yalı ile cümle
yalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dili yalın ve anlaşılırdır."Jezik je sočen in zveni naravno.
Yalın) "Dım Dım (feat.Jis buvo Kristus („pateptasis“).
Buradaki yalıkan silikon dioksit(SiO2)'dir.Kanalas nuo užtūros yra izoliuotas dielektriku (silicio dioksidu).
Sade ve yalın bir dil kullanılmıştır.Jis kalbėjo švaria, gryna Atikos kalba.
Yarı iletkenler metal ve yalıtkan arasında yer alan benzersiz iletkenlik özellikleri ile tanımlanırlar.Pusmetalių savybės yra tarpinės tarp metalų ir nemetalų.
Bunların en sakıncalısı plastiğin elektriksel uygulamalarını sınırlayan yalıtım direncidir.Pavojingiausiais laikomi kvėpavimo apribojimai.
Yalın ayaktım.Aš buvau basas.
Yalın ayaktım.Aš buvau basa.
Tom yalın ayak yürümeye alışık değildir.Tomas nepripratęs vaikščioti basomis kojomis.
Günümüzdeki nanoanten cihazlarında metal-yalıtkan-metal (MYM) tünel diyotlar kullanılır.Praegustes nanoantennide seadmetes kasutatakse metall-isolaator-metall- (MIM-) tunneldioode.
Knudsen efekti yüzünden aerojeller, içinde bulunan havadan bile daha yalıtkan hale gelebilmektedir.Knudseni efekti tõttu saab aerogeeli soojusjuhtivustegur olla väiksem temas sisalduva gaasi samast näitajast.
Eleştirel tarzı ve yalın üslubu ile ünlenmiştir.Teda on kritiseeritud noorusliku välimuse ja kõrge hääle pärast.
Dili yalın ve anlaşılırdır.Tähelepanu on keele selgusel ja arusaadavusel.
Evlenme ve boşanma işleri yalınlaştırıldı.Probleemid tööl, abielus on lahenenud.
Çevredeki hava ile yalıtımı sağlanır.Kõike ümbert mahendav õhk.
Ardından Swift, ilk olarak yalınayak bir şekilde ve sadece mavi bir elbiseyle sahilde görünür.Eriti ei soovitata seda kasutada samal vapil koos sinisega.
Yalın sözcük olarak “Padişah” kullanırlardı.Ta võttis kasutusele termini "mükoriisa".
Yalın ve doğal ritimlerden oluşan şiirleri, bard'ların şiirlerindeki imge zenginliğini yansıtır.Kuressaare raekoja lihtne ja range arhitektuur esindab Põhjamaade barokki.
3 katmanlı-metal, sesten yalıtılmış bir küre.3층짜리 금속 구입니다.
3 katmanlı-metal, sesten yalıtılmış bir küre.Das ist eine drei-stöckige Metallkugel in einem Echo-freien Raum.
3 katmanlı-metal, sesten yalıtılmış bir küre.Egy háromszintes fémgömb egy visszhangmentes kamrában.
3 katmanlı-metal, sesten yalıtılmış bir küre.Es una esfera metálica de tres pisos de altura dentro de una cámara libre de eco.
3 katmanlı-metal, sesten yalıtılmış bir küre.Una sfera di metallo a tre piani in una stanza priva di risonanza.
3 katmanlı-metal, sesten yalıtılmış bir küre.Това е триетажна метална сфера в камера, без никакво ехо.
3 katmanlı-metal, sesten yalıtılmış bir küre.בתוך חדר חסר תהודה.
3 katmanlı-metal, sesten yalıtılmış bir küre.في غرفة خالية من الصدى.
3 katmanlı-metal, sesten yalıtılmış bir küre.アロスフィアを 大きな
57 yalındayım, çek hala bende.제가 57살인데, 아직도 그 수표를 가지고 있죠.
57 yalındayım, çek hala bende.57 vagyok. A csekk még mindig megvan.
57 yalındayım, çek hala bende.Am 57 de ani; încă mai am cecul.
57 yalındayım, çek hala bende.Ho 57 anni; ho ancora l'assegno
57 yalındayım, çek hala bende.Ich bin 57 Jahre alt; habe den Scheck immer noch.
57 yalındayım, çek hala bende.Ik ben 57 en heb die cheque nog altijd.
57 yalındayım, çek hala bende.J'ai 57 ans; j'ai toujours le chèque.
57 yalındayım, çek hala bende.Mam 57 lat, cały czas mam ten czek.
57 yalındayım, çek hala bende.Năm nay tôi 57 tuổi và còn giữ tờ séc
57 yalındayım, çek hala bende.Tengo 57 años y aún tengo el cheque.
57 yalındayım, çek hala bende.Мне 57, у меня до сих пор есть этот чек.
57 yalındayım, çek hala bende.На 57 години съм; още пазя чека.
57 yalındayım, çek hala bende.אני בן 57, עדיין יש לי אותו.
57 yalındayım, çek hala bende.وانا اليوم أبلغ من العمر 57 سنة ومازلت أحتفظ بذلك الشيك
57 yalındayım, çek hala bende.うちの母親は 労働の価値を教えようとした
Adiyabatik olsa çevreyle ısı alışverşi yapamazdı. Bizim sistemimiz yalıtılmış değil.Neizoluji systém od čehokoli.
Adiyabatik olsa çevreyle ısı alışverşi yapamazdı. Bizim sistemimiz yalıtılmış değil.המערכת אינה מבודדת מהסביבה.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.(54:22) уста их мягче масла, а в сердце их вражда; слова их нежнее елея, но они суть обнаженные мечи.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Den mannen bär händer på sin vän; han bryter sitt förbund.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.De tegenstander valt de mensen aan met wie hij eerder vrede sloot; hij negeert zijn afspraken.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Glattere end Smør er hans Mund, men Hjertet vil Krig, blødere end Olie hans Ord, skønt dragne Sværd.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Han* legger hånd på dem som har fred med ham, han vanhelliger sin pakt. / {* SLM 55, 13. 14.}
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Kezeit felemelte a vele békességben lévõkre; megszegte az õ szövetségét.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.그 입은 우유기름보다 미끄러워도 그 마음은 전쟁이요 그 말은 기름보다 유하여도 실상은 뽑힌 칼이로다
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Ognuno ha steso la mano contro i suoi amici, ha violato la sua alleanza
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Tuo mies käy käsiksi niihin, jotka hänen kanssaan rauhassa elävät, hän rikkoo liittonsa.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Vystrel svoje ruky na tých, ktorí s ním žili v pokoji; zrušil svoju smluvu.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Vztáhl ruce své na ty, kteříž s ním pokoj měli, a zrušil smlouvu svou.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Wyciągnął ręce swoje na tych, którzy z nim mieli pokój, wzruszył przymierze swoje.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.חלקו מחמאת פיו וקרב לבו רכו דבריו משמן והמה פתחות׃
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.أنعم من الزبدة فمه وقلبه قتال. ألين من الزيت كلماته وهي سيوف مسلولة
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.他 的 口 如 奶 油 光 滑 、 他 的 心 卻 懷 著 爭 戰 。 他 的 話 比 油 柔 和 、 其 實 是 拔 出 來 的 刀
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.他 的 口如 奶油 光滑 、 他 的 心卻懷 著 爭戰 。 他 的 話比油 柔和 、 其實 是 拔出來 的 刀