Ana içeriğe geç
Sözlük

yalan söylemek ile cümle

yalan söylemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
14
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'a yalan söylemek bir hataydı.Lying to Tom was a mistake.
Tom'a yalan söylemek büyük bir hataydı.Lying to Tom was a big mistake.
Tom yalan söylemekte ustadır.Tom is adept at telling lies.
Beni yalan söylemekle suçlamaya nasıl cüret edersin!How dare you accuse me of lying!
Yalan söylemekten nefret ettim.I hated lying.
Leyla'nın yalan söylemek için bir nedeni vardı.Layla had a reason to lie.
Yalan söylemek istedim ama söylemedim.I wanted to lie, but I didn't.
Tom'a yalan söylemekten bıktım.I'm tired of lying to Tom.
Tom yalan söylemek için kışkırtıldı.Tom was tempted to lie.
Tom'a yalan söylemekten nefret ediyordum.I hated lying to Tom.
Tom'a yalan söylemekten nefret ediyorum.I hate lying to Tom.
Şimdi yalan söylemekten pişman oluyorum.I now regret lying.
Tom yalan söylemek istemiyordu.Tom didn't want to lie.
Onu yalan söylemekle suçladınız.You accused him of lying.
Yalan söylemek günahtır.It's a sin to tell a lie.
Sadece diyebilirim ki: ölürken bile yalan söylemekten vazgeçmezler.I can only say: even in death they cannot stop lying.
"İnsan Severlikten Ötürü Yalan Söylemek Konusunda Bir Sözüm Ona Hak Üzerine."Though he denied it, he later revealed himself as the man behind the account.
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.Falsehood, flattery, perjury and false swearing are also forbidden.
Yalan söylemekten kaçınmak.Refrain from lying.
Örnek vermek gerekirse: "Yalan söylemek her zaman yanlış mıdır?In his own words: "It is a lie.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.He does not hesitate to use violence or blackmail to fulfill his goals.
Yardım etmekten ne anlarsın zaten, tek bildiğin yalan söylemek.You don't know how to help, you just know how to lie!
Nerede olduğunu bildiğimi söyleyerek onlara yalan söylemek istemedim.I didn't want to lie and tell them I knew where he was.
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -The prosecutors' strategy is to lie as much as possible in the most boring possible way -
Bir de bir insanýn gözünün içine bakýp... ...ustalýkla yalan söylemek.Like what
Yalan söylemek için bir neden görmedim.I saw no reason to lie.
Çocuğu yeni ölmüş gözü yaşlı bir anneye yalan söylemek,Lying to some crying woman whose child has died
Yalan söylemek işbirlikçi bir eylemdir.Lying is a cooperative act.
Yalan söylemek hakkındaki birinci gerçek:Truth number one about lying:
Yalan söylemek karmaşık bir eylem.Lying's complex.
Yalan söylemek nefes almak kadar eski bir eylem.It's as old as breathing.
Yalan söylemek bizim için bir tür olarak evrimsel değere sahip.Lying has evolutionary value to us as a species.
Çok tipik bir örnek, bazen yalan söylemek gereklidir.A typical example being, "Sometimes it is necessary to tell lies."
Emirleri umursamamak ya da basına yalan söylemek hakkında bir şey demedimI didn't say anything about ignoring orders and lying to the press.
Susabiliriz bundan böyle, ama yalan söylemek yok... ...yorulunca vazgeçmek yok.We can stay quiet from now on But we won't lie We won't give up when we get tired.
Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır.For them is suffering for they lie.
Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.Yet they lie against God, and they know it.
Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.Who listens to you (for spreading rumours); but most of them are liars.
Şüphesiz onlar, çirkin ve yalan söylemektedirler.They surely utter what is unseemly and a lie.
Onlar bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.Yet they lie against God, and they know it.
Onlar, yalan söylemek için boyuna dinlerler, haramı ve rüşveti de boyuna yerler.Eavesdropping for telling lies, earning through unlawful means!
Yok, eğer gömleği arka taraftan yırtılmışsa kadın yalan söylemektedir, o doğruculardan.But if the shirt is torn from behind then she is a liar, and he speaks the truth."
Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.They are liars indeed.
İyi bilin ki onların işi gücü yalan söylemektir.Is it not they who are liars?
Onlar yalnızca bir zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminde bulunarak yalan söylemektedirler.'They do not follow anything except assumption, and they only make guesses.
Şüphesiz onlar, çirkin ve yalan söylemektedirler. Gerçekten Allah, çok affeden, çok bağışlayandır.Yet surely God is All-pardoning, All-forgiving.
Bundan dolayı yalan söylemek zorunda kaldım.So, I had to lie.
Oynamak ne uydurmaktır ne de yalan söylemektir.Sei deshalb nicht ungläubig und lügnerisch.
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.Ihr Vater fordert sie auf, nicht für ihn zu lügen.
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.Kindern wird also vermittelt, dass Faulheit, Lügen und Ungehorsam nicht ungestraft bleiben.
Üzgünüm, sana yalan söylemek zorundaydım.Je suis désolé, j'ai dû te mentir.
Dürüst olmak yalan söylemekten daha zevkli.C'est plus agréable d'être honnête que de mentir.
"İnsan Severlikten Ötürü Yalan Söylemek Konusunda Bir Sözüm Ona Hak Üzerine."Mais l’homme qui se présente est un imposteur.
Yalan söylemekten kaçınmak.Évitez le mensonge.
Gereksiz konuşma: Övünmek, gıybet, yalan söylemek vs. yasaklanmıştır.Frivolité: la vantardise, le mensonge, la calomnie ne sont pas autorisés.
Bu uğurda annesine yalan söylemekten de çekinmiyor.Donc il est mal de faire mentir ton petit frère.
Yalan söylemek ayıptır.Es una vergüenza mentir.
O yalan söylemekten nefret ediyordu.Él odiaba mentir.
Tom Mary'ye yalan söylemek istemiyor.Tom no quiere mentirle a Mary.
Gerçeği söylemek yalan söylemekten çok daha kolaydır.Decir la verdad es mucho más fácil que mentir.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod