Yan odada yanan bir şeyin kokusunu almıyor musun?Don't you smell something burning in the next room?
Yanan bir şeyin kokusunu alıyorum.I smell something burning.
O, kapıyı açar açmaz yanan bir şeyin kokusunu aldı.The instant he opened the door, he smelt something burning.
Cesur itfaiyeci yanan evden bir erkek çocuğu kurtardı.The brave fireman rescued a boy from the burning house.
Çocuk, yanan bir evden kurtuldu.The child was rescued from a burning house.
Burada yanan bir ağrım var.I have a burning pain here.
Yanan bir şeyin kokusunu alıyorum, Anne.I smell something burning, Mother.
Yanan arabalar, ölen insanlar vardı ve kimse onlara yardımcı olamadı.There were cars burning, people dying, and nobody could help them.
İtfaiyeciler yanan eve doğru koştu.The firemen rushed into the burning house.
İtfaiyeci yanan eve doğru koştu.The fireman rushed into the burning house.
Denizciler yanan gemiyi terk ettiler.The sailors abandoned the burning ship.
Pencerede yanan bir ışık vardı.There was a light burning in the window.
Mutfakta yanan bir şeyin kokusunu almıyor musun?Don't you smell something burning in the kitchen?
Mutfakta yanan bir şeyin kokusunu alıyorum.I smell something burning in the kitchen.
Birisi masanın üstünde yanan bir sigara bıraktı.Someone left a burning cigarette on the table.
Yanan evden dışarı çıktığı zaman itfaiyecinin yüzü korkunçtu.The firemen's face was grim when he came out of the burning house.
Yanan evin içine girmen cesurcaydı.It was brave of you to go into the burning house.
Yanan evden çocuğu kurtardı.He rescued the child from the burning house.
Yanan binadan kurtarılacak kadar iyi bir talihe sahipti.He had the good fortune to be rescued from the burning building.
Poposu yanan kişi kabarcıkların üstünde oturmak zorundadır.The one whose butt got burned has to sit on the blisters.
Tom yanan bir binadan bir çocuğu kurtarmaya çalışırken öldü.Tom died trying to save a child from a burning building.
Tom odunla yanan aşçı sobası için odun yardı.Tom chopped wood for his woodburning cook stove.
Polisler Tom'un vücudunda yanan sigaranın resimlerini çekti.The police took pictures of the cigarette burns on Tom's body.
Tom yanan arabadan Mary'yi çıkardı.Tom pulled Mary out of the burning car.
Tom'u kurtarmak için yanan eve gittiğimde neredeyse ölüyordum.I almost got killed when I went into the burning house to save Tom.
Sanırım yanan bir şeyin kokusunu alıyorum.I think I smell something burning.
Yanan binanın dışına asla canlı çıkamayacağımızı düşündüm.I thought we'd never get out of the burning building alive.
Tom yanan evden kaçtı.Tom ran out of the burning house.
Tom yanan bir şeyin kokusunu aldığını düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought he smelled something burning.
Yanan binadan kaçabilen tek kişisin.You're the only one who was able to escape from the burning building.
Yanan evden caddeye kıvılcımlar yağdı.Sparks rained on the street from the burning house.
Tom yanan bir arabaya bindi ve yandı.Tom got in a burning car and burned.
Tom boş odaya girdi ve hemen küllükte yanan bir sigara fark etti.Tom entered the empty room and immediately noticed a lit cigarette in the ashtray.
O, yanan yanaklarını genç adamın kucağında sakladı.She hid her burning cheeks in the bosom of the young man.
Yanan bir şey var.There's something burning.
Tom sağ elinde yanan bir mum tutuyor.Tom is holding a lit candle in his right hand.
Tom yanan evden iki çocuk taşıdı.Tom carried two children from the burning house.
Tom geceleyin göğsünün ortasında yanan bir ağrı ile uyandı.Tom woke up in the night with a burning pain in the middle of his chest.
Yanan bina çökmek üzereydi.The burning building was about to collapse.
Tom, çocukları yanan evden kurtardı.Tom rescued the children from the burning house.
Tom yanan uçaktan atladı.Tom jumped out of the blazing plane.
Tom yanan uçaktan kaçabildi.Tom was able to escape from the burning plane.
Tom yanan evden Mary'nin köpeğini kurtardı.Tom rescued Mary's dog from the burning house.
O kendini yanan mumlarla çevrili köpük banyosuna daldırdı.Surrounded by burning candles, she dips herself into a bubble bath.
Yanan bir şey kokusu alıyor musun?Do you smell something burning?
İnsanlar çığlık atarak yanan binadan koşarak dışarıya çıktı.People came running out of the burning building, screaming.
Girişte, itfaiye yanan evi keşfetti.Upon arrival, the firefighters discovered the house in flames.
Yanan lastik kokusunu alıyor musun?Do you smell rubber burning?
Tom, Yanan Adam festivaline gitti.Tom went to Burning Man.
Fadıl ve Leyla, ilişkilerinde yanan ateşi söndürmek istiyorlardı.Fadil and Layla wanted to extinguish the smoldering fire in their relationship.
Tom Mary'yi almak için yanan eve geri döndü.Tom went back into the burning house to get Mary.
Tom köpeğini kurtarmak için ıslak bir battaniyeye sarınıp koşarak yanan binaya girdi.Tom covered himself with a wet blanket and ran into the burning building to save his dog.
Yanan bir kömür yığını geride kaldı.A smoldering pile of coal was left behind.
Geride yanan bir kömür yığını kaldı.A smoldering pile of coal was left behind.
Karl insanları yanan bir binadan kurtardı.Karl rescued people from a burning building.
Yanan fitilin bu basit şekli bugün hala birçok modern piroteknik uygulamalarda bulunabilmektedir.This simple form of burning fuse can still be found today in many modern fireworks.
Böylece, bununla Romalılar zafer ile döndüler ve denizde yanan bir adeş keşfetmiş oldular."Thus it was that the Romans returned with victory and discovered the sea fire."
Yanan odundan gelen dumanı ise geçici körlüğe neden olabilir.Sap introduced into the human eye may cause temporary blindness.
Tutarlı: Yanan bir sobaya ne zaman dokunursanız dokunun, eliniz yanacaktır."What gives dust when you clap your (cupped) hands?"
ISight, kamera kullanımdayken yanan küçük bir yeşil LED'e sahiptir.The iSight has a small green LED that illuminates when the camera is in use.