzeja w swoim domu.
Köyün yemekleri ise yine geleneksel karadeniz mutfağını yansıtmaktadır.Ożywieniu przeszłości służą imprezy promujące tradycyjną kuchnię regionalną.
ABD ve İsrail medyası, bu saldırıyı ateşkese son veren saldırı olarak yansıttı.Zachodnie i tybetańskie źródła nazywają tę akcję zbrojną inwazją.
Bu yansımaya dağınık yansıma denir.Odpowiedź ta nazywa się dyskretną funkcją przejścia.
O dönemde içe dönük bir yaşam tarzı edinen müzisyen şarkı sözlerine de bunu yansıtmıştır.Prezentuje więc to, co muzycy w tym czasie mieli do przekazania.
Onların yansımasıyla nasıl şekillendiğini göstermek istemiştir.Wiedział co planuje po jej wyrazie twarzy.
Bu öz sunum türünde dikkat çeken nokta, bireyin öz kavramına ilişkin önemli gördüğü yönlerini yansıtmasıdır.Jednak ich wyobrażenie o własnym życiu mija się z tym co mógłby pokazać w tym temacie dyrektor.
Folge "Haberler gerçeği yansıtmıyor." dedi.Ostrzega "doświadczenie uczy nas, że prawda wyjdzie na jaw.
Bu yeni yaşam tarzı, eserlerine de yansıdı.Wyrazem nowego stylu życia była sztuka.
Düğünler köy kültürünü yansıtmaktadır.Tematem obrazu jest wesele wiejskie.
Bu durum merkez bankası bilânçosunun (3) pozisyonunda yansıtılır.Po tym wszystkim nastąpi zwolnienie zarezerwowanego obszaru pamięci w (3).
Yansıma değerinin belirlenmesi oldukça kolay bir işlemdir.Model wartościowania dla funkcji jest bardzo prosty.
Temsili demokraside ise, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır.Model demokratyczny – liczy się wola większości, a władza odwołuje się do opinii ogółu.
Bu tarihi bir yanlış algılama olup gerçeği yansıtmaz.Są one tak odrealnione, że nie mylą się z rzeczywistością.
Modern bütün dillerde doğal ses yansımalarına karşılık gelen kelimeler bulunmaktadır.Ma na celu zebranie wszystkich istniejących języków naturalnych.
Ancak bu inanışın gerçeği ne kadar yansıttığı tartışma konusudur.Chce tylko do pewnego stopnia zrozumieć prawdę, w którą wierzy.
Camera lucidadan herhangi bir görüntü yansıtılmaz.Ingen bild blir projicerad av camera lucida.
Oyunlarındaki karakterler, genellikle aile üyelerinin yansımalarıdır.Karaktärerna i hans pjäser ses ofta som direkta skildringar av hans familjemedlemmar.
Yansımanın genel örnekleri ışık, ses ve su dalgalarıdır.Vanliga exempel är reflexion av ljus-, ljud- och vattenvågor.
Üç ciltlik kitap, ABD tarihinin ilk dönemlerindeki vatansever kadınların hayatlarını yansıtır.Det bestod av tre volymer om patriotiska kvinnor i USA:s tidiga historia.
Oyunun müzikleri besteci Daniel Licht tarafından 19. yy Londrası'nı yansıtacak şekilde hazırlandı.Spelets musik producerades av kompositören Daniel Licht för att representera London på artonhundratalet.
Ancak kırmızı çiçeklere, bu çiçekler mor ışınları yansıttığı zaman giderler.Liksom de röda rosorna, kan dessa rosor avbryta demonernas attack.
Masson'un ilk eserleri kübizme olan ilgisini yansıtmaktadır.Massons tidiga verk visar hans intresse för kubism.
Isaac Newton, 1668 yılında ilk işlevsel yansıtan teleskop inşasına katkı sağlamıştır.På hösten 1668 byggde Newton sitt första reflektorteleskop.
Eleştirilerde Swift'in artık olgunlaştığı ve bunu şarkılarına da yansıttığından söz edildi.Kritikerna har även berömt Swift för hennes sätt att sätta stämningen i sången.
Bu olgu floresans, fosforesans veya ışıgın geri yansıtılması ile karıştırılmamalıdır.Det skall inte förväxlas med fluorescens, fosforescens eller ljusbrytning.
Hatta bazı fotoğraflarda sağlıklı gözlerin kırmızı olmalarının nedeni kan renginin yansımasıdır.Röda ögon är ett förhållandevis vanligt hälsotillstånd, som yttrar sig i att ögonvitan färgas röd av blod.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.Fotot är från deras barndom.
Bu nesne, Drusilla'nın yansımasını görebilmesini sağlayacak bir kolyedir.Detta får honom att söka tröst hos någon annan, Drusilla.
Bu tarihi bir yanlış algılama olup gerçeği yansıtmaz.Huruvida detta är sant eller ej kan inte längre historien fastställa.
Bu davranış Türk kültüründen etkilenen diğer komşu ve birlikte yaşanan kültürlere de yansımıştır.De kanaliserar också den rasism de själva utsatts för mot nästa generation invandrare.
Matbaanın icadı ile kitap basımının artması yemek kitabı alanına da olumlu yansıdı.Bokens nyskapande sätt att presentera matlagning blev stilbildande.
Kitap Sovyet döneminin sıkıntı, ümit, ve beklentilerini yansıtır.Det är en bok om hopp, livskraft och om storslagen uppenbarelse.
Bu çeşitlilik yörenin kültürüne de yansımış ve oldukça zengin bir kültür oluşturmuştur.Mycket tyder på att regionen var folktät med en rik och varierad kultur.
Çeşitli anti yansıtma çözeltiler Bu problemi düzeltmek için kullanılmıştır.Nästan all modern antireflexbehandling görs på detta sätt.
Bu yansımalar geri sıçrama yapmaktadır ve miktarını azaltarak ilerlemektedir.Denna konstruktion gör handen slank vilket ökar dess precision.
Ancak kısa şiirlerinde, yaşamındaki en önemli şeyleri en etkili biçimde yansıtmaktadır.Numerärt är dock översättningarna av barnböcker det mest påtagliga i hennes verklista.
Greninger şeması Laue fotoğraf geri yansımasını yorumlamak için kullanılabilir.Avledningsaffixen kan sägas skapa ett nytt lexem.
Kitap, yalın bir dille, sıradan kent insanlarının günlük hayatından anları yansıtan öykülerden oluşur.Genom intervjuer och fotografier berättar det om vardagen i byn.
Yansıma olayında ışığın hızı, frekansı, rengi yani hiçbir özelliği değişmez.Gränsen är därför inte definierad i termer av ström, spänning eller frekvens.
“ Siyahi Kadın Felsefecisi Olmak : Siyahi Kadın Felsefecileri Cemiyeti’nin Kuruluş Yansımaları”.I krigets skugga: kvinnobilder från Afghanistan.
Güneşin turuncu ışıkları denize yansıyor.Avrinningsområdets utflöde Ljusnan mynnar i havet.
Mutfak bölgenin etnik çeşitliliğini yansıtır.Föremålen illustrerar den lokala befolkningens etniska diversitet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod