Ana içeriğe geç
Sözlük

yanan ile cümle

yanan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
1731'de yanan kilise 1733'te yeniden inşa edilmiş, 1771'te tekrar yanan kilise 1799'da tekrar açılmıştır.Kościół po pożarze 1747, na nowo zbudowany, ukończony 1799.
Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı.Obie strony wycofały się z płonącego Kolna.
Yanan bir mumda olduğu gibi.Som en eld över askan.
Mabedin ortasında devamlı yanan bir ateş vardır.I den finns en evig eld.
Sinagoglardaki diğer özellikler arasında daima yanan bir lamba (ner tamid, נר תמיד – sonsuz ışık) vardır.I synagogor finns också ett evigt ljus, ner tamid.
Ani bir rüzgar kapıyı açtı ve ikonostasın önünde yanan mumların ateşini söndürdü.Раптом стало зовсім темно, коли порив вітру відчинив врата церкви і загасив свічки перед іконостасом.
Kadın, elinde yanan bir gaz lambası taşır.Žena drží v rukou plynovou lampu.
On binlerce kutsalıyla birlikte geldi, Sağ elinde halkı için alev alev yanan ateş vardı.V noci vypukl ve městě mohutný požár; ke smůle zdecimovaných obránců spálil domov 15 000 lidem.
Yanan hizbine mensup birçok kişi Çin’e kaçacaktır.Mnoho obyvatel uteklo do Číny.
Yanan bir mumda olduğu gibi.Ohně v oblacích.
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.Může znamenat plamen, slovo boží, slza.
Alevin, rengi ve sıcaklık derecesi yakan ve yanan maddelerin türüne bağlıdır.Culoarea și temperatura flăcării depinde de tipul combustibilului ars.
Kadın, elinde yanan bir gaz lambası taşır.Pentru acest lucru a pus la punct o lampă cu gaz care-i poartă numele.
Yanan bir mumda olduğu gibi.În España en llamas.
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.Era cea mai frumoasă zeiță romană, luminoasă și curată ca flacăra focului.
Şehrin sembolü yanan bir tren tekerleğidir.A város szimbóluma egy égő vasútkerék.
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.Megjelenik még Küdürcs-jumo, aki a mennydörgés, illetve a villámlás istene.
Kadın, elinde yanan bir gaz lambası taşır.Kezében egy tűzzel világító világítótestet tart.
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.Szemtanúk arról számoltak be, hogy a gép lezuhanása előtt kigyulladt.
Fırının iki tarafında bulunan yatay bölümde yanan odunların ateşi ile pişmeye bırakılır.A megmaradt tojásokat két lángszórós a helyszínen elégeti.
Örneğin tepedeki avizede yanan tek mum üzerine birkaç spekülasyon vardır.Ebben a nagyjából a földpálya síkjában keringő Hold is közrejátszik.
Orada yanan zombilerle yüzleşirler.A táborban kupacokban állnak a zombik tetemei akiket elégetnek.
Orada yanan zombilerle yüzleşirler.Loput eloonjääneet polttavat paikalle tunkeutuneet zombit.
Örneğin tepedeki avizede yanan tek mum üzerine birkaç spekülasyon vardır.Kukkulan kallioon on kaiverrettu lukuisia jumalia esittäviä reliefejä.
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.Jumala voi heittää salaman, tai salama voi tulla jumalan aseesta tai muusta jumalan toiminnasta.
Mabedin ortasında devamlı yanan bir ateş vardır.Kivan keskellä on pidetty tulta.
Alazlama işlemi akşam karanlığında yanan ilk ışıkla birlikte başlatılır.Ensisoitossa vihdoin uutta Yön Poltetta!
Yanan yünde ise boynuz kokusu karakteristiktir.Kuore tunnetaan myös kurkkua muistuttavasta hajustaan.
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.Tykkimies sai surmansa juostessaan pakoon lentokoneen rynnäköidessä tielle.
Sıvı türü kolay tutuşup yanan hareketsizleşmiş toksin jöledir.Το υγρό άζωτο είναι μια συμπαγής και εύκολα μεταφερόμενη πηγή αερίου αζώτου χωρίς συμπίεση.
HMS Dorsetshire (40) kruvazörü çok yakın mesafeden yanan gemiyi tekrar torpilledi.Liocarcinus holsatus (Glat svømmekrabbe) Skjoldet op til 40 millimeter langt.
Yanan yünde ise boynuz kokusu karakteristiktir.Lukten er karakteristisk stikkende.
İngiliz kimyacı John Walker, içinde fosfor sülfat bulunan ve sürtülünce yanan kibriti 1827'de icat etti.Det var den engelske kjemikeren John Walker som lagde de første fyrstikkene som ble tent ved friksjon i 1827.
