yanından ile cümle

yanından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Rehavam, ‹‹Üç gün sonra yine gelin›› yanıtını verince halk yanından ayrıldı.ויאמר אלהם עוד שלשת ימים ושובו אלי וילך העם׃
Rehavam, ‹‹Üç gün sonra yine gelin›› yanıtını verince halk yanından ayrıldı.فقال لهم ارجعوا اليّ بعد ثلاثة ايام. فذهب الشعب.
Rehavam, ‹‹Üç gün sonra yine gelin›› yanıtını verince halk yanından ayrıldı.羅 波 安 對 他 們 說 、 第 三 日 再 來 見 我 罷 . 民 就 去 了
Rehavam, ‹‹Üç gün sonra yine gelin›› yanıtını verince halk yanından ayrıldı.羅波安 對 他 們說 、 第三 日 再 來見 我 罷 . 民 就 去了
Rengi değiştireyim. Eşitliğin her iki yanından 4 çıkarırsak,INTERRUPTOR DE CORES SE SUBTRAIR4 DE AMBOS OS LADOS DESTA
Rengi değiştireyim. Eşitliğin her iki yanından 4 çıkarırsak,색을 바꾸도록 하죠
Rengi değiştireyim. Eşitliğin her iki yanından 4 çıkarırsak,Lad os skifte farve.
Rengi değiştireyim. Eşitliğin her iki yanından 4 çıkarırsak,laissez-moi changer de couleur, Si nous soustrayons 4 des deux côtés de
Rengi değiştireyim. Eşitliğin her iki yanından 4 çıkarırsak, "y eksi 4", eşttir, "2 iks" elde ederiz.Jeśli odejmiemy 4 od obu stron równania, to dostanie y odjąć 4 równa się 2x.
Rengi değiştireyim. Eşitliğin her iki yanından 4 çıkarırsak,ابدل الالوان-- اذا طرحنا 4 من طرفي
Rengi değiştireyim. Eşitliğin her iki yanından 4 çıkarırsak,式、y−4=2xが得られ、
Saat rakkasının bulunduğu yerin yanından geçiyorum.시계추가 똑딱거리는 장소를 지나요.
Saat rakkasının bulunduğu yerin yanından geçiyorum.אני עובר את המקום בו אני רואה את המטוטלת מתנדנדת.
Saat rakkasının bulunduğu yerin yanından geçiyorum.أمشي عبر المكان الذي يتحرك فيه بندول الساعة.
Saat rakkasının bulunduğu yerin yanından geçiyorum.私は思いました
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A potom včasráno, keď išli popri fíku, videli ho, že je uschlý od koreňa.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A rano idąc mimo figowe drzewo, ujrzeli, iż z korzenia uschło.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A učedlníci ráno jdouce, uzřeli fík, an usechl hned z kořene.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Dimineaţa, cînd treceau pe lîngă smochin, ucenicii l-au văzut uscat din rădăcini.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.In ko gredo zjutraj mimo, ugledajo smokvo, da je suha do korenine.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Ja kun he varhain aamulla kulkivat ohi, näkivät he viikunapuun kuivettuneen juuria myöten.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.저희가 아침에 지나갈 때에 무화과나무가 뿌리로부터 마른 것을 보고
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.La mattina seguente, passando, videro il fico seccato fin dalle radici
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Le matin, en passant, les disciples virent le figuier séché jusqu`aux racines.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Men då de nu på morgonen åter gingo där fram, fingo de se fikonträdet vara förtorkat ända från roten.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Og da de gikk forbi tidlig om morgenen, så de at fikentreet var visnet fra roten av.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Og da de om Morgenen gik forbi, så de, at Figentræet var visnet fra Roden af.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Por la mañana, pasando por allí vieron que la higuera se había secado desde las raíces
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Quando passavam na manhã seguinte, viram que a figueira tinha secado desde as raízes.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Reggel pedig, a mikor mellette menének el, látják vala, hogy a fügefa gyökerestõl kiszáradott.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Sáng hôm sau, khi đi ngang qua, thấy cây vả đã khô cho tới rễ;
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Sáng hôm_sau , khi đi ngang qua , thấy cây vả đã khô cho tới rễ ;
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Und am Morgen gingen sie vorüber und sahen den Feigenbaum, daß er verdorrt war bis auf die Wurzel.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Και το πρωι διαβαινοντες ειδον την συκην εξηραμμενην εκ ριζων.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.А вранці, мимо йдучи, побачили смоківницю всохлу від коріння.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.И тъй, като минаваха сутринта, видяха смоковницата изсъхнала от корен.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Поутру, проходя мимо, увидели, что смоковница засохла до корня.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.ויהי הם עברים בבקר ויראו את התאנה כי יבשה עם שרשיה׃
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.وفي الصباح اذ كانوا مجتازين رأوا التينة قد يبست من الاصول.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.早 晨 、 他 們 從 那 裡 經 過 、 看 見 無 花 果 樹 連 根 都 枯 乾 了
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.早晨 、 他們從 那 裡經過 、 看見 無花果 樹連 根 都 枯乾了
Şehrin içinden Kolezyum'un yanından geçip dönerek bayır çıkıp그들은 도시를 횡단해, 콜로세움을 지납니다. 그러나, 그들은 리비아의 포르티쿠를 향하는
Şehrin içinden Kolezyum'un yanından geçip dönerek bayır çıkıp Livia Revağı'na varıyorlar.Atravessam a cidade, passam pelo Coliseu mas depois desviam-se para subirem a colina até ao Pórtico de Lívia.
