Ben Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime yalvarmakla bahtsız olmam."And I shall call on my Lord; and I hope that I shall not be unblest in my invocation to my Lord."
Allah'tan başka; sana ne fayda, ne de zarar veremeyecek olan şeylere yalvarma!And do not call, apart from God, on what neither benefits you nor harms you.
Allah ile beraber hiç kimseye yalvarmayın.So do not call, besides God, upon anyone else.
Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır.And do not speak to me concerning those who did wrong; for they are to be drowned.”
O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın (ve kulluk etmeyin).So do not call, besides God, upon anyone else.
"Ve Allah'dan başka, sana faydası da, zararı da dokunmayacak olan şeylere yalvarma!And do not call, apart from God, on what neither benefits you nor harms you.
Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!And do not speak to me concerning those who did wrong; for they are to be drowned.”
O halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın.So do not call, besides God, upon anyone else.
Ondan sonra da aklınca inandığı tanrısına yalvarmaya başlamış.His ceaseless begging got to a point that finally one day, the god was able to stand it no more.
Sürgünün ölüm anlamına geldiğini fark eden Czerniaków yetimler için yalvarmaya gitti.Realizing that deportation meant death, Czerniaków went to plead for the orphans.
[4] . Bunu "[Kraków'daki] Yahudi konseyinin sürekli yalvarması" nedeniyle yaptığını iddia etti. [5]He claimed that he did this due to the "constant begging of the Jewish council [in Kraków]".[7]
Ancak, bu da, Hatun'un yalvarmaları da onun uğursuz bir dilekte bulunmasını engelleyemez.Als dieser sie um Vergebung bittet, bringt sie es jedoch nicht übers Herz.
Allah’ a yalvarma ve onu övme vardır.Gott läßt mit sich reden: Gebete für den Gottesdienst.
Keninin de ölmesi için tanrılara yalvarmaya başlar.Er fleht zu Gott, ihn ebenfalls sterben zu lassen.
Ancak Kama'nın yalvarmasıyla Brahma yeniden dirileceğini söyler.Cependant, suite aux supplications de Kâma, Brahmā lui assure qu'il renaîtra.
İnanan kişinin Tanrı’ya bir niyazı, yalvarması ve duasıdır.Or ce qui fait en premier le prêtre, c'est la prière et l'adoration ».
Kızın bırakılması için yalvarması üzerine köylü bu kızı bulduğu yere geri götürüyor.Inquiet, le paysan ramène l'enfant là où il l'avait trouvé.
Yakarma, Tanrı'ya yalvarma demektir.Comment Job non seulement ne va pas renier Dieu.
Genellikle yalvarmam.No suelo rogar.
Ancak, bu da, Hatun'un yalvarmaları da onun uğursuz bir dilekte bulunmasını engelleyemez.Es inútil invocarle, pues odia a los débiles.
Ana hedef kurban sunmak değildir, yalvarmak ve dua etmektir.A veces la primera reacción no debe ser culpar, sino perdonar.
Şarkı bir yalvarma bir hakaret şeklinde devam eder gider.El canto se desarrolla en un clima de indignación.
Duruşmada yalvarmasına rağmen ölüm cezasına çarptırılır.Si lo hace, se enfrenta al castigo de la Presencia.
En iyi arkadaşı olan Proteus'a birlikte gelmesi için yalvarmaktadır.Azul agradecido promete su mejor amigo pase lo que pase.
Şarkı bir yalvarma bir hakaret şeklinde devam eder gider.Il canto si svolge in un clima di sdegno.
İskenderiye'de Kloepatra, Antonius'a bu savaşa iştirak etmemesi için yalvarmaktadır.Hoffmann, allora, si unisce a Krespel nel chiedere ad Antonia di non farlo.
Liu'nun yalvarmaları Prensi çok hislendirir.Tra gli ortodossi è molto popolare la preghiera di Gesù.
Allah’ a yalvarma ve onu övme vardır.Сура призывает постоянно восхвалять Аллаха и прославлять Его.
Maddalena'nin kardeşinden Dük'ün hayatını bağışlaması için yalvarmalarını duyar.Джильда в страхе умоляет отца простить герцога.
Allah’ a yalvarma ve onu övme vardır.صلى الله عليه وعلى آله وصحبه وسلم تسليما (عشر مرات).
