Öte yandan Bathory’nin kimi akrabalarının da sicili pek parlak değildi.En zeker de broer van Lilly is zeker niet mis...
Bir yandan Albert onu aramaktadır.Gaandeweg hield Albert het daar voor bekeken.
Tapınağa dört yandan girişler bulunmaktadır ki bu hoşgörü ve açıklığın önemini simgeler.De tempel heeft vier ingangen, die het belang van goedkeuring en openheid symboliseren.
Öte yandan Alman 17. Ordusu, Kırım'ı tahliye etmişti.Op die manier was het 17de leger volledig geïsoleerd op de Krim.
Öte yandan Malta Şövalyeleri, Akdeniz'de Türk gemilerine taciz saldırılarına devam ettiler.Ondanks de gevaren bleven de ridders doorgaan met de overvallen op Turkse schepen.
Öte yandan, inanışa göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Volgens een sage leeft in het meer een monster.
Öte yandan zeytinyağı ve şarap gibi ürünlerde bir ziyan olmayacağı da belirtilir.Eet en drink niet als een veelvraat en een dronkaard.
Öte yandan Vali, Martinez ve Shumpert'in nerede oldukları belli değildir.Van de Gouverneur, Martinez en Shumpert is echter geen spoor te bekennen.
Öte yandan hava yoluyla ikmal de yetersiz kalmıştır.De twee keren daarop stond er te veel wind.
Öte yandan "Sweet Blasphemy" aynı kaldı.Want ook "Sweet Freedom" is erg wisselvallig.
Diğer yandan koyu renkli mal görülmemektedir.Ook komt er geen zwarte kleur voor op het hoofd.
Öte yandan muharebenin uzun sürdüğünü de belirtmektedir.En sommigen vonden ook het magazijn te lang.
Öte yandan Hollanda Kupası'nı kazandılar.Hij wist er meteen de Nederlandse titel te winnen.
Öte yandan İstanbul'dan yönetilen doğu imparatorluğu, 1453 yılına kadar varlığını sürdürmüştür.Tegelijk heeft het Oost-Romeinse Rijk het tot 1453 volgehouden.
Bir yandan da cami merdivenin başında heybetli bir ses ile Fetih Suresi okunuyordu.In het begin een duister klinkende dalende toonladder.
(NDP Diğer yandan Ordu protestoculara evlere gitmesi konusunda uyarıda bulundu.(Volgens het KNIL-reglement hadden soldaten het recht gedemobiliseerd te worden in een plaats naar hun keuze.)
Bir yandan da roman yazmaya başladı.Ook begon ze toen met het schrijven van romans.
Bir yandan da kendi eğitimini ilerletti ve antropolojiye olan ilgisini geliştirdi.Hierdoor ontwikkelde hij belangstelling voor antropologie.
Bir taraftan kendisi öğrenirken, diğer yandan birçok öğrenciye ders verdi.Doordat hij ook les gaf, leerde hij veel mensen kennen.
O, saçını iki yandan topuz yapar.Hij draagt zijn haar in een knot.
Öte yandan, öldürülmüş de olabilirdi.Mogelijk is hij vermoord.
Öte yandan sezonu yine 2 kırmızı kart ile tamamladı.In het slot van de partij vielen er nog twee rode kaarten.
Diğer yandan Maraton, Yunanistan için son derece parlak bir zaferdi.De Slag bij Salamis was een overtuigende overwinning voor de Grieken.
Öte yandan bazı bitkiler ve Hayvanlarca da üretilmektedir.Bovendien komen er hier bijzondere planten en dieren voor.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Ondertussen ontstonden er elders problemen.
Ama şu hakarete bir de yandan bakar mısınız lütfen!Mee toezien op deze sancties. e.
Bir yandan da çeşitli çeviri eserler yayınladı.Zelf heeft hij ook diverse werken vertaald.
Öte yandan Deli Kenandan saklanan Şevket kılıktan kılığa girmiştir.Aan de andere kant, je had er rare snuiters onder.
Nathan bir yandan da bu hisseleri toplattı.Tan bleef ook aandelen opkopen.
Öte yandan 18. Ordu'nun 18 tümeninde onu, Kampfgruppe düzeyine (tabur) düşmüştü.Ondertussen bevond ook de rechtervleugel van het 18e leger zich in de problemen.
Diğer yandan Cooke bu tasarımlardan büyük bir servet kazanılabileceğini düşünüyordu.Hooke liet een bekwaam constructeur met dit ontwerp een machine maken.
Diğer yandan Ted ve Robin heyecanlı bir ilişki yaşamaktadırlar.Ted en Robin krijgen dan alsnog een relatie die een jaar stand houdt.
