Tom muhtemelen Mary'nin en yakın arkadaşıydı.Tom was probably Mary's closest friend.
Tom yakında geri dönecek.Tom will be returning soon.
Tom muhtemelen yakında evde olacak.Tom will probably be home soon.
Tom ve Mary yakın akrabadırlar.Tom and Mary are close relatives.
O iki problem arasında herhangi bir yakınlık görmüyorum.I don't see any relation between the two problems.
Yakınmak bu durumu çözmeyecek.Complaining won't remedy the situation.
Yeni bir demiryolu yakında buraya döşenecek.A new railroad will soon be laid here.
Yakında bizi ziyaret etmeye gel.Come visit us soon.
Senin sonun yakın.Your end is near.
Tartışma yakında bitmiş olacak.The discussion will be over soon.
Sunağa yakın diz çöken bir çocuk gördüm.She saw a boy kneeling by the altar.
O ona daha yakın taşındı.He moved closer to her.
Söylenenlere göre Tom ve Mary yakında evlenecekler.Rumor has it that Tom and Mary are going to be married soon.
Dedikodulara göre Tom ve Mary yakında evlenecekler.Rumor has it that Tom and Mary are going to be married soon.
Ekrana çok yakın oturmayı sevmiyorum.I don't like to sit too close to the screen.
Tom yerdekinin ne olduğuna daha yakından bakmak için eğildi.Tom leaned down to get a closer look at what was on the ground.
Yakında bir şey olacağını düşünüyor musun?Do you think something will happen soon?
Tom yakında bir karar vermek zorunda.Tom has to make a decision soon.
Çıkmak için kendi yaşına daha yakın birini bulmaya çalışmalısın.You should try to find somebody closer to your own age to date.
Tom kendi yaşına daha yakın biriyle çıkmalı.Tom should date someone closer to his own age.
Birisi yakında burada olacak.Someone will be here soon.
Mary sakin bir göle yakın bahçesinde dinlenmeyi seviyor.Mary likes to relax in her garden by a quiet lake.
Gelecek senin düşündüğünden daha yakın.The future is closer than you think.
Yakında karanlık olacak.It'll be dark soon.
Tom Boston yakınlarında küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town near Boston.
Tom yakın bir arkadaş.Tom is a close friend.
Boston yakınlarındaki bir kasabada yaşıyorum.I live in a town near Boston.
Tom planlara daha yakından bakmak istedi.Tom wanted a closer look at the blueprints.
Yakında ekstra bir sınıfımız olacak, çocuklar!We're going to have an extra class soon, guys!
Evleri buraya yakın.Their house is near here.
Tom girişe yakın duruyordu.Tom was standing near the entrance.
Sen televizyona çok yakın oturuyorsun.You're sitting too close to the TV.
Yakında bu konuda bir şey yapmak zorundasın.You've got to do something about this soon.
Senin ve Tom'un bu kadar yakın olduğunu fark etmedim.I didn't realize you and Tom were so close.
Seni yakında görecek miyizAre we going to see you soon?
Yakında bir şey önermeliyiz.We have to come up with something soon.
Yakında bir şey ortaya atmak zorunda kalacağız.We'll have to come up with something soon.
Tom Mary'ye yakın taşındı.Tom moved closer to Mary.
Yakında herhangi başka filler yoktu.There weren't any other elephants nearby.
Yakında bir karar vermek zorundayız.We have to make a decision soon.
İnşallah, Tom yakında geri kendi ayakları üzerinde olacak.Hopefully, Tom will be back on his feet soon.
Son yakındı.The end was near.
Tom ona yakından baktı.Tom looked at it closely.
En yakın birahane nerededir?Where is the nearest pub?
Merkür güneşe en yakın gezegendir.Mercury is the planet closest to the Sun.
Onun yakında herhangi bir zamanda olacağından emin değilim.I'm not sure that's going to happen anytime soon.
Sözleşmeye daha yakından bakmanı öneriyorum.I suggest you take a closer look at the contract.
O yakında olacak.It's going to happen soon.
Bu muhtemelen yakında olmayacak.It's not likely to happen soon.
O yakın zamanda olmayacak.That's not going to happen any time soon.
Yakında ne olacağını sana söylemem gerekiyor.I need to tell you what's about to happen.
Bunun yakında herhangi bir zamanda olmasını beklemiyorum.I don't expect that to happen anytime soon.
Eğer bir şey olacaksa yakında olmalı.If anything's going to happen, it should happen soon.
Ben onun çok yakında olacağını beklemiyordum.I wasn't expecting it to happen so soon.
Mağaza yakında kapanıyor ve her şeyi yarı fiyata sunuyor.The store is closing soon and is offering everything at half price.
Küba, Sovyet komünizminin en yakın ileri karakoludur.Cuba is the nearest outpost of Soviet communism.
Mary, Tom'un cep telefonuyla başka bir kadınla yakından konuşmasına kulak misafiri oldu.Mary overheard Tom talking intimately to another woman on his mobile phone.
Matthew yakında evlenecek; o çok yakışıklı bir damat olacak.Matthew is soon to be married; he will make a very handsome bridegroom.
Tom'u özlüyorum. Yakında geri gelir umarım.I miss Tom. I hope he comes back soon.
Çocukların yakınında öyle şeyler söylememelisin.You shouldn't say those things near children.