yalı ile cümle

yalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İlk albumü " I Alt Slags Lys" 15 yalında çıkmıştır.Hennes första album "I Alt Slags Lys" lanserades när hon var femton år gammal.
Çünkü yalıtkanlık dayanımı, hava veya kuru azottan daha fazladır.Vid svansens spets förekommer en mer eller mindre tydlig och rufsig tofs (liksom hos vanlig degu).
Genellikle yalıtaşı yapışma alanı farklı kuşaklara karşılık gelebilir.Ibland går en värmekabel sönder av olika anledningar.
Çocukluğunu Salacak (Üsküdar)'ta bir yalıda dadıların gözetiminde geçirdi.Hon upprättade en fond åt barnmorskor i sitt testamente.
Hocalar sıkça öğrencilerine yalın hâldeki soyadlarıyla hitap ederler.Eleverna talar ofta finska på rasterna.
Yönetmen Deniz Soysal, İstanbul'daki bir yalıda yaşamaktadır ve bir kitap yazar.Guvernanten sitter vid sjön med en bok.
Burcu Yalım - Emre Koyuncu.Slå en sjua – Urinera.
Diğer köşk ise Yalı Köşkü'dür.För andra betydelser, se Nurkkasaari.
Dielektrik özellikleri iyidir ve plastik mükemmel bir yalıtıcıdır.Designen är vacker, och astronomin är exakt rätt.
Yalın, ayrıca Vestel'in ankastre serisi için çekilen reklamında da rol almıştır.Han är även lågprisaffären Lidls ansikte utåt i reklamer.
Yuva yeri, yerde yalın bir noktadır, suya yakındır.Boet är en grund urgröpning i marken i närheten av vatten.
Geleneksel olarak yalınayak yapılan bir danstır.Det enda som fortfarande dansas i levande tradition.
Kitap, yalın bir dille, sıradan kent insanlarının günlük hayatından anları yansıtan öykülerden oluşur.Genom intervjuer och fotografier berättar det om vardagen i byn.
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Nederländarna har sin egen snabbmat.
De Ceremoniis bağlamında diğer yandan en yalın haliyle "birlik" ya da " gemi" olarak da okunabilir.В контексті Про церемонії, однак, він також може бути прочитаний просто як одиниця чи корабель.
Bazıları Guevara’yı bu ‘’yeni insan’’ın alımlı ve yalın bir modeli olarak görür.Дехто вбачав у Геварі, одночасно чарівному та суворому, модель такої «нової людини».
Yalı, 1915'e kadar Osmanlı Hanedanı'nın mülkiyetinde kaldı.Особняк залишався у власності династії Османів до 1915.
Bu dönemde yalınlaştırmacı görüşe bazı yeni düşünceler katılmaya başladı.У цей час у фотокореспондента почалися досить серйозні депресії.
Örneğin "Врачу, исцелися сам" (Vrachu, istselisya sam - "Hekim, kendini iyileştir", cf. yalın "врач", vrach).Сергій Крилов «Доктор, вилікуй мене» (вірші С. Каргашін) — вик.
Bunu yaparken de çok yalın bir anlatıma başvurur.Після цього він придумує безглузді виправдання.
Eşi Dilara, oğlu Ozan ve kızı Cansu ile bir yalıda yaşıyorlar.Проживає у Львові з дружиною Любою Носиковою і сином, а дочка — в Угорщині.
Onun gibi yalın ayak yürürler.Лучше б я чорта зобачив, як тебе.
Bu ısı yalıtkanlığını sağlamak için ise toplam ürettikleri enerjinin % 80'ini harcarlar.Цього достатньо, щоб заповнити 80% запасу енергії.
Bu yalıtaşlarının kalınlığı 20–50 cm arasında değişir.Точність в таких місцях становить від 20 до 500 метрів.
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Жінки за римським звичаєм преноменів не мали.
Osman'ın kötülüğü son derece yalındır ve ben merkezîyetçi bir yapı hakimdir.Сноук був Верховним лідером Верховного Порядку, а також потужним майстром темної сторони Сили.
Bu resimlerde anlatım yalınlaşmış, detaylar kaybolmuştur.Зображення і напис так само досить чіткі, втрачено лише незначні деталі.
Burcu Yalım - Emre Koyuncu.Оксани Мешко, ОЖ-ОЧСУ ім.
Yalın sözcüğü ateş, alev demektir.Джалан – означає полум'я, Ушна – значить вогонь.
Elektriksel yalıtım, elektrik iletkenliğinin yokluğudur.Отже витрати на електроенергію відсутні.
Kedi pençelerini yalıyordu.Кіт лизав свої лапи.