Ancak bir yandan da olayın Forster ile bağlantısını düşünmektedir.In de film zit overigens nog een verwijzing naar Forster.
Bir yandan da gemide esrarengiz olaylar olmaya başlamıştır.Inmiddels gebeuren er ineens allerlei vreemde dingen aan boord.
Diğer yandan Alman askerî ataşesi İngiliz Invincible sınıfı kruvazörlerin asıl özelliklerini elde etmişti.In dat opzicht leken de Sovjetschepen nog het meest op de Britse vliegdekschepen van de Invincibleklasse.
Diğer yandan Artemision Boğazı'nı tutmak için artık bir neden kalmamıştı.Tot nu toe zijn geen andere vondsten van het skelet van Longisquama gedaan.
Diğer yandan İtalya’daki savaş Fransa için tam bir yıkım olmuş, hatta Fransa kralı esir düşmüştür.Later voerde hij vooral oorlog in Italië voor de Franse koning tegen de keizer.
Bir yandan da Avustralya tiyatro eğitmenliği yapıyordu.De musical speelde ook in Australische theaters.
Öte yandan Bellick, Sucre’a şantaj yapmaktadır.Intussen wordt Bénédicte gechanteerd door Claudia.
Bir yandan da ailesinin güvenliğini sağlamak zorundadır.. ^ FoxZe denkt erover na om zijn levensverzekering op te strijken. (en) Crown v.
Öte yandan Plutarkhos ise en güvenilir ayrıntıları vermiştir.Plutarchus gaf het meest gedetailleerde verslag van de veldslag.
Alvin Lee, bir yandan grup olarak çalışırken tek başınada 14 solo albüm çıkarmıştır.Later begon Bill Medley aan een solocarrière: hij maakte in totaal 14 soloalbums.
Diğer yandan Bingley Jane’e kız kardeşinin hoşnutsuzluğu pahasına evlenme teklif eder.Bingley vraagt Jane daarna vrijwel onmiddellijk ten huwelijk en Jane is in de wolken.
Bir yandan da Manic Street Preachers grubunun şöforlüğünü yapmaktaydı.Były członek formacji Manic Street Preachers.
Öte yandan kaç sivilin öldüğünü halen kimse bilmemektedir.Niestety nikt nie wie, ilu ludzi zginęło.
Öte yandan Cissé, Fransız komedi filmi Taksi 4'te kameo olarak yer aldı.Cissé zaliczył również epizod we francuskiej komedii Taxi 4, gdzie zagrał samego siebie.
Öte yandan, Off Broadway gösterileri Tony Ödülleri'ne aday gösterilemez.Dziełom z off-Broadwayu nie przysługują natomiast nagrody Tony Awards.
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"Mich spytał: "Co to jest 'ja'?"
Öte yandan Karadeniz Bölgesi ise Rum Pantus Devleti egemenliğ altıda bir bölgeydi.W kolejnym asfaltowym rajdzie, Rajdzie Francji Panizzi był szósty.
O, saçını iki yandan topuz yapar.Włosy ma zawsze splecione w dwa warkocze.
Öte yandan bu kadın da, bir başkasını sevmektedir.Kobieta bardziej kochała tę drugą.
Öte yandan bütün bunların şakaya gelir bir yanı yok.Po czasie całość sprawy obracał w żart.
Bir yandan da gemide esrarengiz olaylar olmaya başlamıştır.Teraz znów na morzu mają miejsce tajemnicze wypadki.
Öte yandan sağ taraftaki Auguste Rousselin sola doğru gözlerini dikmiştir.W książce Barrie miał go zamiast prawej.
Bu etki oluşurken bir yandanda aracın altından giren hava aracı yukarıya kaldırmak için basınç uygulamaktadır.Miał również pomysł, jak inaczej można zmniejszyć ciśnienie powietrza pod samochodem.
Okurken bir yandan da Yeni Gün'de spor muhabirliği yaptı.Dla takiej jednej chwili warto urodzić się reporterem sportowym!
Öte yandan köpek kemikleri de bulunmuştur.Na księżyc wysłał też inne psy.
John Allan üvey oğlunu bir yandan şımartırken bir yandan da katı bir disiplin uyguluyordu.John Allan na przemian rozpieszczał i agresywnie karał swego wychowanka.
Öte yandan Virginia, kocasının yaşadığı bu ilişkiden çok etkilenmişti.Paulina czuła, iż w zamku jej męża dzieje się coś niedobrego.
Öte yandan bir elektrik dipolünün görüntüsü biraz daha karmaşıktır.Jedyną wadą jest to, że układ elektryczny jest nieznacznie bardziej skomplikowany.