yanından ile cümle
yanından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
‹‹Ben Rabbin kuluyum›› dedi Meryem, ‹‹Bana dediğin gibi olsun.›› Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.Marija pa reče: Glej, dekla sem Gospodova; zgodi se mi po besedi tvoji! In angel odide od nje.
‹‹Ben Rabbin kuluyum›› dedi Meryem, ‹‹Bana dediğin gibi olsun.›› Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.Men Maria sagde: "Se, jeg er Herrens Tjenerinde; mig ske efter dit Ord!" Og Engelen skiltes fra hende.
‹‹Ben Rabbin kuluyum›› dedi Meryem, ‹‹Bana dediğin gibi olsun.›› Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.Monda pedig Mária: Imhol az Úrnak szolgálója; legyen nékem a te beszéded szerint. És elméne õ tõle az angyal.
‹‹Ben Rabbin kuluyum›› dedi Meryem, ‹‹Bana dediğin gibi olsun.›› Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.И Мария рече: Ето Господната слугиня; нека ми бъде според както си казал. И ангелът си отиде от нея.
‹‹Ben Rabbin kuluyum›› dedi Meryem, ‹‹Bana dediğin gibi olsun.›› Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.Рече ж Мария: Се рабиня Господня: нехай станеть ся менї по слову твоєму. І пійшов від неї ангел.
‹‹Ben Rabbin kuluyum›› dedi Meryem, ‹‹Bana dediğin gibi olsun.›› Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.Тогда Мария сказала: се, Раба Господня; да будет Мне по слову твоему. И отошел от Нее Ангел.
‹‹Ben Rabbin kuluyum›› dedi Meryem, ‹‹Bana dediğin gibi olsun.›› Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.ותאמר מרים הנני שפחת יהוה יהי לי כדברך ויצא מאתה המלאך׃
‹‹Ben Rabbin kuluyum›› dedi Meryem, ‹‹Bana dediğin gibi olsun.›› Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.فقالت مريم هوذا انا أمة الرب. ليكن لي كقولك. فمضى من عندها الملاك
‹‹Ben Rabbin kuluyum›› dedi Meryem, ‹‹Bana dediğin gibi olsun.›› Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.馬 利 亞 說 、 我 是 主 的 使 女 、 情 願 照 你 的 話 成 就 在 我 身 上 。 天 使 就 離 開 他 去 了
‹‹Ben Rabbin kuluyum›› dedi Meryem, ‹‹Bana dediğin gibi olsun.›› Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.馬利亞說 、 我 是 主 的 使女 、 情願 照 你 的 話成 就 在 我 身上 。 天使 就 離開 他 去了
Binlerce şova çıktım. Dünyanın dörtbir yanından inanılmaz ve etkileyici birçok müzisyenle çalıştım.Zagrałam tysiące koncertów, współpracowałam ze wspaniałymi i inspirującymi muzykami z całego świata.
Bir Japon çay salonunun açık yanından bir görüntü.Domaine Public. Vue du jardin depuis la terrasse d'un salon de thé japonais. Domaine Public.
Bir Japon çay salonunun açık yanından bir görüntü.Imagen de dominio público.
Bir Japon çay salonunun açık yanından bir görüntü.Public Domain
Bir kaza mahallinin yanından geçiyormuş.Er fuhr zufällig an einer Unfallstelle vorbei.
Bir kaza mahallinin yanından geçiyormuş. Kazanın kendisi yüzünden olduğunu düşünmüş.S-a întâmplat sã treacã cu maºina peste locul unui accident... ... ºi era convins cã a fost vina lui.
Bir kaza mahallinin yanından geçiyormuş. Kazanın kendisi yüzünden olduğunu düşünmüş.Un jour, il vit un accident de voiture et il crut que c'était sa faute.
Bir kaza mahallinin yanından geçiyormuş.Raz przejeżdżał koło wypadku...
Bir kaza mahallinin yanından geçiyormuş.Ετυχε να περάσει μπροστά απο ένα ατύχημα...
