yanlış ile cümle
yanlış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tasarım stüdyosu ve fabrika arasında yanlış giden neydi?What went wrong between the design studio and the factory?
Bize göre buradaki amaç , yanlış kullanım olasılığını olabildiğince azaltmaktır.So the idea here is you want to make it hard to use wrong.
Yanlış giden bir iki şey değil; çoğu şey.It's not just one or two things that go wrong, it's most things.
"Burada bir yanlışlık var." dedim.I said, "Something's wrong here."
Bu yanlış, dedim kendi kendime.I thought, this is wrong.
"Bu tamamen yanlış. Gerçekten bundan etkilenen insanlara danışmamanız çok kötü.This is terrible that you don't consult these people who are actually affected.
Eğer iki kez yazsaydık, yanlış olur muydu?If we wrote it twice, would it be wrong?
Yanlış işaretleme yaparız.We do mark that wrong.
Kesinlikle yanlış işaretleme yaparsın.You actually do mark that wrong.
Bu yüzden bu bilgi yanlıştır. -Either you are lying, which is possible, or you accounted for it wrong
Ya yalan söyleniyor, olabilir, veya toplam tutar yanlış hesaplandı.Or maybe the prices of apples and bananas actually changed between the two visits of the market.
3 yıl sonra ne kadar yanlış olduğumu farkettim.Three years later, I found out how wrong I was.
Sehpaya yanlışlıkla çarptığınızda bacağınızda oluşan bir morluğu düşünün.Think of the bruise you get on your shin when you inadvertently bang your leg into the coffee table.
Ya eğer yanlış düşmana karşı savaşıyorsak, insülin direncinden ziyade obezite ile savaşıyorsak?So what if we're fighting the wrong war, fighting obesity rather than insulin resistance?
Ya obezite hakkındaki bazı temel fikirlerimiz yanlışsa?What if some of our fundamental ideas about obesity are just wrong?
Yoon Joo, umarım yanlış anlamamışsındır...Yun Ju, I hope you don't jump to conclusions.
Yanlış anlamadım ama böyle bir yönün olduğunu bilmiyordum.I won't... But you had this side of you?
Yanlış anlama.Don't misunderstand.
Sanırım bir yanlış anlaşılma oldu.There is something wrong.
Galiba bir şeyi yanlış anlamışsın.I think you must have misinterpreted something.
Yanlış görmüşsün, Anne.I think you saw it wrong...
Tahminin baştan yanlış.You concluded wrong.
Ha, yanlış aracı kullanıyormuşum.)Oh, I was using the wrong tool.)
Yanlış yaptım.I messed up.
Hep yanlış yapıyorum.) [Daha fazla hata](Oh, man.
Sende yanlış olan birşey yok mu ?Isn't there anything wrong with you?
"Summat yanlış", Hall ve Henfrey söyledi anlaşma başını salladı."Summat wrong," said Hall, and Henfrey nodded agreement.
"Ben ne yapabilirim?" Diye dayanılmaz yanlış bir ses tonuyla yeniden başladı."What do I make by it?" he began again in a tone of unendurable wrong.
Üzerinde düşünüp, şöyle deyip durdu: ne yanlıştı?And he would think it through and say, "What was wrong?
Yanıt şuydu: Diyet Pepsi'nin verilerini incelerken yanlış soruyu soruyorlardı.And that is, that when they analyzed the Diet Pepsi data, they were asking the wrong question.
Yanlış yaptınız.You're wrong.
Tamemen yanlış düşünüyormuşuz!"We've been thinking all wrong!"
Ve Howard bu duruma baktı ve bu yanlış dedi!And Howard looked to that and said, "That's wrong!"
"Yanlış düşünüyorsun!"You know what? You're wrong!
Yani, beni yanlış anlamayın.I mean, don't get me wrong.
"Oh, ben tamamen yanlış yoldayım.I'm on totally the wrong track here.
En kötüsünde de, yanlış yönde 13 mil.Worst ever, 13 miles in the wrong direction.
Kütle merkezini kullanmak yerine cismi bir noktadan sabitlemek de yanlış olmaz.And that's also true, if we didn't use the center of mass, but instead we fixed the point.
Belki yansıma bir sözcük değil ama söylenişi bile size bir şeyin yanlış olduğunu gösteriyor.It's not exactly an onomatopoeia, but it's cacaphony tells you it's not something you want.
Bu şekilde gece gündüzü takip ettiği sürece, Hiç bir insana yanlış yapamazsın.And it doth follow, as night the day, that thou canst not then be false to any man.
Kırmızı yanlış, mavi doğru.Red is wrong, blue is right.
Ama bunu araştırmadım, o yüzden tamamen yanlış tahmin ediyor da olabilirim.Got no way of tracking it, so I could be totally wrong.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.So those are cool images.
Neyse, bunun yanlış bir yol olduğunu söyledim.Anyway, I said this was an incorrect way of doing it.
Çoğu insanın kendince çizdikleri sınırlar sonuçta yanlıştı.What most people thought it's boundaries were turned out to be wrong.
Şöyle diyor, "Bazı yanlış inaçlar ve hayaller yüzünden gelecekteki hallerimizi göz ardı edebiliriz."He said that, "We might neglect our future selves because of some failure of belief or imagination."
Bu günlerde yanlış cevapları işaretlemek için yıldız kullandıklarını bilmiyor musun?Don't you know people get questions wrong on purpose?
Hayır. Hepsi yanlış. Bakacak bir tarafı yok?What's the point, you got every single one wrong.
Peki yanlış olan nedir?So what's wrong?
Carillo'nun kimliğini saptayan o gençlerin hiçbiri yanlış kişiyi işaret ettiklerini düşünmüyordu.None of those teenagers who identified him thought that they were picking the wrong person.
Düşmek için uzun bir yoldu eğer yanlış yapsaydınız.That's a long way to fall, if you get it wrong.
İnsanlar doğru şekilde davranmak istiyorlar ancak yanlış yönlendiriliyorlar.So, there would be no need for weapons.
Deneylerin hepsi yanlıştı.Experiments were all wrong.
Deneyler yanlış olmalıydı, ve öyleydi.The experiments had to be wrong, and they were.
Bu yanlış, çünkü kuram kuantum mekaniktir.That's wrong because the theory is quantum mechanical.
Bir biçimde bununla ilgili çok fazla yanlış şey duydunuz.You've heard a lot of wrong things about it anyway.
Bunun hakkında pek çok yanlış şeylerle dolu filmler bile var.There are even movies about it with a lot of wrong stuff.
Burada yanlış olan bir şeyler var.Something is wrong there.
Bence yanlış yöne gidiyoruz.I think we're going the wrong way.
Ya öyle, ya da haritayı yanlış tutuyorsun.That, or you're holding it wrong.
İlgili Sayfalar