Ana içeriğe geç
Sözlük

yansı ile cümle

yansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Malezya mutfağı Malezya'nın çokkültürlülüğünü yansıtır.يتشابه المطبخ الهندي في ماليزيا كثيراً مع جذوره الهندية.
Temsili demokraside ise, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır.وسائل الإعلام تبث فقط ما توافق عليه الحكومة لتعريف الناس.
İlk olarak yoldaşından yaydığı ekstra ışığı yansıtmasının gözlenmesidir.الطريقة الأولى هي ملاحظة مقدار الضوء الذي يعكسه النجم من رفيقه.
Kent halkının etnik bileşenleri tüm Dağıstan halklarının çeşitliliğini yansıtmaktadır.يعكس الكثير من عمارة المستعمرات الوسطى تنوع شعبها.
Fakir Baykurt "Mevlüt Asar'ın şiirleri kişisel özyaşamındaki yurtsuzluğu büyük oranda yansıtıyor..."والبشر في لوحات علاء بشير منشغلة بنفسها.."
Eserlerinde tarihi ve geleneksel temaları yansıtmaktadır.تتبدى في أعماله ظلال دينية وتاريخية.
Işık aynı zamanda yansımalara neden olmuştur.كما يحجب الضوء، وينعكس.
Kerberos protokol mesajları, izinsiz dinlemelere ve yansıtma ataklarına karşı dayanıklıdır.رسائل بروتوكول كيربيروس محمية ضد هجمات التنصت.
Batman trajediyi ifade ederken, Joker gülünçlüğü yansıtır."."من التناقض أن المأساة تحفز روح السخرية..
Ayrıca Jacque Fresco'nun bazı konuşmaları da dünya vatandaşlığı idealini yansıtmaktadır.ويختلف روجرز عن فرويد أيضا بنظرته المتفائلة للطبيعة الإنسانية.
Bu toplumsal değişimi de yansıtan bir durumdur.ويطلق على هذا التغير الشخصي في الرأي تحولاً.
1807'de Alexander von Humboldt coğrafî etkinin ulusal karakteri yansıttığı iddiasına karşı geldi.في 1807، ادعى ألكسندر فون هومبولت أن الطابع الوطني يعكس التأثير الجغرافي الذي يربط الطبيعة بالناس.
Bunlar hiç göz önünde tutulmuyor ve Allah'ın emri diye yansıtılıyor.فإن لم يؤد عنه السلطان، فإن الله تعالى يقضي عنه، ويرضي خصمه.
Yunanistan'ın sahip olduğu on sekiz UNESCO Dünya Mirası, ülkenin zengin tarihsel geçmişini yansıtmaktadır.وينعكس الإرث التاريخي الغني لليونان بانتساب 18 موقعا لقائمة اليونسكو للتراث العالمي.
Her foton bir optik lif içine girer ve yolu üstünde yarı yansıtıcı bir aynaya rastlar.ويسقط كل من الشعاعين على مرآة عاكسة جيدة فينعكسان إلى المرآة النصف شفافة .
Sonra 2001 Eylülünde Afganistan'daki savaşın izlerini yansıtmak için Hindistan'a gitti.وعاد إلى أفغانستان في عام 2001 لتغطية بداية الحرب.
Ayrıca, bu pratik olmayan çözüm Prusya'nın yeni durumunu da yansıtmıyordu.علاوة على ذلك، لم يعكس هذا الحل غير العملي الوضع الجديد لبروسيا في الساحة السياسية.
Bu yansımaya dağınık yansıma denir.وجهة النظر هذه يطلق عليها التوازن المنقطع.
Millî Edebiyat'ın milliyetçi görünümü sonraki devirde Anadoluculuk ve halkçılık olarak edebiyata yansıdı.كما انعكس مظهر القومية في الأدب القومي على العصر الذي بعده في شكل الأدب الشعبوي وأدب الأناضولين.
Neredeyse tüm büyük araştırma safhasındaki astronomik teleskoplar yansıtıcılardır.تعد كل المقاريب الكبيرة للأبحاث الفلكية تقريبًا مقاريب عاكسة.
Bu özelliği Balıkesir halkoyunlarına yansımaktadır.التحضير الرأسي هذا يعكس سمك المواد المختارة.
Bilim yansızdır ve nesneldir.العلم أهميته وفضله.
Bu romanında bir Osmanlı aydının yaşam öyküsünü daha çok kadınlara yansıyan bölümüyle anlattı.وكانت تحكي في روايتها هذه عن قصة حياة المثقف العثماني وذلك من خلال القسم الذي يعكس لكثير من النساء.
İkisi de birbirinin yansıması.Ambos são fiéis ao reflexo um do outro.
Halihazırdaki Sovyetler köylü ve işçilerin taleplerini yansıtmamaktadır.Os presentes sovietes não mais expressam os desejos dos trabalhadores e camponeses.
Brown gerçek bir insan olmasına rağmen Cameron gerçek hayatta yaptıklarını yansıtmamayı tercih etti.Apesar de Brown ter sido uma pessoa real, Cameron escolheu não mostrar suas ações da vida real.
H&M, koleksiyonun Madonna'nın "zamansız, eşsiz ve daima göz alıcı stilini" yansıttığını belirtti.H&M disse que a coleção reflete Madonna no "estilo intemporal, único e sempre glamuroso."
Aşağıdaki kladogram ve filogenetik tanımları, evrimsel ilişkilerin mevcut kavramlarını yansıtmaktadır.O cladograma e definições filogenéticas abaixo refletem o atual entendimento de relações evolucionárias.