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.A náhodou išiel tiež dolu jakýsi kňaz, tou istou cestou, a keď ho zazrel, obišiel druhou stranou.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Casualmente, descia pelo mesmo caminho certo sacerdote; e vendo-o, passou de largo.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Es begab sich aber ungefähr, daß ein Priester dieselbe Straße hinabzog; und da er ihn sah, ging er vorüber.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.I přihodilo se, že kněz jeden šel touž cestou, a uzřev jej, pominul.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.I przydało się, że kapłan niektóry szedł tą drogą, a ujrzawszy go, pominął.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.마침 한 제사장이 그 길로 내려가다가 그를 보고 피하여 지나가고
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Men det traff sig så at en prest drog samme vei ned, og han så ham, og gikk like forbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Men ved en Hændelse gik en Præst den samme Vej ned, og da han så ham, gik han forbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Niin vaelsi sattumalta eräs pappi sitä tietä ja näki hänet ja meni ohitse.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Per caso, un sacerdote scendeva per quella medesima strada e quando lo vide passò oltre dall'altra parte
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Po naključbi pa pride neki duhovnik doli po tisti poti, in ko ga vidi, gre mimo.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Por casualidad, descendía cierto sacerdote por aquel camino; y al verle, pasó de largo
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Så hände sig att en präst färdades samma väg; och när han fick se honom, gick han förbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Történet szerint pedig megy vala alá azon az úton egy pap, a ki azt látván, elkerülé.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Un sacrificateur, qui par hasard descendait par le même chemin, ayant vu cet homme, passa outre.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Vả , gặp một thầy tế_lễ đi xuống_đường đó , thấy người ấy , thì đi qua khỏi .
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Vả, gặp một thầy tế lễ đi xuống đường đó, thấy người ấy, thì đi qua khỏi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Κατα συγκυριαν δε ιερευς τις κατεβαινε δι' εκεινης της οδου, και ιδων αυτον επερασεν απο το αλλο μερος.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.А случайно някой си свещеник слизаше по оня път, и, като го видя, замина си от срещната страна.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.По случаю один священник шел тою дорогою и, увидев его, прошел мимо.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Случаєм ійшов якийсь священик дорогою цією, і, побачивши його, пройшов мимо.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.ויקר המקרה כי ירד כהן אחד בדרך ההוא וירא אתו ויעבר מעליו׃
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.فعرض ان كاهنا نزل في تلك الطريق فرآه وجاز مقابله.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.偶 然 有 一 個 祭 司 、 從 這 條 路 下 來 . 看 見 他 就 從 那 邊 過 去 了
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.偶然 有 一 個 祭司 、 從這條路 下來 . 看見 他 就 從那邊過 去了
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.Ahogy elhaladtunk mellette, két fiú épp megmászta a kenyai szeméthegyet.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.Alors que nous passions devant, deux garçons escaladaient le mont Kenya d'ordures.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.Als wir daran vorbeigingen, kletterten zwei Jungs auf den kenianischen Müllberg.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.Khi chúng tôi đi qua, 2 cậu bé đang trèo lên núi rác Kenya.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.Kiedy przechodziliśmy obok owej Kenijskiej Góry Śmieci, dwóch chłopców zaczęło się na nią wspinać.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.꼬마 둘이서 바로 이 케냐의 쓰레기산을 오르고 있었습니다.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.Mentre passavamo, due bambini stavano scalando il monte Kenya di spazzatura.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.Mientras pasábamos dos niños estaban escalando el monte Kenya de basura.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.Pe când treceam, doi băieți urcau Muntele de Gunoi Kenia.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu."Quando passámos, dois miúdos trepavam ao monte Quénia de lixo.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.Terwijl we langskwamen, waren twee jongens die Mount Kenya van afval aan het beklimmen.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.Докато минавахме, две момчета изкачваха планината Кения от боклук.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.Когда мы проезжали мимо, два мальчика взбирались на эту гору мусора.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.כשעברנו שני ילדים טיפסו על הר הזבל.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.عند مرورنا كان هناك صبيان يتسلقان "جبل كينيا" للقمامة.
Biz yanından geçerken, iki çocuk Kenya'nın bu çöplük dağına tırmanıyordu.せいぜい5、6歳くらいでしょう