Siegfried’in borusu yankılanır.Då ljuder plötsligt Siegfrieds horn.
Olaylar, dünya çapında yankı bulmuş olup Baltık ülkelerinin bağımsızlık ilanlarını hızlandırdı.Bilderna visades över hela världen och ökade det internationella stödet för baltisk självständighet.
Bu film, tüm dünyada büyük yankı uyandırmakla birlikte günümüzdeki etkisini hala sürdürmektedir.Filmen har haft en mycket stor betydelse för långfilmens fortsatta genomslag i världen.
Cennet ve dünya ilahiyi yankılasın!Tillsammans får människan och Gud jorden att leva.
Bu olaylar ve takip eden dava İtalyan medyasında büyük yankı uyandırdı.Olyckan samt påföljande rättegång fick stor uppmärksamhet i åländska media.
Bu olay dönemin kamuoyunda yankı yapacak ve gazetelerce de manşetten verilecektir.Han brukar lösa sina fall samtidigt som han driver tidningen.
Buna rağmen bu dava uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.Ця судова справа викликала широкий міжнародний резонанс.
Bu araştırma Tıp Dünyasında oldukça yankı bulmuştur.Ця точка зору набула широкого впливу в медичному середовищі.
Durum Kıbrıs Cumhuriyeti'nde de yankılandı.Складне становище було і всередині Домініканської Республіки.
Bu istek yankı bulmakta gecikmez.Але цей задум не знайшов широкого відгуку.
Yarasalar yankıyı kullanırlar.Кажани використовують ехолокацію.
Bizim Dünyayı Kurtaran Adam dışarıda da büyük yankı uyandırdı 'kült film', 'en kötü film' olarak.Наша людина, яка зберігає світ, також мала великий вплив назовні як "культовий", "найгірший фільм".
Programın sunuculuğunu ise Neşet Ruacan yapıyordu.[1] Yankılar.Нешет Руаджан був ведучим програми.[один] Відлуння.
Öğrencilik yıllarında kurdukları "On'lar grubu" yankı uyandırmıştı.Těm, kdo se vi(m) naučí, slouží pak věrně desítky let.
Şarkı kısa sürede tüm Türkiye'de büyük yankı uyandırdı.Píseň brzy dosáhla značné popularity na celé Ukrajině.
Şarkıya Auto-Tune ile yankı efekti verilmiştir.Proslul využíváním efektu Auto-Tune.
Vergi skandalı Türk medyasında da büyük yankı uyandırmıştır.Tureckou politickou scénou otřásá rozsáhlý korupční skandál.
50 Eflak'dan yankılar (1850) Freiheitslieder op.Padesátihaléřové mince vzor 1993 (podle vyhl.
Sesi yankılıdır.Hláska je znělá.
Bu kitap geniş yankılar uyandırdı.Díky tomu kapela zaznamenala velké ohlasy.
Cennet ve dünya ilahiyi yankılasın!Nebe i země jsou plny tvé slávy.
Adanın yitirilmesi Kartaca’da büyük yankı yapacaktır.Explorarea insulei va avea un rol destul de important în Castaway.
Video, başta McCain cephesinde olmak üzere siyaset dünyasında yankı buldu.Videoclipul a cauzat rumoare în lumea politică, în special în tabăra lui McCain.
Bu istek yankı bulmakta gecikmez.Această hotărâre nu a întârziat să dea roade.
Bu kayıtlar içerisinde, "That Feeling in the Moonlight" ve "Harriet" büyük yankı uyandırdı.În acest context ceea ce Metallica a făcut pe “Ride the Lightning” a surprins pe toată lumea.
Bu dalgaların yankıları Dünya'da Deep Space Network 'un büyük çanak antenleri tarafından tespit edildi.A feladatokat kódolt formában a Deep Space Network antennái egyikén töltik fel a roverbe.
Albümden çıkan singlelar Hidden Place, Pagan Poetry ve Cocoon büyük yankı uyandırdı.Az album mellé három kislemez jelent meg: Hidden Place, Pagan Poetry és Cocoon.
Onlar gelecekten bir yankıdır ve orada çok kaldıkları için bu duruma gelmişlerdir.Az együttlétük bensőséges, mert ebben a helyzetben sokáig elidőzhetnek.
Olaylar, dünya çapında yankı bulmuş olup Baltık ülkelerinin bağımsızlık ilanlarını hızlandırdı.Tapahtuma sai runsaasti huomiota kaikissa Baltian maissa ja vauhditti niiden itsenäistymistä.