Yalı, 1915'e kadar Osmanlı Hanedanı'nın mülkiyetinde kaldı.Panství bylo majetkem Osmanské dynastie do roku 1915.
Çünkü yalıtkanlık dayanımı, hava veya kuru azottan daha fazladır.Co je potom spíše jsoucí: jednotlivá jepice, nebo její více méně trvalý druh?
Mesela: Jesús (yalın) elskar þig.Milujeme Ježíše Krista.
Yerine, eskisinin yarısı büyüklüğünde yeni bir yalı yapıldı.Pod starou kůží již bývá připravena nová, větší.
Süper kapasitörler geleneksel katı bir yalıtkana sahip değildir.Má schopnosti, které běžný smrtelník nemá.
Didaktik türdeki eserlerinde açık ve yalın bir dil kullandı.Ve svých dílech používal mystický, temný a tajemný jazyk.
Esma Sultan'ın o zamanlar bu arazide kendine ait bir yalısı bulunmaktaydı.Skutečností bylo, že Dahmer měl v té době modrou dodávku.
Yalın düzyazı, süslü düzyazı ve orta düzyazı.Jemné aromatické hořkosti a střední plnosti.
Boğazın en eski ve içi dışı en güzel klasik ahşap yalılardan biridir.V současnosti je jeden z nejlepších, ne-li nejlepší, kopcovitý klasik.
Ayrıca birkaç sene gibi çok kısa bir sürede taşlaşmış yalıtaşlarının varlığı da bilinmektedir.Totéž platí i o měkké opuce, která se během několika málo let zcela rozpadne.
Litvancada bütün isimlerin neredeyse her zaman yalın hâlden farklı olan vokatif hâli bulunmaktadır.Lipschitzovsky spojitá funkce je již diferencovatelná skoro všude na Ω {\displaystyle \Omega } .
Yalı 19. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır.Zdivo bylo rozebráno ve druhé polovině 19. století.
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Ponožky znali také již staří Římané.
Eşi Dilara, oğlu Ozan ve kızı Cansu ile bir yalıda yaşıyorlar.Jeho bývalá žena je ve Švýcarsku, syn i dcera mají vlastní život a Meluzin hlavu plnou otázek.
Yalıtım kaplamalar, tüm bu sorunları önlemeye yardımcı olur.Acoperirile izolatoare ajută la prevenirea tuturor acestor probleme.
Yalın bir dildi.Limba mincinoasă.
Elektriksel yalıtım, elektrik iletkenliğinin yokluğudur.Izolația electrică este absența conductivității electrice.
Eğer bu durum sağlanmıyorsa, malzememiz bir yalıtkandır.Dacă nu există astfel de stări, materialul este un izolator.
Mesela: Jesús (yalın) elskar þig.Iubește-L pe Dumnezeul tău.
Porselenin 4-10 kV / mm 'lik bir yalıtım gücü vardır.Porțelanul are o rezistență dielectrică de aproximativ 4-10 kV/mm.
Güneş'in taç küresine Güneş tacı da denir ve Güneş tutulması esnasında yalın gözle de görülebilmektedir.Când răsare soarele avem să ne-aducem aminte de ei și avem să-i jelim de asemenea când soarele asfințește.
Bu yalıtım da herhangi bir merkezi olmayan hata ağ etkilemesini önler.Această procedură de izolare previne orice eșec non-centralizat care va afecta toată rețeaua.
Elektrik yayının ısısı genellikle yalıtkana onarılamayacak bir hasar verir.Căldura care rezultă din arc de obicei distruge izolatorul iremediabil.
Bilinen ısıyı ileten en iyi malzemedir ve elektrik yalıtkanıdır.Grafenul este cel mai bun conductor de electricitate și căldură cunoscut.
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Romanii aveau o slăbiciune pentru oșci.
Kondansatörleri sınıflandırmada en çok kullanılan yöntem yalıtkan maddesine göre sınıflandırmadır.De exeplu casele unifamiliale sunt cel mai des evaluate prin metoda comparației vânzărilor.
Daha sonra da daha yalın bir hal alarak Thaler/Taler olur.În cele din urmă s-a oferit să aducă clopotele Belea Todor/Gandrea.
Bu kitapta mutsuz bir evlilik yapan Bedia'nın hikâyesini dönemine göre çok yalın bir dille anlatmıştır.Ebben a regényében egyszerű szavakkal meséli el Bedia élettörténetét, aki boldogtalan házasságban élt.
Mesela: Jesús (yalın) elskar þig.Édes Jézus én szerelmem.

İlgili Sayfalar