yalın ile cümle
yalın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.He believed in Karma but rejected a literal afterlife and organized religion.
Yalın Girişimcilik dersine hoşgeldiniz.So welcome to the Lean Launchpad class.
Bu aslında en yalın ve sade ürün kavramıdır.Basically it's this notion of the minimum viable product.
Şimdi en yalın ve sade ürünü nasıl inşa edeceğimize bakalım.Why don't we just figure out how to build the minimum viable product?
Çok yalın bağlamsal ilişkiler kurmak için arazideki yerlerini değiştirdik.We pushed them around on the site to make very literal contextual relationships.
Şimdi bir seri yalın satır işlemler i yapıcaz. -What I'm going to do is perform a series of elementary row operations.
Onlara yalın satır işlemleri diyoruz.They're called elementary row operations.
Heykel cepheden bakıldığında oldukça simetrik,yalın ve dalgın ifadelidir.It's very frontal, it's very symmetrical, and severe, and kind of abstracted.
57 yalındayım, çek hala bende.I'm 57; still have the check.
Soru, en yalın ve sade ürünün amacının ne olduğuydu.So the question is, what's the purpose of the minimum viable product?
Dolayısıyla "gerçekten", yalın bir güven ile kullanabileceğimiz bir kelime değil.So "really" isn't a word that we should use with simple confidence.
Ücra dağlara güneş panelleri taşıyan yalınayak güneş mühendisleriniz olur.You get barefoot solar engineers carrying solar panels into the remote mountains.
Neyi ölçtüğünüz yalın ve net bir dille açıklanmış durumda.What you're actually measuring is spelled out in clean language.
Değer önerisinde amaç, en yalın ve sade ürünün tanımlanmasıdır.And in value proposition, the goal of this is to find out that minimum viable product.
Kopenhag'da bir kütüphane ve otel için yaptığımız projeyi yalınlıkla gösterelim.A very literal way of showing it is a project we did for a library and a hotel in Copenhagen.
Shall, sert ve yalın ve soğuk, ölüm gibi görünür: küçüldüğünü ölüm bu borrow'd benzerliğindeShall, stiff and stark and cold, appear like death: And in this borrow'd likeness of shrunk death
Keşiş JOHN yalınayak kardeşi, bizim sipariş biri, bana ilişkilendirmek, gitmekFRlAR JOHN Going to find a barefoot brother out, One of our order, to associate me,
O besleyici ölüm aşk yalın abhorred canavar tutar;That unsubstantial death is amorous; And that the lean abhorred monster keeps
En yalın ve sade ürünün amacı nedir?What's the purpose of the minimum viable product?
Okuldaki matematik dersinde gördüğümüz, yalın, bilerek basitleştirilmiş şeyler değillerdir.They're not just simple, dumbed-down things that we see in school math.
Daha önemlisi, tüm bu bilgilerden ortaya çıkan en yalın ve sade ürününüz nedir?And more importantly, what's the minimum viable product that results from all this knowledge?
Bu spiral ize ise yalın sıcak nokta diyoruz.The spiral thread we call a "solo hot spot."
Müşterilere bunun en yalın ve sade ürün olduğunu söylüyoruz.We actually tell customers it's a minimum viable product.
Ve yoksullar için bir Yalınayaklar Koleji açmaya karar verdim.And I thought I'd start a Barefoot College -- college only for the poor.
Böylece Yalınayaklar Koleji'ni kurduk ve profesyonelliği yeniden tanımladık.So we started the Barefoot College, and we redefined professionalism.
Yalınayaklar Koleji'ne para için geliyorsanız, hiç gelmeyin.You come for the money, you don't come to Barefoot College.
Yalınayaklar Koleji'ne çalışmak ve mücadele etmek için gelebilirsiniz.You come for the work and the challenge, you'll come to the Barefoot College.
Böylece ilk Yalınayaklar Koleji'ni 1986 yılında kurduk.So we built the first Barefoot College in 1986.
Kolej okuma yazması olmayan 12 yalınayak mimar tarafından metrekaresi 16,5 dolara inşa edildi.It was built by 12 Barefoot architects who can't read and write, built on $1.50 a sq. ft.
Yalınayaklar Kolej'nde yemekler güneş enerjisiyle pişer.Food, if you come to the Barefoot College, is solar cooked.
Başkan Sierra Leon'daki ilk Yalınayak eğitim merkezini kurdu.So he built me the first Barefoot training center in Sierra Leone.
Yalın n-gramlar, kültürel trendleri ölçmeye yarıyor.Well the individual n-grams measure cultural trends.
Her ne kadar bu bizim, sorunları en yalın haliyle ele almamıza izin vermese de.Even if it doesn't accord to the typical way we see this problem.
Yalınayak koşan prenses büyük merak uyandırdı.Well, the princess running barefoot has created a big sensation.
Cann'ı (cinni) da 'yalın-dumansız bir ateşten' yarattı.And created jinns from the white-hot flame of fire.
Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır.And created jinns from the white-hot flame of fire.
Yalınone of the seven cases (grammatical)Nominative
Yalın ayak siyasetçilerin savaşı sosyal medyada.Battle of the barefeet politicians on social media.
Kim yalın ayakta daha iyi?Who barefoot better?
Kabinesi, kendisinden önceki başbakanların kabinelerinden daha genç ve yalın.His cabinet is younger and leaner than their predecessors.
Bu yazıtlar yalın abartısız bir dille yazılmıştır.These inscriptions are written in a plain and no exaggeration language.
Genel olarak anonim olan bu ürünler yalın bir Türkçe ile söylenmiştir.These poems which are generally anonymous were sung with a plain Turkish.
Elektronun negatif yalın kütlesi (bare mass)Negative bare mass of the electron
Antik kaynaklarda Livius Andronicus isminin yanısıra yalın olarak Livius diye anıldığı da görülür.In ancient sources, Livius Andronicus is either given that name or is simply called Livius.
CONWIP Yalın üretimCONWIP Lean manufacturing
TPS / Yalın tekniklerinin çoğu benzer şekilde çalışır.Many of the TPS/Lean techniques work in a similar way.
Yalın üretim Yalın yazılım geliştirme Çevik yazılım geliştirme Toplam Kalite YönetimiLean manufacturing Lean software development Agile software development Total Quality Management
Shigeo Shingo (新郷 重雄, Shingō Shigeo?) Tam Zamanında (JIT) Yalın üretimShigeo Shingo (新郷 重雄, Shingō Shigeo) Just In Time (JIT) Lean manufacturing
baz, yalın çifti bağışlar ve bir kovalent bağ oluşturur.in which the base donates its lone pair, forming a dative covalent bond.
Memelilerde ve kuşlarda, hyoid düzenek daha da yalın hale gelmiştir.In mammals and birds, the hyoid is still more simplified.
Aşağıdaki tablo ilkel sayıların yalın hallerini göstermektedir.The following chart shows the nominative forms of the primitive numbers.
Başı uzun, yalın ve çok incedir; Gözden buruna şahin gagası gibi eğilir.His head is long, lean and very slender; and does from eye to nose bend like a hawk's beak.
98 yalında olan Álvarez yaşayan en yaşlı Meksika başkanıdır.At 98, he is the oldest living former Mexican president.
On iki yalındayken Jacques Thibaud'nun Moskova konserlerine de katılmıştır.When Kogan was 12, Jacques Thibaud was in Moscow and heard him play.
Ayrıca, yüklemle ilgili olan ad öbekleri de yalın halde olabilir.[1]In addition, agreeing predicate NPs can also be marked nominative case:[6]
İzlandaca'da fiiller, yalın durumda olmayan bir özneye ihtiyaç duyabilir.In Icelandic, verbs can require a non-nominative subject.
Yalın ayak ve gebe kadın mutfaktaBarefoot and pregnant in the kitchen
Latif Yalınlı, 6 Şubat 1965 tarihinde evinde ölü olarak bulundu.Yalınlı wurde am 6. Februar 1965 in seiner Wohnung tot aufgefunden.
Bunu yaparken de çok yalın bir anlatıma başvurur.Unverschämtheit, mir so eine Frage zu stellen.
Bu renk, tutulma esnasında yalın gözle de görülebilmektedir.Bei klarem Wetter kann man sogar bis Usedom blicken.