Elektrik iletim hattı ve yanan boru hatları bu tür iletken sistemlerinin yaygın örnekleridir.Electric transmission grids and buried pipelines are common examples of such conductor systems.
Parlama noktası oda sıcaklığından daha düşük olan yanan kokteyller .Flaming cocktails with a flash point lower than room temperature.
Anıtın ortasında 5 köşeli bir yıldızla yanan sonsuz bir alev bulunur.A 5-pointed star with an eternal flame in the center of the monument.
Yanan Dağ (Yanar dağ)The Burning Mountain (Yanar dag)
Yanan odun bir uyarıdır, detaylandırılmamış uyarı türüdür. [1]The burning wood is a warning, the type of warning not elaborated.[6]
Çeşitli piroliz aşamalarını gösteren yanan odun parçaları ve ardından oksitleyici yanma.Burning pieces of wood, showing various stages of pyrolysis followed by oxidative combustion.
Yanan adam Madame Tussauds Kendini yakmaVoodoo doll Poppet Burning Man Madame Tussauds Flag burning Self-immolation Death mask
Diocles : Yanan Aynalar Üzerine.Diocles: On Burning Mirrors.
Gepetto, yanan ayakları yenileriyle değiştirir.Geppetto replaces them with new feet.
Evi yanan altmış yaşındaki bir adam üzerinde yapılan bir araştırma bu etkileri gösterdi.A study done on a sixty year old man whose house burned down showed these effects.
Kazadan kısa bir süre sonra yanan TAM Express deposunun başka bir açıdan fotoğrafıAnother angle of the TAM Express warehouse on fire shortly after the crash
Bu durumda "birisi" adama karşılık gelir ve algılanan olay da yanan evdir.In this case, "someone" corresponds to the man and the perceived event is the burning house.
Yanan toplam alanın yüzde 13'ü tamamen yaprak ölümüne maruz kalmıştır.Of the total area burned, 13 percent suffered total foliage mortality.
İtfaiyeci yanan eve doğru koştu.Der Feuerwehrmann eilte in das brennende Haus.
İtfaiyeciler yanan eve doğru koştu.Die Feuerwehrleute eilten in das brennende Haus.
Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.Wer sich einmal mit heißer Milch den Mund verbrannt hat, pustet sogar auf Joghurt.
Yanan odundan gelen dumanı ise geçici körlüğe neden olabilir.Ein Verbrennen des Baumes kann eine vorübergehende Blindheit verursachen, wenn der Rauch in die Augen kommt.
Yanan bölgelere (el, ayak gibi) birlikte bandaj yapılmaz.Nicht auf Felsen anlegen (sie können springen).
Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum.Gott gilt als das absolute Licht, das Licht der Lichter.
2. derece yanık için uyarılar: Yanan kısmı soğutun.Brandblasen zählen zu den Verbrennungen 2. Grades.
"Işığıyla aydınlatan tek kilise, alevler içinde yanan kilisedir".Im Kirchspiel liegt die Kirche „Ildved Kirke“.
Mum makası, yanan mumları söndürmede kullanılan bir alettir.Un mouchoir est un outil dont on se sert pour éteindre les bougies, en les étouffant.
Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı.Elles moururent toutes deux étouffées par les fumées de l'incendie.
Fırının iki tarafında bulunan yatay bölümde yanan odunların ateşi ile pişmeye bırakılır.Sur le sol entre les deux personnages brûle un feu.
Kimyasal yanıklarda ilk yardım Yanan bölgedeki giysiler çıkarılarak kimyasal maddenin deriyle teması kesilir.Sur Terre, la ségrégation des éléments chimiques dans le manteau mène au dégazage de ce dernier.
Günümüzdeki Bolşoy binası, 1805'de yanan Petrovka Tiyatrosu meydanına 1824'te inşa edildi.Le bâtiment a été construit en 1825 sur l'emplacement du théâtre Petrovsky, ravagé par un incendie en 1805.
Yanan bir tankın içinde çatışmaya devam etmek.Ils interviennent sur une camionnette en feu.
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.Des témoins ont signalé avoir vu des flammes s'échapper des moteurs de l'avion lors du décollage.
Böylece, bununla Romalılar zafer ile döndüler ve denizde yanan bir adeş keşfetmiş oldular."Así los romanos volvieron vencedores y descubrieron el fuego marino".
Yıldızlar ise gündüzleri sönen, geceleri tekrar yanan kömür parçaları gibidirler.Y se asegura que en las noches de viento salían de ella unos sonidos, parecidos a lamentos.
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.Los testigos relataron que un ala se desprendió del avión en vuelo.
Yanan hizbine mensup birçok kişi Çin’e kaçacaktır.Si tuvieras miles de vidas, China debería reclamarlas.
Astolfo önce Hızır İlyas'ın yanan Atlı Arabası ile Aya gider.Finalmente, la mujer escapa con éxito en su automóvil ilesa.
"Işığıyla aydınlatan tek kilise, alevler içinde yanan kilisedir".3, se habló de las lámparas que ardían en la iglesia.
Yangında yanan bir diğer kuledir.Ese otro fuego en el fuego...
Yangından iki ya da dört yıl sonra yanan arazide de görülürler.Fue destruida en un incendio dos años más tarde.
Harap ve canı yanan Mia, Sebastian ile ayrılır ve ailesine döner.El pastor, enloquecido, matará a Sebastià y huirà con su mujer de vuelta a la Tierra alta.
Yanan yünde ise boynuz kokusu karakteristiktir.La sua aura odora di legna bruciata.
Bu, yananlamın, benzerliğin ifade edilmesini gösteren bir sistemdir.È un sistema disegnato per misurare la somiglianza.
Onlar yüksek uçurumda Mutou Vadisinin batısında Yanan Dağların altındadır.Si trovano in alto sulle ripide pareti occidentali valle del Mutou.
Yanan bir mumda olduğu gibi.Brucia con una fiamma bianca dalla luce accecante.
Yanan cesedin ona ait olduğu sanılarak Metin’e cenaze töreni yapılır.Il matrimonio a cui deve essere accompagnata si rivelerà un funerale, il suo.
Tipi tipi, bütün dünya, köşe bucak kar. Bir mum yanıyor masada, yanan bir mum var.Мело, мело по всей земле, во все пределы. Свеча горела на столе, свеча горела.
Yanan hizbine mensup birçok kişi Çin’e kaçacaktır.Многие вельможи эмигрируют в Китай.
Yanan yünde ise boynuz kokusu karakteristiktir.При горении шерсть издаёт запах палёных волос.
12 Gözleri alev alev yanan ateş gibidir.12 Очи у Него как пламень огненный, и на голове Его много диадим.
Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı.Они оба родились в покоях, объятых пламенем.
Görgü tanıklarına göre yanan uçaktan kaçabilmek için ölümüne atlamışlardır.Очевидно, он был вынужден прыгать из горящего самолёта.
Bir savaş arabasında elinde kılıç veya yanan bir çıra ile tasvir edilir.В режиме робота вооружён огнемётом и огненным мечом.
Orman yangınlarında yanan alanların yüzölçüm dağılımları.طغاة بلادنا يحرقون الغابات...
"Işığıyla aydınlatan tek kilise, alevler içinde yanan kilisedir".لقد مررن صناديق من المربعات مع صورة كنيسة محترقة وعنوانها" الكنيسة الوحيدة التي تجلب النور هو الذي يحترق.
Üzerlerinde dönerek yanan ışıldakları ve yüksek ses çıkaran sirenleri bulunmaktadır.As suas sementes são ovadas (cipsela) e pubescentes (com penugem).
Yanan yünde ise boynuz kokusu karakteristiktir.O olfacto é a percepção de odores pelo nariz.
Yangında yanan bir diğer kuledir.Outro mostra uma vaca incendiada.
Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı.As duas acordaram com todo o quarto em chamas.
HMS Dorsetshire (40) kruvazörü çok yakın mesafeden yanan gemiyi tekrar torpilledi.O cruzador pesado HMS Dorsetshire disparou vários torpedos no navio, que então emborcou para bombordo.
İki yanan gemi karşılanarak, zarar veremeden kenara çekildi.Enkele reddingsboten waren al verbrand voordat ze neergelaten konden worden.
Örneğin tepedeki avizede yanan tek mum üzerine birkaç spekülasyon vardır.Op de top van de berg staan enkele zendmasten.
Mabedin ortasında devamlı yanan bir ateş vardır.W środku gaiku pali się wieczny ogień.
Üzeyir büyüdeki içinde yanan ateşte büyümektedir.Kiedy zasnęła, bóg umieścił ją w zamku, wokół którego rozpalił ogromne płomienie.