O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Hij kwam binnen met een theekopje in de ene hand en een stuk brood-en boter in de andere.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Ia datang dengan cangkir teh di satu tangan dan sepotong roti-mentega dan-di lainnya.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Il est arrivé avec une tasse de thé dans une main et un morceau de pain et le beurre dans l'autre.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.그는 한 손으로 찻잔과 다른 빵 및 버터의 조각으로 왔어요.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Llegó con una taza de té en una mano y un pedazo de pan y mantequilla en la otra.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Ő jött egy teáscsésze egyik kezét, és egy darab kenyeret és-vaj a másik.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Ông đến với một tách trà trong một tay và một miếng bánh mì và bơ trong khác.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.On přišel s šálkem čaje v jedné ruce a kus chleba s máslem v jiných.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.On prišiel s šálkou čaju v jednej ruke a kus chleba s maslom v iných.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Prišel je z skodelica za čaj v eni roki in kos kruha in maslo, v drugih.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Wszedł w szklance wody w jednej ręce i kawałek chleba i masła w drugiej.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Ήρθε με ένα φλυτζάνι τσαγιού στο ένα χέρι και ένα κομμάτι ψωμί και το βούτυρο στο άλλο.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Він прийшов з чайну чашку в одній руці і шматком хліба з маслом в іншій.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Он пришел с чайную чашку в одной руке и куском хлеба с маслом в другой.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.Той дойде с една чаена чаша в едната ръка и парче хляб и масло в другата.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.הוא נכנס עם ספל תה ביד אחת פרוסת לחם בחמאה, ובכל זאת.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi.وقال انه جاء في مع فنجان في يد واحدة وقطعة من الخبز والزبدة في الآخر.
O, bir yandan çay fincanı ve diğer bir parça ekmek ve tereyağı ile birlikte geldi."私が恩赦、陛下を頼む、"彼はこれらを持ち込むために"、始めた:しかし私は非常にあった
Öbür yandan da, haklılar.Dar într-un fel au dreptate.
Öbür yandan da, haklılar.그렇지만 어떤 면에선 그들의 말이 맞습니다.
Öbür yandan da, haklılar.Ma in qualche modo, hanno ragione.
"Öncelikle bir eksik, 5 olabilir!" diyorum. Öbür yandan da, haklılar.Ben je leur dis, " Non, déjà il m'en manque un, ça ferait que 5 !" (Rires) (Applaudissements)
"Öncelikle bir eksik, 5 olabilir!" diyorum. Öbür yandan da, haklılar."Nee, ik heb er één tekort, dus dat zou maar 5 zijn!" (Gelach) (Applaus)
"Öncelikle bir eksik, 5 olabilir!" diyorum. Öbür yandan da, haklılar."No, ya me falta uno, o sea, ¡tengo 5!" (Risas) (Aplausos)
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Betraktad framifrån såg den väldigt stark och tålig ut, från sidan såg den nästan ynklig ut.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Dari depan, obyek ini terlihat amat kuat dan gagah, dan dari samping, ia kelihatan amat lemah.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.De frente, este objeto parecia ser muito forte e robusto, e, de lado, quase parecia muito frágil.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Di fronte, questo oggetto sembrava molto forte e robusto, mentre di profilo sembrava piuttosto debole.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Din față, acest obiect pare foarte puternic, robust, iar dintr-o parte, pare foarte delicat.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Et vue de face, cet objet semble très solide et robuste, mais vue de profil, il irait presque sembler faible.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.In vooraanzicht leek dit object heel sterk en robuust, in zijaanzicht leek het bijna uiterst zwak.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.그리고 정면에서 이것은 매우 강하고 견고한 듯 나타납니다. 그리고 측면에서 아주 약한 것 같죠.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Spredu sa tento predmet zdal byť veľmi silný a robustný a zboku sa zdal byť veľmi slabý.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Szemből ez a tárgy nagyon erősnek, masszívnak tűnt, oldalról viszont egészen gyengének.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Từ đằng trước, vật này trông có vẻ rất cứng cáp và khỏe mạnh, nhưng nhìn bên hông thì có vẻ như nó rất yếu.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Von vorn wirkte dieses Objekt stark und robust, von der Seite allerdings sehr schwach.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Y mirado de frente este objeto parecía muy fuerte y robusto. pero de los costados, parecía casi débil.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Ze předu se tento objekt zdál velice silný a robustní, a ze strany se zdál být velice slabý.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Z przodu wygląda bardzo solidnie, a z boku bardzo delikatnie.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Από μπροστά, το αντικείμενο φαινόταν πολύ στιβαρό και γερό, ενώ από το πλάι, φαινόταν πολύ ισχνό.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.И отпред, този обект изглеждаше много силен и енергичен, а от страни, почти изглеждаше много слаб.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Спереди этот предмет казался очень сильным и прочным, а со стороны — слабым и хрупким.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.Спереду, предмет виглядає міцним і кремезним, а збоку - майже непомітним.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.ומהחזית, האובייקט נראה כחזק מאוד ועמיד, ומהצד, הוא כמעט נראה מאוד חלש.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.ومن الأمام، يظهر هذا الشيء قويا جدا ومتينا، ومن الجانب، يظهر وكأنه ضعيف جدا.
Önden, bu obje çok güçlü ve dayanıklı görünüyordu, yandan bakınca ise çok zayıf.しかし横から見るととても弱そうです だから部屋に入ってくる人は全然気にかけません
Önden ya da yandan bakıyorsun ve her iki türlü de anlamlı.Buď sa dívame spredu alebo zboku. V oboch prípadoch dáva zmysel.
Önden ya da yandan bakıyorsun ve her iki türlü de anlamlı.Dá se na ně dívat zepředu nebo z boku. Oba pohledy dávají smysl.
Önden ya da yandan bakıyorsun ve her iki türlü de anlamlı.Man kann es von vorne betrachten, oder man betrachtet es von der Seite.
Önden ya da yandan bakıyorsun ve her iki türlü de anlamlı.O frontalmente o dal lato. Ed ha senso in entrambi i modi.
Önden ya da yandan bakıyorsun ve her iki türlü de anlamlı.O la ves de frente, o la ves de lado. Y tiene sentido de ambas formas.
Önden ya da yandan bakıyorsun ve her iki türlü de anlamlı.Privesti din fata sau privesti lateral. Au sens in abele cazuri.
Önden ya da yandan bakıyorsun ve her iki türlü de anlamlı.U het zien van de voorkant, of u het zien van de kant.
Önden ya da yandan bakıyorsun ve her iki türlü de anlamlı.Вы видите их спереди, со стороны. И это имеет смысл в обоих случаях.
Önden ya da yandan bakıyorsun ve her iki türlü de anlamlı.Потрібно дивитися спереду або збоку. Тоді все виглядає правильно.
"Onlarla arkadaş olmayı seviyor;" ...bir yandan da yazı ve fotoğraf denemelerine devam ediyordu.Imádta a társaságukat, és tovább kísérletezett az írással, meg a fotózással.
"Onlarla arkadaş olmayı seviyor;" ...bir yandan da yazı ve fotoğraf denemelerine devam ediyordu.Ze genoor van hun gezelschap en ging verder met schrijven en fotografie.
"Onlarla arkadaş olmayı seviyor;" ...bir yandan da yazı ve fotoğraf denemelerine devam ediyordu.أحبت رفقتهم و استمرت بالتجريب بالكتابة و التصوير
Onu yüceleştiriyoruz. Öte yandan, yoğun enerji birikiyor.Felnagyítják őt, ugyanakkor hihetetlen energiát éreznek magukban.
Onu yüceleştiriyoruz. Öte yandan, yoğun enerji birikiyor.그 사람을 확대해석 하기도 하고, 당신에게 강력한 기운을 주기도 합니다.