Şehrin içinden Kolezyum'un yanından geçip dönerek bayır çıkıp Livia Revağı'na varıyorlar.Atraviesan la ciudad, pasan el Coliseo, pero luego doblan para subir la colina hacia el Pórtico de Livia.
Şehrin içinden Kolezyum'un yanından geçip dönerek bayır çıkıp Livia Revağı'na varıyorlar.Attraversano la città, passano il Colosseo, ma poi svoltano su per una collina verso il Portico di Livia.
Şehrin içinden Kolezyum'un yanından geçip dönerek bayır çıkıp Livia Revağı'na varıyorlar.Họ băng qua thành phố, vượt Đấu trường La Mã, rồi xuống kiệu để vượt đồi và tới Mái vòm Livia.
Şehrin içinden Kolezyum'un yanından geçip dönerek bayır çıkıp Livia Revağı'na varıyorlar.Przemierzają miasto, mijają Koloseum, i skręcają jadąc pod górę do Portyku Livii.
Şehrin içinden Kolezyum'un yanından geçip dönerek bayır çıkıp Livia Revağı'na varıyorlar.Sie kommen durch die ganze Stadt, am Kolosseum vorbei, dann den Hügel zum Portikus der Livia hinauf.
Şehrin içinden Kolezyum'un yanından geçip dönerek bayır çıkıpהן חוצות את העיר, עוברות את הקולוסאום, אבל אז פונות לטפס על הגבעה
Şehrin içinden Kolezyum'un yanından geçip dönerek bayır çıkıpわき道に入って 丘を上って リヴィアの柱廊へと向かいます
Sevgiyi, sadakati hiç yanından ayırma, Bağla onları boynuna, Yaz yüreğinin levhasına.Bontà e fedeltà non ti abbandonino; lègale intorno al tuo collo, scrivile sulla tavola del tuo cuore
Sevgiyi, sadakati hiç yanından ayırma, Bağla onları boynuna, Yaz yüreğinin levhasına.Godhed og Troskab vige ej fra dig, bind dem som Bånd om din Hals, skriv dem på dit Hjertes Tavle!
Sevgiyi, sadakati hiç yanından ayırma, Bağla onları boynuna, Yaz yüreğinin levhasına.Hendaklah engkau tetap percaya dan setia kepada Allah dan sesamamu. Ingatlah itu dan simpanlah di dalam hatimu
Sevgiyi, sadakati hiç yanından ayırma, Bağla onları boynuna, Yaz yüreğinin levhasına.Houd liefde en trouw in ere! Draag Gods geboden als een sieraad en prent ze in je hart en geheugen.
Sevgiyi, sadakati hiç yanından ayırma, Bağla onları boynuna, Yaz yüreğinin levhasına.인자와 진리로 네게서 떠나지 않게 하고 그것을 네 목에 매며 네 마음판에 새기라
Sevgiyi, sadakati hiç yanından ayırma, Bağla onları boynuna, Yaz yüreğinin levhasına.La ikke kjærlighet og trofasthet vike fra dig, bind dem om din hals, skriv dem på ditt hjertes tavle!
Sevgiyi, sadakati hiç yanından ayırma, Bağla onları boynuna, Yaz yüreğinin levhasına.Låt godhet och sanning ej vika ifrån dig; bind dem omkring din hals, skriv dem på ditt hjärtas tavla;
Sevgiyi, sadakati hiç yanından ayırma, Bağla onları boynuna, Yaz yüreğinin levhasına.Laupeus ja uskollisuus älkööt hyljätkö sinua. Sido ne kaulaasi, kirjoita ne sydämesi tauluun,
Sevgiyi, sadakati hiç yanından ayırma, Bağla onları boynuna, Yaz yüreğinin levhasına.Miłosierdzie i prawda niech cię nie opuszczają; uwiąż je u szyi twojej, napisz je na tablicy serca twojego.
Sevgiyi, sadakati hiç yanından ayırma, Bağla onları boynuna, Yaz yüreğinin levhasına.Milosrdenství a pravda nechť neopouštějí tě, přivaž je k hrdlu svému, napiš je na tabuli srdce svého,
İlgili Sayfalar