Sana yalan söylemek istemiyorum.No quiero mentirte.
Yalan söylemek istemiyorum.No quiero mentir.
Yalan söylemek zorunda değilsin.No tienes por qué mentir.
Dürüst olmak yalan söylemekten daha zevkli.Es más placentero ser honesto que mentir.
Susmak da bazen yalan söylemekle eşittir.A veces callar es igual que mentir.
Yalan söylemekten kaçınmak.Abstenerse de mentir.
Sadece diyebilirim ki: ölürken bile yalan söylemekten vazgeçmezler.Di la verdad, o por lo menos no mientas.
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.Anche la falsità, adulazione, spergiuro e falso giuramento sono vietati.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.Non è escluso che nel corso delle sue attività abbia potuto ricorrere alla coercizione e al ricatto.
Yalan söylemekten kaçınmak.Evitare l'inganno.
Yalan söylemek utanç verici.Лгать стыдно.
Yalan söylemek zorunda bırakıldım.Я был вынужден солгать.
Sana yalan söylemek için nedenim yok.У меня нет причин тебе лгать.
Yalan söylemekten kaçınmak.Воздерживаться от лжи.
Yalan söylemek ya da hırsızlık etmek yasaktır, devlet güçlerine başkadırmak yoktur.Запрещал обманывать или обкрадывать других.
Yalan söylemekten kaçınmak.لتجنب التسرب.
Örnek vermek gerekirse: "Yalan söylemek her zaman yanlış mıdır?أنا كذبة دائما ما تقول الحق.
Yalan söylemek ya da hırsızlık etmek yasaktır, devlet güçlerine başkadırmak yoktur.Não devemos mentir nem roubar, nem cometer adultério.
Gereksiz konuşma: Övünmek, gıybet, yalan söylemek vs. yasaklanmıştır.Slecht spreken: Opscheppen, roddel, liegen, enz. worden niet toegelaten.
Oynamak ne uydurmaktır ne de yalan söylemektir.De speler heeft ook de mogelijkheid om niet te antwoorden of te liegen.
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.Het blijkt dat ze toch niet wilde dat haar dochter voor haar kwam liegen.
Gerçeği söylemek, yalan söylemekten çok daha kolaydır.De waarheid zeggen is veel gemakkelijker dan liegen.
"İnsan Severlikten Ötürü Yalan Söylemek Konusunda Bir Sözüm Ona Hak Üzerine."On jest osobą spokojną, wśród ludzi ma opinię kłamcy.
İnsanın en büyük ve en kötü sıfatlarından biri yalan söylemektir.Największym i jednym z najodleglejszych z nich jest Sedna.
Oynamak ne uydurmaktır ne de yalan söylemektir.Grasz czy nie grasz?
Örnek vermek gerekirse: "Yalan söylemek her zaman yanlış mıdır?O sobie mówił: „Jestem kłamstwem, które zawsze mówi prawdę”.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.Generał nie był człowiekiem, od którego można było czegoś żądać lub go szantażować.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.Allt för att sedan kunna idka utpressning.
Örnek vermek gerekirse: "Yalan söylemek her zaman yanlış mıdır?Парадокс можна сформулювати так: хтось стверджує: я завжди брешу.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.Citově či jinak vydírá nebo vyhrožuje.
Yalan söylemekten kaçınmak.A te abține să minți.
Yalan söylemek utanç verici.Să spui minciuni este ruşinos.
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.Ennek érdekében nem rest azt sem hazudni, hogy az anyja meghalt.
Yalan söylemekten kaçınmak.Tartózkodni a hazugságtól.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.A hatalom megszerzése érdekében nem riad vissza sem zsarolástól, sem vesztegetéstől.
Yalan söylemek ya da hırsızlık etmek yasaktır, devlet güçlerine başkadırmak yoktur.Exklávét létrehozni, elszakadni az államtól, vagy a szövetségtől nem megengedett.
Olay hakkında yalan söylemekle suçlandı.Häntä syytettiin siitä, että hän oli valehdellut tapahtuneesta.
Sadece diyebilirim ki: ölürken bile yalan söylemekten vazgeçmezler.Μπορώ μόνο να πω ότι ακόμη και νεκροί θα ψεύδονται.
Yalan söylemek ya da hırsızlık etmek yasaktır, devlet güçlerine başkadırmak yoktur.Μη αγώγιμα, δηλαδή η παροχή ή η παραβίασή τους δεν μπορεί να κριθεί από δικαστικές αρχές.
Yalan söylemekten kaçınmak.Att slippa det falska.
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.Hun hevdet også at Valla løy til henne.
Mütevâtir: Yalan söylemek üzere ittifakları âdete nazaran düşünülmeyen bir topluluğun verdiği haberdir.Misalnya, ajarannya dianggap obrolan bohong (dusta), bahkan seringkali dianggap sebagai tipu daya (sihir).
Yalan söylemekten kaçınmak.Berbohong demi perang.
Hareket faydacılığına göre en doğru hareket yalan söylemektir.Untuk menyelamatkan diri dari situasi yang sulit ia terpaksa berbohong.
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.Meski ia harus berbohong pada ayahnya.
Yalan söylemekten kaçınmak.虚偽を避けよ。
"İnsan Severlikten Ötürü Yalan Söylemek Konusunda Bir Sözüm Ona Hak Üzerine."また、人間の偽物は偽者(にせもの)と言う。
İnsanın en büyük ve en kötü sıfatlarından biri yalan söylemektir.一、世の中で一番悲しい事は、うそをつく事です。
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.家族に嘘をつくことは許されない。
Aslına bakarsan onun yalan söylemek gibi bir huyu var.実際彼には嘘をでっち上げる癖がある。
Yalan söylemek ya da hırsızlık etmek yasaktır, devlet güçlerine başkadırmak yoktur.應褫奪公權,漏未宣告褫奪公權。
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.高傲专横、违背誓言和怠慢客人也要遭到惩罚。
Yalan söylemekten kaçınmak.거짓을 말하는 것의 금지.
Oynamak ne uydurmaktır ne de yalan söylemektir.질문이나 하면 그때 가서 거짓말을 하든지 말든지(웃음소리).
Yalan söylemekten kaçınmak.שלא לעזוב שנאתו.
Örnek vermek gerekirse: "Yalan söylemek her zaman yanlış mıdır?הלהיט הידוע שלהם הוא "האם אשקר לך?"
Onlara yalan söylemek istemiyorum.אני לא רוצה לשקר להם.
Onlara yalan söylemek istemiyorum.אני לא רוצה לשקר להן.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.Не се колебае да използва заплахи и да мами, за да победи.
Sadece diyebilirim ki: ölürken bile yalan söylemekten vazgeçmezler.Môžem povedať len toľko, že ani v hodine smrti sa nezastavia pred lžami.