yanlış ile cümle

yanlış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bir çocuk hayali bir gitarı çalar gibi yaparken, yanlış nota yoktur.Like a child playing air guitar, there are no wrong notes.
Fakat böyle bir tercih yapmak yanlış olmaz mı?But it would really be foolish to choose either one, right?
Çözüm kümesinde olmadığından 0 yanlış sonuç vermeli.Based on this, 0 should not work.
Bu, yanlış bir tercih olmaz ancak çok ama çok ama çok dikkatli olmalısınız.And you wouldn't be completely wrong. But we have to be very, very, very careful here.
Dolayisila, bu biraz yanlis bir alinti.So it's a slight misquote.
Baska-- Vikipedi'ye iliskin medyadin yarattigi yanlis bir izlenim sozkonusu.There's a media storyline about Wikipedia, which I think is false.
Yanlış var mı Şeyh Mehmet Efendi?Is there anything wrong S. Mehmet Effendi? S.M. Astaghfirullah.
Ve sonra bu video kokuşacak, çünlü tüm bu bilmeme yanlış olacak.These problems will be solved before too long. And then this video will really stink,
Çoğu amonyak soğutma tablosunun yanlış olduğunu kanıtladık.It topped 400 psi.
Bu konuşma yazım yanlışlarını düzeltme hakkında olacak.This talk is about righting writing wrongs.
Hayır, seste hata yok -- yazım yanlışlarını düzeltme.No, the sound's not faulty -- righting writing wrongs.
Yanlış anlamayın: Orta Doğu'da da komedi var.Don't get me wrong: it's not like we don't have comedy in the Middle East.
Yani, ortada düzeltilmesi gereken yanlışlar var.Clearly, there are wrongs that need to be righted.
Hadi hikayeyi beraber değiştirelim ve yazım yanlışlarını beraber düzletelim.Let's change the narrative together and let's start righting writing wrongs.
Tabii ki olamazlardı çünkü yanlış noktaydı.And, of course, they couldn't have been because it's in the wrong spot.
Ah, yanlış yere girdim.Oops, I turned the wrong way.
Yani yanlış yerleştiremezsiniz.So you can't put them the wrong way.
Yanlış düşünüyordu, bazı insanlar dikkate alıyordu, ancak farklı sebeplerden ötürü.He was wrong. Some people were paying attention, but for the wrong reasons.
"Yanlış dağıtım kanalı kullanıyormuşuz.""We've been using the wrong distribution channel."
"Doğrudan satış gücü lazım" ya da "Hey, ortaklarımız yanlış.""We need a direct sales force," or "Gee, we have the wrong partners."
Bir orta yaşlı erkeğin verebileceği tüm yanlış kararları verdimI mean, I made every wrong choice a middle-aged man could make.
Doğru mu yanlış mı bilmiyorum.I don't know if that's true or not.
Bazen o sayıyı yanlış bulabilirsiniz.And sometimes you get it wrong.
"Yanlış Numara" kelimesi "Alo" kelimesinden daha revaçtaydı.In fact the words "wrong number" were more popular than the word "Hello." (Laughter)
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Because you don't know whether you're right or wrong, and so all you seek is divine empathy.
"Hamid, Ahmed, onları yolcula" diye yanlışlıkla seslendim.I accidently said, "Hamid, Ahmed, show them downstairs!"
(Misafir)Hayır, yanlış klip.(Guest) No, we got the wrong clip
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)But that doesn't prevent them from both being completely false. (Laughter)
O yüzden 2,000 adet olduğunu söylemek yanlış olmaz.So it's safe to say that there are 2,000 films.
Bazı şeyleri yanlış görmüş olamaz mısın?Didn't you see it wrong or something?
Bana öyle geliyor ki hepimiz yanlış yöne yöneltilmişiz.It seems to me that we're all pointed in the wrong direction.
Elindeki--hidrojen atomları yanlış yerdeler.You've got -- the hydrogen atoms are in the wrong place.
O bana onların yanlış olduğunu söyledi.He said they were wrong.
Ama eğer bu kayıplar veya arttırımlar yanlış gen üzerinde olursa belki hasta hissedecektik.But if these deletions or amplifications occurred in the wrong gene, maybe we'll feel sick.
Tam bir yanlış, değil mi? (Kahkahalar)(Laughter)
Şimdi burayı yanlış anlatmayayım, o şekilde gitmedi.Now don't get me wrong here, it didn't go like this.
En iyi enstitülerdeki en iyi kafalar genellikle onu yanlış anlıyorlar.The best minds in the best institutions generally get it wrong.
Bu bilginlerin, CIA'in, MI6'in her zaman yanlış anladıkları yer olan politikanın alanının içindedir.This is in the area of politics, where pundits, the ClA, Ml6 always get it wrong.
Yine yanlış.Wrong again.
Tamamen yanlış olduğunu, ben eminim!THAT'S all wrong, I'm certain!
'Yanlış bir iki gün!' Şapkacı içini çekti.'Two days wrong!' sighed the Hatter.
'Kırıntıları hakkında yanlış,' Sahte Kaplumbağa şunları söyledi: 'kırıntıları tüm yıkayın. deniz.'You're wrong about the crumbs,' said the Mock Turtle: 'crumbs would all wash off in the sea.
Biliyorum bazı yerleri yanlış yapabiliyorum.I knew something was wrong there.
-8 değil, Yani bu yer de yanlış. x -1 iken, y artı 8'e eşittir.Not negative 8, so ignore this right here. When x is negative 1, y is positive 8.
Bunu yanlış söylediğimi biliyorum.I know I'm saying it wrong.
İnsanlar yanlışın nerede olduğunu bulamıyorlar çünkü başka bir sistemden haberleri yok.People don't know what's missing; they don't know any other system.
Yanlış bölge seçimi ! Ama...Bad zoning, but ..." (Laughter)
Şu noktayı sileyim, çünkü yanlış yerde.So this is the first parametrization.
Doğru mu yanlış mı diye senin bulmanı istedim.So, find it. So, I can see if it's this one or not.
Yanlış bir şey söylemediniz.What you say isn't wrong.
Buradaki kişi Park Chae Rin'i getirdiğini sanıyor... ...fakat bir yanlışlık var.It seems like you asked this guy to grab Park Chae Rin, but this moron got the wrong-
Yanlış anlamış olabilirsin fakat böyle nedenlerle bunu yapmıyorum.I'm saying this just in case you might misunderstand. I'm not doing this for your sake.
Peki, bu resimdeki yanlış nedir?So, what's wrong with this picture?
Profesörlerimin tamamen yanlış olmadıklarının farkına vardım.And I really discovered that my professors weren't completely wrong.
Bütün dersin yanlış olduğunu düşündüm.I'd taught the whole lesson wrong.
Bütün dersin yanlış öğretmişim.I taught the whole lesson wrong.
Bir öğrenci 18'ini yanlış yaptı.A student missed 18.
Hepsini yanlış yapmamışsın." dedim.You got two right. You didn't miss them all."
"Birileriyle sohbet etmenin nesi yanlış?""What's wrong with having a conversation?"
Ve haham der ki, "İkiniz de beni yanlış anladınız."And the rabbi said, "You've misunderstood me.
İlgili Sayfalar