Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı.These both were cast alive into a lake of fire burning with brimstone."
Onlar da alev alev yanan bir mangal başında kralı beklemektedirler.They went off in full view of the enemy and under heavy fire.
Yanan bir mumda olduğu gibi.Fire in the Mist.
Orman yangınları sonrası yanan alanın yeniden oluşmasında ve otlanmasında büyük rol oynar.(B) is the final resting place of Philadelphia after drifting and burning.
"Işığıyla aydınlatan tek kilise, alevler içinde yanan kilisedir".The sight was a sad one to witness the church in flames.
Sıvı yakıtlı motorlar genellikle düşük sıcaklıklarda yanan zengin yakıtlarla çalışır.Liquid-fuelled engines are often run fuel-rich, which lowers combustion temperatures.
Viyana sokaklarındaki aydınlatma için önerisi lambalar için yanan kolza yağı kullanılmasıydı.His proposal that the streets of Vienna be lit with lamps burning rapeseed oil was implemented.
Kafamın üzerinde yanan o ampulü hatırlıyorum,I had so much fun.
Bir yanan ok yapmak istiyorsanız, önce pamuklu çubuk tüp güçlendirmek gerekirIf you want to make a flaming arrow, first you need to reinforce the cotton bud tube
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.They ushered me down a narrow set of stairs that led to this dirty, dimly fluorescent lit basement.
Herkes oturduğu için, yanan bir odada oturmaya devam eder miydiniz?Would you, for example, sit in a burning room just because everyone else does?
"Havalandırmada bir sorun var -- havada yanan v-kemerinin kokusu var.""Something's wrong with the air conditioner -- smell of burning V-belts in the air."
Ha Ni,bu yanan bölge ne?Ha Ni, what's this lit up area?
Daha temiz yanan pişirme yakıtları üretemez miyiz?Can't we make cleaner burning cooking fuels?
BENVOLIO Tut, adam, bir başkasının yanan bir yangın çıkışı yanıklar,BENVOLlO Tut, man, one fire burns out another's burning,
Sigara, ere güneş önceden yanan göz,Non, ere the sun advance his burning eye,
Bunu defalarca defalarca söyledim, bu beden yanan bir mum.I said again and again, this body is a burning candle.
Senin. İyi yanan bir ampulü atmazsın.You don't trash a good light bulb.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.The front lines would turn into an inferno, making it appear as if the earth itself was on fire.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.This is a box that lights up and plays music when you put some things on it and not others.
İçin için yanan iç bölgelerde devler barınırAnd in the smoldering interior, there are giants
Azalmayan, yanan bir ateşle tüketir.Consumes it with a burning flame that does not abate.
Kaynayan kazandan, Yanan sazdan çıkan duman gibi Burnundan duman tüter.Out of his nostrils a smoke goes, as of a boiling pot over a fire of reeds.
Ne zamana dek, ya RAB? Sonsuza dek mi sürecek öfken, Alev gibi yanan kıskançlığın?How long, Yahweh? Will you be angry forever? Will your jealousy burn like fire?
Edom dereleri zifte, toprağı kükürde dönecek; ülkenin her yanı yanan zift olacak.Its streams will be turned into pitch, its dust into sulfur, And its land will become burning pitch.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.So when they got out on the land, they saw a fire of coals there, and fish laid on it, and bread.
O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır.He only calls his faction to be the residents of Hell.
Derken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü.He looked down and saw (his friend) in the midst of Hell.
Şüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar.It is a tree that grows at the bottom of Hell.
Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir.Then to Hell they will surely be returned.
Ancak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz).Except one who is (destined) to burn in Hell.
Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da.And the roasting in Hell.
Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun.Deprived (of all joys) will be the inmates of Hell.
Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır:Verily We shall have fetters with Us, and a roaring furnace,
Doğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık.We have prepared for unbelievers chains and collars and a blazing fire.
Ve şüphesiz facir (kötü) olanlar da, elbette çılgınca yanan ateşin içindedirler.The wicked certainly in Hell:
Andolsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz.You have indeed to behold Hell;
Delillerimize karşı gelmeye uğraşanlara gelince: Onlar, alevalev yanan cehennemin ehlidir.But those who try to defeat Our signs are people of Hell.
Hatta onlar, kıyameti de yalanladılar ve biz, kıyameti yalanlayana, alevalev yanan ateşi hazırladık.Yet they reject the Hour as untrue. We have prepared a Fire for those who deny the Resurrection.
Ve yalımyalım yanan bir kandil yarattık.And placed a lamp therein brightly burning.
Alevalev yanan bir ateşe atılacaktır o da.He will be roasted in the fire,
Ben sizi, köpürerek yanan bir ateşe karşı uyardım.So, I warn you of the blazing Fire.
(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.And placed a lamp therein brightly burning.
(Ey insanlar! ) Alev alev yanan bir ateşle sizi uyardım.So, I warn you of the blazing Fire.
O cehennem alev alev yanan bir ateştir.It is pure white flame
Orada pırıl pırıl yanan bir lamba koyduk.And placed a lamp therein brightly burning.
Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)?What? Even though Satan were calling them to the chastisement of the burning?
Lâkin ne mümkün! O cehennem alev alev yanan bir ateştir.Nay, verily it is a furnace
(O gün onların) Bir bölümü cennette, bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler.A party will be in the Garden, and a party in the Blaze.
Onlar için çılgınca yanan ateşin azabını hazırladık.We have prepared for them the chastisement of the Blazing Fire.
Onlar, yarın harıl harıl yanan bir ateşe gireceklerdir.Soon they will burn in the Blazing Flame.
İşte böyle engelleyenin hakkından, harıl harıl yanan cehennem gelir.(Those who turn away), Hell suffices for a blaze.
Rableri, kendilerini 'çılgınca yanan cehennemin' azabından korumuştur.Their Lord has saved them from the torment of the Fire,
Yanan KağıtBurning Paper
Yanan ŞeffaflıkBurning Transparency
Eylem kayda alınırken sanatçı yanan kapının önünde duruyor.The artist poses in front of the burning door as the action is being recorded.
Tören sofrasında, ortada yanan bir mumla yedi, dokuz veya on bir yemek olması gerekiyor.There must be seven, nine or eleven dishes on the ritual table, with a lit candle at the centre.
Belgrad'daki McDonald's restoranının önünde yanan bir araba görülüyor.A car burns outside a McDonald’s restaurant in Belgrade.
Kısaca, otogaz temiz yanan bir fosil yakıt diyebiliriz.Essentially, autogas is a clean-burning fossil fuel.
Yanan ormanların bazılarının yerine konması imkansız.Some of the forests that were burnt are not capable of rejuvenating.