yalı ile cümle
yalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ulusal Yalıtım Derneği (NIA), şu anda en büyük yalıtkan toplayan topluluktur.المجموعة الجنوبية: وتعتبر حاليا أكبر تجمع لمتحدثين بالسريانية.
De Ceremoniis bağlamında diğer yandan en yalın haliyle "birlik" ya da " gemi" olarak da okunabilir.Contudo, no contexto de Sobre as Cerimônias, pode ser lido simplesmente como "unidade" ou "navio".
Yalıtılmışlık hissi yaratmak için bunun önemli olduğunu düşündük."Nos parecia importante criar um sentimento de isolamento. "
Yalın halde a ile e arasında bir ses vermektedir.Porém, ele resultou num ódio profundo entre ela e Ilo.
Yalın) "Dım Dım (feat.«Quando Eu Era Vivo (créditos)».
Sözgelimi bir hendek üstüne yerleştirilmiş bir tahta, yalın bir kiriş köprü oluşturur.O tapete sobre o qual deslizam as bolas, feito de pano (baeta), cobre uma lâmina de xisto.
Çocuk yaşta yalıya sığınmış olan genç besleme kız Sırma da bunların arasındadır.Porém, sua filha mais nova(Isha) apaixona-se pelo herdeiro dos Malhotra, Ronit.
Günümüzdeki nanoanten cihazlarında metal-yalıtkan-metal (MYM) tünel diyotlar kullanılır.Nas atuais nantennas, diodo túnel de metal-isolante-metal (MIM) são componentes.
Çünkü Hanzala hep yalın ayak dolaşır.Tu andas sempre descalço...
Kuruçeşme 'de bir yalısı vardı.Havia um pomar no quintal.
Yalın) Aşkistan (feat.Lágrimas (feat.
Bunun yanında yalıtımı sağlamak için bitümlü levhalar da serilebilir.Também pode esconder a comida restante nestas fendas para reserva.
Yalı Mah.Sigur Rós.
Halife bu grubu kınından çekilmiş yalın kılıcı elinde olarak karşıladı.Ele mata a bruxa com uma espada retirada desse tesouro.
1897 yılında Kanlıca'daki yalısında öldü.Faleceu em 1987 em Castelo Branco.
Cumhuriyet döneminde yol yapımı için yalının bir bölümü istimlak edildi.O Republic foi colocado para preencher a rota.
Yalın sözcük olarak “Padişah” kullanırlardı.Referiu-se a eles como se fossem animais, ao utilizar a palavra 'arroba'.
Bu yönde önemli bir sonuç bir süperakışkanın bir yalıtkana geçişinin tanımıdır.É uma maneira mais direta de ver o andamento de uma partida.
Ayrıca tahta yalıtkan bir maddedir.A árvore é, também, lactescente.
Mesela: Jesús (yalın) elskar þig.Jesus Hóstia e Senhor! nós Vos adoramos.
Böylece ışık yalıtılmış olur.«Deixe a Luz Acesa».
Çoğu yalıtkan büyük bant aralığına sahiptir.A maioria tem órgãos luminosos.
Yalıtkan üzerindeki yük bu süreçte bitmediği için, metal tabaka üzerindeki yük deneyler için kullanılabilir.Devido ao alto custo da electrólise, este processo utiliza-se só quando se precisa chumbo de alta pureza.
1991 yılında Bodrum Yalıkavak butik oteli Spring Otel'i işletmeye başladı.Em 2001, inaugurou-se o Bourbon Shopping Country.
Ana madde: Buhar makinesi Buharlı lokomotif, güçlü ve yalın bir makinedir.Pé, dispositivo de locomoção ventral, grande e amplo.
Fakat aynı yalıtkanlık işlevini gerçekleştirir.Que ela trabalhe a obra da perversidade!
1869'da DNA İsviçreli hekim Friedrich Miescher tarafından yalıtılabildi.Os ácidos nucléicos foram descobertos por Friedrich Miescher, em 1869.
Nesne - (dil bilgisi) Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.Hij of zij gaat uit van een doorlopend verhaal, een duidelijke intrige en een heldere afloop.
Çünkü yalıtkanlık dayanımı, hava veya kuru azottan daha fazladır.Een onvolmaakt berouw is een berouw uit afschuw of angst voor de hel (attritie).
Yalın benzetme: benzetme yönü ve benzetme ilgeci bulunmayan teşbih.De nadruk ligt op het hart (gevoelens) en niet op het hoofd (gedachten).
Yalıtım kaplamalar, tüm bu sorunları önlemeye yardımcı olur.Door goed onderhoud worden al deze problemen voorkomen.