Olay, ABD ve Türkiye'de yankılandı.Tämän nähtiin heikentävän Turkin ja Yhdysvaltain suhteita.
Buna rağmen bu dava uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.Tuomio onkin herättänyt laajaa kansainvälistä paheksuntaa.
Bu keşif tüm dünyada yankı uyandırdı.Uutinen herätti kohua ympäri maailmaa.
Özellikle 1981'deki açlık grevi büyük yankı yaratmıştır.Το 1984 πυρκαγιά προκάλεσε μεγάλες καταστροφές στις καλλιέργειες.
Olay Britanya medyasında büyük yankı buldu ve Aragonés'in atılması için telefonlar yağdı.Dette tilfælde skabte stor tumult i britiske medier, og man forlangte at få Aragonés fyret.
Sesi yankılıdır.Lydene er tillærte.
Yankı da olmaz.Heller ikke Siff.
Siegfried’in borusu yankılanır.Thulesens image skinner stærkt.
Fakat toplumun bununla nasıl yankılanacağı toplumun autopoietik işlemi olacaktır.Jeg misunder bestemt ikke de mennesker, der skal køre dette samfund som politikere.
Tasarımı büyük bir yankı uyandırmıştır.Udblæsningen gav et drønende brøl fra sig.
Hareket, halk arasında büyük yankı uyandırdı.Giftermålet vakte stor forargelse blandt byens gejstlighed.
Bu dönemde yankı süreleri 2 s'ye kadar uzamıştır.For tiden er dette satt til 2 pst. pp. a.
Buna rağmen Saddam’ın saraylarından birisinin ele geçirildiği haberinin yankısı büyük olur.Dermed blir noen av Sal`s menn arrestert.
Bu keşif tüm dünyada yankı uyandırdı.Hendelsen skapte sterk oppsikt verden over.
Semiha Yankı Türkiye'yi temsil etme hakkı kazandı.Zjanar Duğalova vant dermed retten til å representere landet i Tyrkvisjonens sangkonkurranse.
Bu engelleme, Türkiye'de ve dünyada çeşitli yankılar uyandırmıştır.Avgjørelsen vekket sterke reaksjoner både i Russland og andre steder i Europa.
Makalesi vuruş ve yankılar hakkında ustaca bir tartışma ile sona erer.Krigen begynte over en krangel mellom Kérkyra og Epidamnos.
Siegfried’in borusu yankılanır.Bentuk Nordik Kuno Siegfried akan Sigfroðr.
Kısa bir süre sonra, tüm şehir, Sovyet silah ve tank atışlarıyla yankılanmaya başladı.Pagi harinya, sejumlah tank Uni Soviet melepaskan tembakan.
Sesi yankılıdır.Âm được làm Liệt khanh.
Bu kitap geniş yankılar uyandırdı.Quyển sách này đã gây được tiếng vang lớn trên văn đàn.
Ölüm motifi yankılanırken perde açılır.Khi trai chết thì vỏ trai sẽ mở.
Gerçek yankı, bir ses için alınan bir tek yansımadan oluşur.Một tiếng vang thực sự là một âm phản chiếu duy nhất của nguồn âm thanh.
Siegfried’in borusu yankılanır.Gương mặt Göbbels rạng rỡ hẳn lên.
Ancak hata yaptığınızı anlayıp o insana geri dönmek istediğinizde o insan yankının içinde kaybolmuştur. "「あなたが人を裁く同じ方法であなたは裁かれ、あなたが使う尺(measure)であなたは計られる(be measured)だろう」。
Yankı da olmaz.^ イラストもない。
Ormanlarda, dağlarda dolaşan yankı (aks-i sada) perisi.山上(やまがみ) 正十字騎士団団員。
Yankı uyandırması beklenen deney, başarısızlıkla sonuçlanmıştır.水深を測る実験は失敗に終わった。
Özellikle 1981'deki açlık grevi büyük yankı yaratmıştır.特に1981年の活躍は秀逸であった。
Yankı ile yönbularak hareket eder ve avlanırlar.下界に降り大和撫子探しに奔走する。
Örneğin 21 tesla manyetik alanı içerisinde protonlar 900 MHz ile yankılanırlar.比方说,在场强为21特斯拉的磁场中,质子的共振频率为900MHz。