Allah’ a yalvarma ve onu övme vardır.Porque pela palavra de Deus e pela oração é santificada".
Bağış için yalvarmaya devam ediyor; aşkın bir ceza olabileceğini düşündüğünü bile.Ele vai em busca do perdão, sugerindo mesmo que o amor pode ser uma punição.
Allah’ a yalvarma ve onu övme vardır.Chodźcie na modlitwę, a Bóg zechce zlitować się nad wami".
Ama Santuzza ona sarılıp kendisinden ayrılmaması için yalvarmaya başlar.Samtidigt anser han att böner till Gud inte kommer att hålla honom i vid liv.
Yakarma, Tanrıya yalvarma, dileme, isteme.Och ändå, Gud, låt intet här mitt fall bereda, ej prakt, ej prål, ej lust, ej ångest mig förleda!
Gemiciler korkuya kapıldı, her biri kendi ilahına yalvarmaya başladı.Кожен розмовляв своєю мовою і молився своєму богові.
Yakarma, Tanrıya yalvarma, dileme, isteme.«Не вір, не бійся, не проси»).
Yakarma, Tanrıya yalvarma, dileme, isteme.Neprchej, neprchej, pro Boha živého).
Yakarma, Tanrı'ya yalvarma demektir.Požehnán je ten, který se nerozhořčuje na Boha.
Herman saklandığı yerden çıkar ve onun önüne gelerek üç kartın sırrını kendine vermesi için yalvarmaya başlar.Magányában tör rá Herman, követelve tőle a három kártya titkát.
Gemiciler korkuya kapıldı, her biri kendi ilahına yalvarmaya başladı.Merimiehet pelästyvät ja huutavat avuksi jumaliaan.
Yakarma, Tanrıya yalvarma, dileme, isteme.Lyd Gud, Gør ret, Vig for ingen.
Bunun üzerine Azrail kendisine değil Tanrıya yalvarmasını söyler.Kunne de ikke det skulle de heller ikke skamme seg over å tigge for føden.
Böylece yalvarma sırası Gestapo subayına gelmişti.Her oppsøkte han blant annet Gestapo.
Yakarma, Tanrı'ya yalvarma demektir.Meninggalkan apa yang Allah larang.
Allah’ a yalvarma ve onu övme vardır.Dengan itu ia menghendaki ridho Allah ta’ala dan beribadah kepada-Nya.
O zaman, kıskançlığından utanç duyan Kont karısından kendini affetmesi için yalvarmaya başlar.自暴自棄に陥っていた市松は、合流した話頭に自分を殺してくれるよう懇願する。
Bağış için yalvarmaya devam ediyor; aşkın bir ceza olabileceğini düşündüğünü bile.”单于爱信之,以为然,许聂翁壹。
Allah’ a yalvarma ve onu övme vardır.그리고 하느님께 바치는 기도를 통하여 신앙은 굳어지며 은총이 더해진다.
Herman saklandığı yerden çıkar ve onun önüne gelerek üç kartın sırrını kendine vermesi için yalvarmaya başlar.Герман застава пред нея на колене и моли тя да му разкрие тайната на трите карти.
Yakarma, Tanrı'ya yalvarma demektir.Ние нямаме право да обвиняваме Бог.
Allah’ a yalvarma ve onu övme vardır.Osjeća potrebu Boga, pa uzdiše.
Yakarma, Tanrı'ya yalvarma demektir.Trest neznamená, že Boh zabudol.
Deli Dumrul Azrail'e yalvarmaya başlar.Kiku rabast saab alguse Udriku oja.
Ana hedef kurban sunmak değildir, yalvarmak ve dua etmektir.Õige palve ei ole palumine, vaid tänamine.
Artık yalvarmanın çözüm olmadığını anlamaya başladım.Comecei a perceber que mendigar não seria a solução.
Artık yalvarmanın çözüm olmadığını anlamaya başladım.Comencé a darme cuenta de que mendigar no sería la solución.
Artık yalvarmanın çözüm olmadığını anlamaya başladım.Ich fing an zu begreifen, dass Betteln keine Lösung sein würde.
Artık yalvarmanın çözüm olmadığını anlamaya başladım.Ik begon te beseffen dat bedelen niet de oplossing zou zijn.
Artık yalvarmanın çözüm olmadığını anlamaya başladım.Iniziai a capire che mendicare non è la soluzione.