yalın ile cümle
yalın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yalın gerçeklikle yüz yüze gelmelisin.You ought to face the stark reality.
Depremleri öngörebildiğimiz gün yalında gelecekThe day will soon come when we will be able to predict earthquakes.
O kadar ürkmüştü ki yalınayak dışarı koştu.He was so startled that he ran outside barefoot.
Yalın bir İngilizce ile konuşma yaptı.He made a speech in plain English.
O zamanlar âdet olduğu üzere, yalınayaktı.Her feet were bare, as was the custom in those days.
Tom yalınayak yürümeye alışkın değildir.Tom isn't accustomed to walking barefooted.
Ayakkabıcının çocukları yalın ayak gider.The cobbler's children go barefoot.
Tom yalınayak gitmeye karar verdi.Tom decided to go barefoot.
Bu küçük hikaye her şeyi açıklamak için çok yalın.This little story is too simple to explain everything.
Tom gömleksiz ve yalın ayaktı.Tom was shirtless and barefoot.
O yalınayak çalışan bir avukat.He's an advocate of barefoot running.
Yalın ayaktım.I was barefoot.
Tom yalın ayak yürümeye alışık değildir.Tom isn't used to walking barefooted.
Onların hepsi yalın ayak.They're all barefoot.
Tüm edatlar, yalın haldedir.All prepositions take the nominative.
Bana yalın gerçeği söylemen gerekir.I need you to tell me the unvarnished truth.
Tom yalınayak.Tom is barefoot.
Ayakkabıcının oğlu hep yalınayak gider.The shoemaker's son always goes barefoot.
Tom yalınayaktı.Tom was barefoot.
Tom karda yalınayak koştu.Tom ran barefoot in the snow.
Neden yalınayaksın?Why are you barefoot?
Onlar yalınayaktı.They were barefoot.
Tom asla yalın ayak yürümez.Tom never walks barefoot.
Kumda yalınayak yürümekten hoşlanır mısın?Do you enjoy walking barefoot on the sand?
Sabah, çimlerin üzerinde çiy yalınayak dokunmak iyidir.In the morning, it is good to touch barefoot the dew on the grass.
Onlar yalın ayak yürüdü.They walk barefoot.
Onlar yalınayak yürüyorlar.They walk barefoot.
Onlar yalınayak gidiyorlar.They go barefoot.
Ben yalınayağım.I'm barefoot.
Tom Mary'ye, John'un yalınayak olmadığını düşündüğünü söyledi.Tom told Mary that he thought John wasn't barefoot.
Tom, Mary'nin yalınayak olduğunu söyledi.Tom said that Mary was barefoot.
Tom'un yalınayak olacağını düşünmemiştim.I didn't think Tom would be barefoot.
Tom'un yalın ayak olduğunu biliyorum.I know Tom is barefoot.
Sen yalınayaksın, değil mi?You're barefoot, aren't you?
Tom ve Mary yalınayak.Tom and Mary are barefoot.
Ali'yi en son gördüğümde yalın ayak, başı kabak bir durumdaydı.When I saw Ali last time, he was barefoot and bareheaded.
TPS / Yalın tekniklerinin çoğu benzer şekilde çalışır.Many of the TPS/Lean techniques work in a similar way.
Ardından Swift, ilk olarak yalınayak bir şekilde ve sadece mavi bir elbiseyle sahilde görünür.Next, Swift is first seen on the beach barefoot and only wearing a blue dress.
Genel olarak Esrâr Dede arı ve yalın bir dil kullanırdı.English would just use Uncle and Aunt.
Çünkü Hanzala hep yalın ayak dolaşır.Eddie is always up to silly scams.
"Kutsal Yalınlık: Agamben, Cinsel Farkı ve Üreme Yaşamı"."Sacred Fecundity: Agamben, Sexual Difference, and Reproductive Life".
Yuva yeri, yerde yalın bir noktadır, suya yakındır.The nest site is a bare spot on the ground near water.
(Evet veya Hayır) SS:bu cebir yarı-yalınmı?Saru Chakuli (ସରୁ ଚକୁଳି) This is thin pancake-like Dosa.
En basit tekne/kayık tasarımıdır ve gövdesiz yalın olmasıyla karakterize edilir.It is the most basic boat design, characterised by the absence of a hull.
Antik kaynaklarda Livius Andronicus isminin yanı sıra yalın olarak Livius diye anıldığı da görülür.In ancient sources, Livius Andronicus is either given that name or is simply called Livius.
Yalın'ın albümlerinin toplam satışı 1 milyonu, toplam cirosu 6 milyon doları aşmıştır.Yalın's total album sales at the time was 1 million, earning him a total of 6 million dollars.
Bu Yalın yönetim felsefesinin temel bir parçası olarak da bilinir.It is also known as one fundamental part of Lean management philosophy.
Yalının cephesi çıkmalarla hareketlendirilmiştir.His corner lip is seen moving.
Yalın) "Dım Dım (feat.Should've Been Me (feat.
Nesne - (dil bilgisi) Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.The sequence /œː.ə/ is realised as either or (with a weak ). /œː, ɔː/ occur only in a few words.
Yalın mallar, açkılı ve çok az olarak açkısız olarak iki türlüdür.Only two molars are present; these are small and peg-like.
Bunu yalın kayıtlardan oluşan Smiley Smile (1967) izledi.It was followed by Smiley Smile (1967), an album of stripped-down recordings.
Yalıncak Köyü ayrıca iki ocağı bünyesinde barındırır.The village is also home to two defunct village pumps.
Hocalar sıkça öğrencilerine yalın hâldeki soyadlarıyla hitap ederler.Try often forgets the students' names.
Üreme habitatı, hafif tuzlu suyla sığ göllerdir ve yalın çamur açıktır.Their breeding habitat is shallow lakes with brackish water and exposed bare mud.
"ZAD" ise "YALIN" demektir.And karna means 'ears'.
Daha karmaşık durumlardaki yalın işlevler bakımından bir sonuca sahip değildir.In the most extreme cases, employees report receiving nothing.
Bu tür bazı yalın yerlerle kuru açık habitatları tercih eder.This species prefers open tussock habitat.
Ek almayan isim yalındır.He has written a book named I Shall Not Hate.
Taşlar figür değil, yalın yuvarlak levhadır.This is because the Earth is not flat, but instead round.