Yansıma su kütlelerindeki yüzey dalgaları ile gözlemlenmektedir.A reflexão é observada com ondas de superfície em corpos de água.
Claudius'un Lyon tabletindeki konuşmasını bile imparatorun kişiliğini yansıtmayacak şekilde düzenlemişti.Até mesmo a sua versão do discurso dado por Cláudio em Lyon é apagado o rasto da personalidade do imperador.
Ve çoğu albumümüz bunu yansıtıyor.A maioria das canções do álbum reflete essa ideia.
Ayrıca, bu pratik olmayan çözüm Prusya'nın yeni durumunu da yansıtmıyordu.Para além disso, esta solução, pouco prática, não reflectia o novo estatuto da Prússia em todo o contexto.
Zemin, sulu bir etki sağlamak için koyu mavi yansıtıcı bir boyayla boyandı.O chão foi pintado com uma tinta reflexiva azul escura para dar um efeito de água.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.Habeant possideant (“Eles possuem”), foram as suas palavras.
Dünya'nın ortalama yansıtabilirliği 0.3'tür.O albedo médio da Terra é de cerca de 0,3.
Diğer bir deyişle, karasal ekvatorun uzaya bir yansımasıdır.Em outras palavras, é uma projeção do equador terrestre para o espaço.
İnternet Galaksi, İnternet Üzerindeki Yansımalar, İş ve Toplum.A Galáxia da Internet: reflexões sobre a Internet, os negócios e a sociedade.
Üniversite binaları modern ancak Katarın geleneksel mimarisini yansıtan biçimde yapılmıştır.Outros ainda estão tomando forma com base na transformação de parques tradicionais.
Poe'nun yazımı, kendi edebi teorilerini yansıtır: Didaktizme ve alegoriye karşıdır.Em suas teorias literárias Poe reflete: não concordava com o didatismo e alegoria.
Bizans kültüründe, imparator, Tanrı'nın bir yansımasıydı.Na cultura bizantina o imperador era uma reflexão de autoridade celestial.
Tablo, ailenin günlük yaşantısından bir sahne yansıtır.A série tira seu humor das situações quotidianas da família.
2001 yılında Spielberg, Tenten'i bilgisayar animasyonuyla yansıtmak konusunda ilgisini gösterdi.Em 2001, Spielberg revelou seu interesse em fazer Tintim como uma animação computadorizada.
3 boyutlu bilgisayar grafiklerinde dağınık yansıma, küresel yansımanın önemli bir parçasını oluşturur.Em gráficos computacionais 3D, a inter-reflexão difusa é um componente importante da iluminação global.
Çevresindeki moleküler bulut NGC 1990'ı aydınlatarak, onu bir yansıma bulutsusu yapar.Epsilon Orionis é cercado pela nuvem molecular NGC 1990, que é iluminada com seu brilho.
Doğrudan duygularımı yansıttığım müziklerimin öfkeli bir yönü olduğunu düşünüyorum."Eu acho que há um aspecto de raiva na minha música que reflete diretamente meus sentimentos naquele momento."
Bu yüzden yansıma bulutsuları tarafından gösterilen titreşim tayfı, aydınlatıcı yıldızlarınkine benzerdir.Por isso, o espectro das nebulosas de reflexão é semelhante ao das estrelas que as iluminam.
Yansımanın genel örnekleri ışık, ses ve su dalgalarıdır.Exemplos comuns incluem a reflexão da luz, som e ondas.
Kredili hayvancılık çok az miktarda olup, genele yansımamaktadır.Aparentemente este espécie é pouco ou nada cultivada..
Ana madde: Düzlem aynalar Yansıtıcı yüzeyi düz olan aynalardır.Isto é, subvariedade mergulhadas são exatamente as imagens de mergulhos.
Bu acı dolu tecrübeler eserlerine büyük oranda yansımıştır.Isso é bastante claro nas experiências de dor.
Ancak bu yapıtın asıl üstünlüğü ve ebedi değeri, büyük bir kişinin zihninin sadık bir yansıması olmasındadır.Mas seu valor supremo consiste no fato de representar fielmente o reflexo da mente de um grande homem.
Görünüm gerçeği yansıtmaz.Clara não revela a verdade.
Schein'a göre organizasyon kültürü zamanla öğrenilenlerin bir yansımasıdır.De acordo com Schein, este nível forma o coração da cultura de uma organização.
FIFA, Sovyetler Birliği'nin elde ettiği sonuçları Rusya'ya yansıtmaktadır.A FIFA considera a Rússia como a equipe sucessora da URSS.
İmparatorun ikametgâhı olan Yasak Şehir de bu yıldızın yeryüzündeki yansımasıydı.A Cidade Proibida, como residência do Imperador terreno, era seu correspondente na Terra.
Asıl görüşlerini ve özenini ürüne yansıtan, böylelikle ürünü canlı hissettiren biri."Para colocar o seu pensamento real e seu cuidado em seu produto, pois ele parecerá vivo".
Yediden Yansımalar, 1997.Sete Caminhos, 2007.
Güneşten aldığı ışığı yansıtır.Veio-lhe o reflexo do sol.
Bu farklılıklar, ürün özelliklerine yansımaktadır.Estas dimensões características deviam-se às necessidades do processo produtivo.
Ayrıca yansıma ve şeffaflık efektlerine sahiptir.Além disto, há os efeitos renais e a febre.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod