Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.Aber dann sprach wiederum die Tatsache, dass Metastasen nicht zu Skelettmuskeln gehen, dagegen.
Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.Czemu zatem przerzuty do tych mięśni są tak rzadkie? Te ich wyjaśnienia wydawały mi się mało przekonujące.
Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.하지만, 골격근에는 전이도 없다는 사실이 이 가설은 틀렸다는 느낌을 주었습니다.
Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.Maar het feit dat de uitzaaiingen niet naar skeletspieren gingen, maakte dat onwaarschijnlijk.
Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.Mas, então, o facto de as metástases não invadirem o músculo fazia isso parecer improvável.
Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.Nhưng lí do này có vẻ không chắc lắm về việc di căn không tới cơ xương.
Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.Továbbá az idegszövetben - az agyban - lehet rák, holott az agyszövet is termináltan differenciált.
Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.Но опять же, тот факт, что метастаз не проникает в мышечную ткань, все равно необъясним.
Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.Но от друга страна, фактът, че метастазите не отиват при скелетния мускул, правеше това не много вероятно.
Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.אבל שוב, העובדה שגם לא היו גרורות ברקמת השריר הטילה ספק בהסבר הזה.
Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.لكن مره اخرى، حقيقة ان الانتشار لا يذهب للعضلات جعل هذا التفسير غير وارد.
Öte yandan, kas metastaza da uğrayabiliyor, bu yüzden bu açıklama yetersiz kalıyor.という事実を考えるとそれはなさそうです それに神経組織である脳はガンになります
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Ale Kinsey pisze, że orgazm u jednej z badanych pojawiał się, gdy ktoś głaskał jej brew.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Ale Kinsey také vyzpovídal ženu která mohla být přivedena k orgasmu tak, že jí někdo hladil obočí.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Ale Kinsey tiež vyspovedal ženu, ktorá mohla byť privedená k orgazmu tým, že niekto hladkal jej obočie.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Dar Kinsey a intervievat și o femeie care putea ajunge la orgasm dacă cineva îi mângâia sprânceana.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Kinsey também entrevistou uma mulher que podia ser levado ao orgasmo se alguém lhe afagasse a sobrancelha.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Maar Kinsey interviewde ook een vrouw die een orgasme kon krijgen als iemand haar wenkbrauw aaide.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Men Kinsey interviewede også en kvinde der kunne få en orgasme ved at nogen strøg hendes øjenbryn.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Men Kinsey intervjuade även en kvinna som kunde få orgasm genom att någon strök hennes ögonbryn.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Namun Kinsey mewawancarai seorang wanita yang dapat mencapai orgasme jika seseorang mengelus alisnya.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Pero también Kinsey entrevistó una mujer que podía llegar al orgasmo si alguien le acariciaba la ceja.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Но Кинси интервюирал една жена, която можела да бъде доведена до оргазъм, ако някой я гали по веждата.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.Но кроме того, Кинси расспрашивал женщину, которая могла получить оргазм, когда ей гладили бровь.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.אבל קינסי ראיינה אישה שהצליחה להגיעה לאורגזמה באמצעות מישהו שליטף את גבות העיינים שלה.
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.ولكن أيضا كينسي أجرت مقابلة مع امرأة تستطيع الوصول للرعشة الجنسية عن طريق مداعبة حاجب عينها من قبل شخص آخر
Öte yandan Kinsey, kaşının biri tarafından okşanması ile orgazma ulaşabilen bir kadınla görüşme yapmıştı.他人に眉毛をなでてもらう事で オーガズムに達する女性にインタビューしています 半身あるいは全身麻痺のように
Öte yandan kocaman bir Felsefe Taşının olması malzeme olarak inanılmaz miktarda insan kullanmak demek.Del resto, se volessi una Pietra Filosofale molto grande, servirebbe un quantitativo incredibile di persone.
Öte yandan kocaman bir Felsefe Taşının olması malzeme olarak inanılmaz miktarda insan kullanmak demek.Hvis man vil have en stor Sten, - - kræver det, at masser af mennesker bliver ofret.
Öte yandan kocaman bir Felsefe Taşının olması malzeme olarak inanılmaz miktarda insan kullanmak demek.Jos Viisasten Kivi olisi valtava- -raaka-aineeksi tarvittaisiin valtavasti ihmisiä.
Öte yandan kocaman bir Felsefe Taşının olması malzeme olarak inanılmaz miktarda insan kullanmak demek.Om man hade en stor De Vises Sten- -skulle massvis av människor ha behövt offras.
Öte yandan kocaman bir Felsefe Taşının olması malzeme olarak inanılmaz miktarda insan kullanmak demek.Para tener una Piedra Filosofal de gran tamaño se debe usar una cantidad enorme de gente como material.
Öte yandan kocaman bir Felsefe Taşının olması malzeme olarak inanılmaz miktarda insan kullanmak demek.Żeby otrzymać ogromny Kamień Filozoficzny, trzeba by zużyć na niego niewiarygodnie dużo istnień.
Öte yandan kocaman bir Felsefe Taşının olması malzeme olarak inanılmaz miktarda insan kullanmak demek.Όμως, για μία τεράστια Φιλοσοφική Λίθο, θα απαιτούνταν απίστευτα πολλοί άνθρωποι ως υλικό.
Öte yandan kocaman bir Felsefe Taşının olması malzeme olarak inanılmaz miktarda insan kullanmak demek.Но если это Философский Камень огромных размеров, значит, на его создание ушло огромное количество людей.
Öte yandan kötü niyetli ve rahatsız edici değildi.although even at that point it was clear
Öte yandan, "Kral" dedi.Hand ", sagte der König.
Öte yandan, "Kral" dedi.한편, '왕이 말했다.
Öte yandan, "Kral" dedi.Por outro lado, "disse o rei.
Öte yandan, "Kral" dedi.Toisaalta "kuningas sanoi.
Öte yandan, "Kral" dedi.Ugyanakkor, mondta a király.
Öte yandan, "Kral" dedi.יד, "אמר המלך.
Öte yandan, "Kral" dedi.اليد ، قال الملك.
Öte yandan, "Kral" dedi.(陪審がすべて再び明るく。)"陛下をしてください、"ジャックは私が"、言った
Öte yandan, Kuzey Afrika ülkelerinde ve Güney Akdeniz ülkelerinde, büyük bir nüfus artışı görülmektedir.Die Zahl der Konsumenten mit mittleren Einkommen wächst weltweit rasant, vor allem in Asien (36).
Öte yandan, tüm hayatım boyunca keman çalmıştımPe de altă parte, am cântat la vioară toată viaţa.
Öte yandan, Kuzey Afrika ülkelerinde ve Güney Akdeniz ülkelerinde, büyük bir nüfus artışı görülmektedir.Hkrati severnoafriške države ob južni obali Sredozemskega morja doživljajo močno rast prebivalstva.
Öte yandan, Kuzey Afrika ülkelerinde ve Güney Akdeniz ülkelerinde, büyük bir nüfus artışı görülmektedir.Samaan aikaan Pohjois-Afrikan maat sekä Välimeren alueen
Öte yandan, Kuzey Afrika ülkelerinde ve Güney Akdeniz ülkelerinde, büyük bir nüfus artışı görülmektedir.Samtidigt upplever norra Afrika längs södra Medelhavskusten en kraftig befolkningstillväxt.
Öte yandan, Kuzey Afrika ülkelerinde ve Güney Akdeniz ülkelerinde, büyük bir nüfus artışı görülmektedir.Zároveň krajiny severnej Afriky pozdĺž južnej časti Stredozemného mora sú svedkami vysokého rastu populácie.
Öte yandan, mobilya kadar görebildiği gibi, en ufak değildi kullanın.A bútorok, a másik viszont, amennyire lehetett látni, nem volt a legcsekélyebb használni.
Öte yandan, mobilya kadar görebildiği gibi, en ufak değildi kullanın.가구, 반면에까지 하나 볼 수 있듯이, 조금의 아니 사용합니다.
Öte yandan, mobilya kadar görebildiği gibi, en ufak değildi kullanın.les meubles, d'autre part, aussi loin qu'on pouvait voir, n'était pas de la moindre utilisation.
Öte yandan, mobilya kadar görebildiği gibi, en ufak değildi kullanın.los muebles, por otro lado, en lo que se podía ver, no era de lo más mínimo uso.
Öte yandan, mobilya kadar görebildiği gibi, en ufak değildi kullanın.הרהיטים, לעומת זאת, ככל שאפשר לראות, לא היה שמץ של השימוש.
Öte yandan, mobilya kadar görebildiği gibi, en ufak değildi kullanın.الأثاث ، من ناحية أخرى ، بقدر ما يمكن للمرء أن يرى ، لم يكن من أدنى الاستخدام.
Öte yandan, mobilya kadar görebildiği gibi, en ufak değildi kullanın.使用してください。 しかし、おそらく彼女の年齢の若い女性の熱狂的な感性にも役割を果たした。
Öte yandan, müdürler ve güvenlik görevlileri, bunu o kadar da komik bulmadı.Ale menedżerom i ochroniarzom wcale nie było do śmiechu.
Öte yandan, müdürler ve güvenlik görevlileri, bunu o kadar da komik bulmadı.A los gerentes y guardias de seguridad, por otro lado, no les causó gracia.
Öte yandan, müdürler ve güvenlik görevlileri, bunu o kadar da komik bulmadı.Cheferna och vakterna, å andra sidan, tyckte inte att det var så roligt.