Cooper esasında yalnızca metal içinde yalıtılmış iletken çift formunu göz önünde bulundurmuştu.Cooper dacht in eerste instantie dat een geïsoleerd paar zich vormde in een metaal.
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Het was in die tijd onder de Romeinen een gewoonte om liggend te eten.
Yerleşmelerde yalın ve doğal biçimler etkilidir.De aanwezige natuur- en bosgebieden maken dit onmogelijk.
Halkında bu edebiyatı anlaması için dilde yalınlaşma gerekliydi.Hij was het er niet mee eens dat door het volk literaire taal gesproken moest worden.
Elektriksel olarak yalıtkandır ve bant aralığı yaklaşık 6eV'tur.Het is een goede elektrische isolator met een band gap van ongeveer 6 eV.
2007 yalında Lev Dodin yönetimindeki Saint Petersburg Devlet Tiyatrosu Sanatlar Akademisin'den mezun olmuştur.Bojarskaja studeerde in 2007 bij Lev Dodin af aan de Staatsacademie voor Theaterkunsten in Sint-Petersburg.
Yalın bir dildi.Het was een Keltsche taal.
O tarihten itibaren, metal yalıtkan geçiş özelliği gösteren malzemeler üzerinde çalışılmıştır.Hier werden dus voorwerpen van edelmetaal getest op zuiverheid.
Şarkının sözü ve müziği Yalın tarafından yapıldı.Tekst en muziek van het lied Jestem werden door haarzelf geschreven.
YALI (Açılımı: Yet Another Linux Installer), Pisi Linux’un kullandığı kurulum yazılımıdır.YALI (Yet Another Linux Installer); het programma dat Pardus op de harde schijf installeert.
Bir kez daha yalınayak Sandie ortaya çıktı.Wederom verdween de Lutine onder het zand.
Metal levha daha sonra yalıtkan plakası üzerine yerleştirilir.Daarna wordt de metalen plaat op de diëlektrische plaat gebracht.
Basit bir bariyer iki iletkenin ince bir yalıtkan ile ayrılmasından oluşturulabilir.Een eenvoudige staande golf kan ontstaan als een golf tegen twee vaste punten gereflecteerd wordt.
SF6, basınç altında bir yalıtkan olarak kullanılır.In water wordt als referentiedruk 1 μPa genomen.
İrinde fosfat halindeki zengin bir cevheri yalıttı.Er bleek op de locatie een rijke vindplaats van fossielen aanwezig.
Fakat proje başarısızlığa uğradı, çünkü ülke yalıtık kalmıştı.Zonder succes, want het CAS hield voet bij stuk.
Elektriksel yalıtım, elektrik iletkenliğinin yokluğudur.Asystolie is het ontbreken van elektrische activiteit van het hart.
Eğer bu durum sağlanmıyorsa, malzememiz bir yalıtkandır.Als ik ergens een hekel aan heb, is het aan moppen.
Yalın ayak yürümeyi sever misin?Hou je ervan om barrevoets te lopen?
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.Wierzył w karmę, ale odrzucał życie po życiu i zorganizowaną religię.
Yuva yeri, yerde yalın bir noktadır, suya yakındır.Gniazdo Na ziemi, w suchym miejscu w pobliżu wody.
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Ich rzymskimi odpowiedniczkami były furie.
Arlecchino'nun en yakın arkadaşı çıkarcı, hınzır, cinsel dürtüsü çok ve bazen yalın olan Brighella'dır.Wuj Quigley – często narzekający i bardzo spokojny wujek Sabriny.
1869'da DNA İsviçreli hekim Friedrich Miescher tarafından yalıtılabildi.Po raz pierwszy DNA zostało wyizolowane w roku 1869 przez Friedricha Mieschera.
(Dişil soyadları sıfat olup yalın vokatif hâlleri aynıdır).(Jego pęd i spin skierowane są tak samo).
Bunu yaparken de çok yalın bir anlatıma başvurur.Godzi się przy tym wykonywać nawet najbardziej niewdzięczne zadania.
Kelt mitolojisi en yalın tanımıyla, Kelt politeizminin mitolojisidir.Zwana śródmaciczem (łac. myometrium) jest najgrubszą warstwą ściany.
"Günaydın" ile ilgili ansiklopedik kullanımlar: "Günaydın", Yalın şarkısı.Zaśpiewajmy zatem wesoło te słowa: Naprzód, Piękna Australio.
Kitabın önsözü Diamond'un Papua Yeni Gine'li politikacı Yali ile olan diyaloğuyla başlıyor.Boken börjar med Diamonds hågkomst av en konversation med en papuan vid namn Yali.