Mabedin ortasında devamlı yanan bir ateş vardır.Api di lahan gambut sulit dipadamkan sehingga bisa berlangsung lama (berbulan-bulan).
2010 yılından bu yanan Moto2 Dünya Şampiyonası'nda yarışmaktadır.Dia berkompetisi di Moto2 World Championship pada tahun 2010.
En son 30 Eylül 2015 tarihinde erişildi. ^ "Galatasaray camiasına çağrı: Yanan binayı restore edin!".Truy cập ngày 30 tháng 10 năm 2015. ^ “울산 동구 "대송시장에도 고객쉼터 조성"…월봉시장 이어”. ^ “대송농수산물 시장 활기 되찾나”.
Böylece, bununla Romalılar zafer ile döndüler ve denizde yanan bir adeş keşfetmiş oldular."このようにしてローマ人は勝利と共に戻り、また海の火を見いだした。
O, daima belli ölçülere göre yanan, belli ölçülere göre sönen ezeli ve ebedi ateştir."阿座化〔あざか〕、火美猛〔かみだけ〕 声 - 緒方賢一(阿座化) / 高木渉(火美猛) 阿重霞のガーディアン。
Yanan bölgelere (el, ayak gibi) birlikte bandaj yapılmaz.匍匐茎には塊茎を生じない。
Göğüslerinde cehennemler yanan sanat cücelerinin kınalar yakıp, ziller takıp şıkır şıkır oynadıklarını gördük!それは、自らを生み出すために灼熱の炉に焼べられた、人柱の苦痛と怨嗟の叫び故に。
Çıkış noktası genelde patlamalarına flare (İng. parlak, titreyerek yanan ışık) denilen Güneş lekeleridir.【準隊員】 大空 太陽(おおぞら たいよう) 声 - 相田さやか 本作の主人公。
Örneğin tepedeki avizede yanan tek mum üzerine birkaç spekülasyon vardır.山頂には観音像を祭った1坪の石堂も建てられた。
Yanan mobilyaların çıkardığı sıcak duman odanın tavanı boyunca yayılır.煙道がめぐらしてあるレンガなどで造った壁面の輻射熱で部屋を暖める。
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.目撃情報では事故機は炎上しながら地面に落下した。
Liebig ayrıca yanan etin vücut salgılarında damgalandığını öne sürdü.また、彼女の息子も重篤なタリウム中毒にかかっていた。
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.この神が身に着ける炎を模した具足は課金ガチャなどで入手可能。
Şehrin sembolü yanan bir tren tekerleğidir.城市的市徽是一个燃烧的火车轮。
Yanan bir tankın içinde çatışmaya devam etmek.在坦克起火燃燒時繼續執行戰鬥任務。
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.……廟號曰神,殆真如神雲。
HMS Dorsetshire (40) kruvazörü çok yakın mesafeden yanan gemiyi tekrar torpilledi.重巡洋舰多塞特郡号(英语:HMS Dorsetshire (40))遂向瘫痪的舰只发射了几枚鱼雷,致使其向左舷侧剧烈横倾。
Yanan yünde ise boynuz kokusu karakteristiktir.能嗅之根,名為鼻界。
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.目击者称他们看到飞机坠落过程中起火。
Tutarlı: Yanan bir sobaya ne zaman dokunursanız dokunun, eliniz yanacaktır.“불자여, 그대가 묻는 바는 시방의 불국토 가운데 일체 부처님이 다 도량에 앉으셨을 때 질문한 것과 같구나.
ISight, kamera kullanımdayken yanan küçük bir yeşil LED'e sahiptir.아이사이트는 카메라 사용중일 때 빛나는 작은 초록색 LED를 가지고 있다.
Asıl yanan yakıttır.화주(火珠)는 불을 일으키는 구슬이다.
Göğüslerinde cehennemler yanan sanat cücelerinin kınalar yakıp, ziller takıp şıkır şıkır oynadıklarını gördük!그런데 은진에서 찾아온 유지들 가운데 한 노인이 상투머리에 갓을쓴 것을 보고 버럭 소리를 질렀다.
12 Gözleri alev alev yanan ateş gibidir.그런데 불처럼 타오르는 무시무시한 두 눈이 살기를 띄고 있자 식겁한다.
Onlar yüksek uçurumda Mutou Vadisinin batısında Yanan Dağların altındadır.화염산 아래의 서쪽 무토우 계곡의 절벽 높이 위치하고 있다.
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.신안의 갈라테아라고 불리며 요기감지능력이 매우 뛰어나다.
On binlerce kutsalıyla birlikte geldi, Sağ elinde halkı için alev alev yanan ateş vardı.시위에는 수만명이 참가했으며, 치안 부대의 발포로 시민 15명이 사망하였다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod