Yalan söylemek yanlıştır.It is wrong to tell a lie.
Konumunu yitirdi çünkü yalan söylemekten kaçınmıştı.He lost his position just because he refused to tell a lie.
Artık yalan söylemek istemiyorum.I don't want to lie anymore.
Yalan söylemek iyi değildir.It is not good to tell a lie.
Yalan söylemek çok kötü bir alışkanlıktır.Telling lies is a very bad habit.
Yalan söylemek her zaman bir günah mıdır?Is it always a sin to tell a lie?
Olay hakkında yalan söylemekle suçlandı.He was accused of having lied about the affair.
O, onu ona yalan söylemekle suçladı.He accused her of having lied to him.
Onlar onu yalan söylemekle suçladılar.They accused him of telling a lie.
Yalan söylemekle suçlandı.She was accused of telling a lie.
İş hakkında yalan söylemekle suçlandı.She was accused of having lied about the affair.
O, beni yalan söylemekle suçladı.She accused me of telling a lie.
Kendine yalan söylemekten vazgeçmelisin.You need to stop lying to yourself.
Tom Mary'yi açık açık yalan söylemekle suçladı.Tom accused Mary of lying through her teeth.
Tom yalan söylemekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.Tom had no qualms about lying.
Tom Mary'ye yalan söylemek istemiyor.Tom doesn't want to lie to Mary.
Yalan söylemek utanç verici.Lying is shameful.
O yalan söylemekten nefret ediyordu.He hated lying.
Bazen yalan söylemek daha iyidir.Sometimes it's better to lie.
Yalan söylemekle suçlanıyordu.She was accused of lying.
O, yalan söylemekle suçlandı.She was accused of lying.
Tom'a yalan söylemekten hoşlanmıyorum.I don't like lying to Tom.
O yalan söylemekten utanıyor.He is ashamed of telling lies.
Yalan söylemek zorunda kaldığını itiraf etti.He confessed he had to lie.
O, erkek arkadaşı hakkında ailesine yalan söylemek zorunda.She has to lie to her family about her boyfriend.
Sana yalan söylemek için hiçbir nedenim yok.I have no reason to lie to you.
Tom'a yalan söylemek istemiyorum.I don't want to lie to Tom.
Sana yalan söylemek istemiyorum.I don't want to lie to you.
Yalan söylemek zorunda değildin.You didn't have to lie.
Yalan söylemek zorunda değilsin.You don't have to lie.
Tekrar yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie again.
Tom'a yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to Tom.
Sana yalan söylemek için nedenim yok.I've got no reason to lie to you.
Yalan söylemek istemiyorum.I don't want to lie.
Üzgünüm, sana yalan söylemek zorundaydım.I'm sorry I had to lie to you.
Tom yalan söylemekten rahatsız olmazdı.Tom wouldn't bother to lie.
Tom Mary'yi kendisine yalan söylemekle suçladı.Tom accused Mary of having lied to him.
Tom Mary'yi yalan söylemekle suçladı.Tom accused Mary of lying.
Tom yalan söylemekten nefret ediyordu.Tom hated lying.
Tom yalan söylemekle suçlandı.Tom was accused of lying.
Tom beni yalan söylemekle suçladı.Tom accused me of lying.
Tom'a yalan söylemek için hiçbir neden yok.I have no reason to lie to Tom.
Beni yalan söylemek zorunda bırakma.Ask no questions and hear no lies.
Yalan söylemek iyi davranış değildir.Lying is not good behaviour.
Tom'un yalan söylemekten daha çok nefret ettiği bir şey yok.There's nothing Tom hates more than lying.
Yalan söylemekten bıktım.I'm sick of lying.
Yalan söylemekten hoşlanmadığımı biliyorsun.You know I don't like lying.
Onun hakkında yalan söylemek hiçbirimizin hayrına olmaz.It won't do any good to lie about it.
Artık yalan söylemek için herhangi bir nedenim yok.I no longer have any reason to lie.
Onlara yalan söylemek için hiçbir nedenim yok.I have no reason to lie to them.
Ona yalan söylemek için hiç bir nedenim yok.I have no reason to lie to him.
Onlara yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to them.
Ona yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to him.
Onlara yalan söylemek istemiyorum.I don't want to lie to them.
Ona yalan söylemek istemiyorum.I don't want to lie to him.
Ne diye sana yalan söylemek durumunda kalayım ki?What reason could I possibly have to lie to you?
Ebeveynlerime yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to my parents.
Herkese yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to everyone.
Bu yalan söylemek olurdu.That would be lying.
Tom'a yalan söylemekten pişmanım.I regret lying to Tom.