Bir şey ona doğru yaklaşmaktadır.É ela que se aproxima.
Sırplar açık yaklaşma ve net şekilde doğrudan cepheden saldırının kibri içindeydiler."Parece que Shifa se aproximou das linhas de frente com seriedade em seu trabalho."
Avarlar, Bizans kuvvetinin yaklaşmasıyla şehrin surlarını yıkıp, terk ettiler.Os ávaros, tendo arrasado as muralhas da cidade, abandonaram-na quando a força bizantina se aproximava.
Buradaki en önemli basitleştirme Reynolds Sayısının sıfıra yaklaşmasıdır.O aumento no comprimento aumenta o número Reynolds.
Bu arada bir fırtına ve hortum şehre yaklaşmaktadır.Para piorar, um furacão está indo na direção da sua casa.
(İsra Suresi: Ayet 32) ''Fuhşun açığına da, gizlisine de yaklaşmayın.”Wees vrolijk: echter, breek niets en bederf de pret niet.
Bazı kaynaklara göre bu sayı bir milyona yaklaşmaktadır.Sommige schattingen komen uit op bijna één miljoen.
ATT, insan ve insan olmayan üyelere eşit yaklaşması ile bilinir.Eskens is geen voorstander van identieke rechten voor mens en dier.
İkinci Dünya Savaşı'nın yaklaşmasıyla birlikte Avrupa'da birçok siyasi değişiklik oldu.In de Tweede Wereldoorlog werd er in politiek opzicht in Europa veel veranderd.
Bir şey ona doğru yaklaşmaktadır.Deze komt recht op hem af.
Ancak teknelere yaklaşmazlar.Hij volgt geen schepen.
Ona o ne olursa olsun bir baba gibi yaklaşmayı dener.Net zoals eerder kocht Heidrek de man om zo tegen zijn vader in te gaan.
IŞİD ise yavaş yavaş köye yaklaşmaktadır.Langzaam werd het zo een dorp.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.In het gesprek met de duivel nadert hij consequent de grens van de waanzin.
Hükümetin sonu yaklaşmaktaydı.Uiteindelijk ging de regering overstag.
Aile dışındakilere (misafir dahi olsalar) karşı temkinlidir ve dostça yaklaşmaz.Of en welke verwanten hij daarbinnen heeft is weer onzeker en omstreden.
Ona yaklaşmaya çalışırken onu gözden kaybeder.Diep van binnen kijkt ze tegen hem op.
Erkekler, kadınlar ve çocukların hepsi tanrışara yaklaşmaktadırlar.Er worden vele mannen, vrouwen en kinderen afgebeeld die eer betonen aan de goden.
Arama esnasında bir geyikle karşılaşırlar, Carl ona yaklaşmak isterken vurulur.Rick start een grootschalige zoektocht naar haar, maar tijdens de zoektocht wordt Carl neergeschoten.
Bu arada Noel'de yaklaşmaktadır.Tymczasem zbliżają się święta Bożego Narodzenia.
Ona o ne olursa olsun bir baba gibi yaklaşmayı dener.Wypadek powoduje, że ojciec chce zbliżyć się do niej.
Genellikle yaklaşmakta olan sıcak veya oklüzyon cephesinin önünde bulunurlar.Zwykle są zwiastunem zbliżającego się frontu ciepłego lub zokludowanego.
Ancak teknelere yaklaşmazlar.Nie lata za statkami.
Yaklaşma, Uzaklaşma, Yan yana kayma.Blisko, coraz bliżej.
Bir şey ona doğru yaklaşmaktadır.Między nimi dochodzi do zbliżenia.
Başkanlık Seçimleri yaklaşmaktadır.Rozpoczęły się wybory prezydenckie.
Eğer bu süre içinde insan etine yaklaşmazsa yeniden insan olacaktı.A zanim znowu staniemy się ludźmi, musimy zabijać...
Polisler yaklaşmaktadır.Nadchodzą strażnicy.
Bu özellik geminin küçük limanlara yaklaşmasını kolaylaştırır.Duże okręty tego rodzaju zbliżają się do małych fregat.
Kış aylarının da yaklaşması nedeniyle, ordu İyon Denizi'ndeki adalara geri çekildi.W związku z nadejściem zimy wojska pruskie wycofały się do swoich garnizonów.
Alman sürücü pit dönüşü en hızlı tur rakamlarına imza atarak Coulthard'a bir kez daha yaklaşmaya başladı.Niemiec natychmiast zaczął ustanawiać najszybsze czasy okrążeń i ponownie zbliżył się do Coultharda.
Hükümetin sonu yaklaşmaktaydı.Dzień zbliżał się ku końcowi.
Mezuniyet balosu yaklaşmaktadır.Zbliżają się egzaminy wstępne.
"Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.Ich boginią jest Inrei – Bogini Cienia i Nocy.
Ama Şah’ın tarzı işe şakaymış gibi yaklaşmak.’”Men Shahs sätt är att betrakta arbetet som ett skämt.'"
"Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı."Nattetid under fastan är det tillåtet för er att komma nära era hustrur.
Bir şey ona doğru yaklaşmaktadır.Men något följer henne dit.
Ancak teknelere yaklaşmazlar.Den följer inte efter båtar.
Havanın iyi olması, bir hurricane'nin yaklaşmakta olduğu şüphesine izin veriyor.Speciella skyltar varnar om en flodvåg skulle närma sig.
Auschwitz, Sovyet kuvvetlerinin yaklaşmasıyla kapatıldı.Nazisterna påbörjar evakueringen av Auschwitz då sovjetiska trupper närmar sig.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.För andra betydelser, se Crique la Folie.
Bu arada Noel'de yaklaşmaktadır.Samtidigt börjar julen närma sig.
Bazı kaynaklara göre bu sayı bir milyona yaklaşmaktadır.Korten lär till antalet vara ungefär en miljon.
Hükümetin sonu yaklaşmaktaydı.Slutet för den parlamentariska rörelsen tycktes nära.
Polisler yaklaşmaktadır.Поліція уже близько.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.Однак нове покликання наближає її до межі божевілля.
Bu sırada Melancholia gezegeni yavaş yavaş Dünya'ya yaklaşmaktadır.Завдяки Рейнджерам планета поступово відновлюється.
Ama Şah’ın tarzı işe şakaymış gibi yaklaşmak.’”Але шлях Шаха полягає в ставленні до роботи з гумором.
Pers kuvvetlerinin yaklaşması üzerine bir savaş konseyi toplanmıştır.На придушення виступу прибув військовий загін.
Bir şey ona doğru yaklaşmaktadır.Він прямує до Нії.
Kışın yaklaşmasıyla Tebriz terk edildi.Поспішали, бо наближалася зима.
Bu arada bir fırtına ve hortum şehre yaklaşmaktadır.Пізніше місто збільшилося і станція потрапила у міську межу.
Eldarların teknolojisine yaklaşmaktadır.Він відноситься до симуляторів техніки.
Bu nedenle, M32'nin aksine, yörüngesi M31'e yeterince yaklaşmamaktadır.Je i několik dalších důvodů k předpokladu, že se M32 nachází blíže k Zemi než M31.
Bu arada Noel'de yaklaşmaktadır.Nicméně na Vánoce přijde.
Başkanlık Seçimleri yaklaşmaktadır.Začaly prezidentské volby.
900 milyon yıl önce, galaksiler birbirlerine yaklaşmaya başladı (örnek olarak NGC 2207 ve IC 2163'e bakınız).Před 900 miliony let vypadala Tykadla podobně jako NGC 2207 a IC 2163.
Ancak teknelere yaklaşmazlar.Na druhou stranu se dostaneme pouze lodí.
Bir şey ona doğru yaklaşmaktadır.Několik lidí šlo naproti němu.
Bu arada bir fırtına ve hortum şehre yaklaşmaktadır.Přichází bouře a družina prchá do města.