yakıt ile cümle
yakıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Naziler bu amaç için minimum malzeme ve yakıt ayırdı.Niemcy przeznaczali na ten cel minimalne przydziały materiałów i paliwa.
U-235, dünyanın birincil nükleer yakıtıdır ve genellikle hafif su reaktörlerinde kullanılır.U-235 jest podstawowym paliwem jądrowym na świecie i stosowany jest zazwyczaj w reaktorach lekkowodnych.
Bölünebilir yakıtlara örnek olarak U-233, U-235 ve Pu-239 verilebilir.Przykładowym materiałem rozszczepialnym (paliwem) są U-233, U-235 i Pu-239.
Popüler bir yakıt olarak MIL-D-25064 standardı ile tanımlanmıştır.Jej specyfikacją jako paliwo jest MIL-D-25064.
Little Joe, Mercury Projesi için tasarlanmış katı yakıtlı bir roketti.Little Joe był rakietą na paliwo stałe, zaprojektowaną specjalnie na potrzeby programu Mercury.
Düşük yakıt maliyeti.Niższe koszty paliwa.
Yakıt olarak da kullanılmaktadır.Często stosowany jako paliwo.
Mi-26TZ Yakıt tankeri versiyonu.Mi-26TZ – wersja do przewozu paliwa.
Kıyasla, katı yakıtlı hızlı üretken reaktörlerin reaktör başlatımı için en az 8 ton fissil yakıt gerekir.Natomiast reaktory na paliwo stałe wymagają co najmniej 8 ton paliwa rozszczepialnego do swojego uruchomienia.
Bu, LFTR yakıt maliyetlerini büyük ölçüde azaltır.Obniży to radykalnie koszty paliwa LFTR.
Mükemmel bir şekilde yeniden işleme tabi tutulmasıyla LFTR'ler, toryum yakıtının yaklaşık %99'unu tüketebilir.Natomiast LFTR dysponujący wydajnym reprocessingiem może zużywać ponad 99% swojego paliwa torowego.
Üretken yakıta örnek olarak Th-232 (toryum izotopu) ve U-238 (uranyum izotopu) verilebilir.Materiał paliworodny stanowią na przykład Th-232 (tor naturalny) i U-238 (uran naturalny).
Çekirdek ve örtü sıvısını ayırmanın kazanımları şunları içerir: Basitleştirilmiş yakıt işlemi.Korzyści wynikające z oddzielenia od siebie płynów rdzenia i płaszcza to: Uproszczone przetwarzanie paliwa.
Aynı zamanda kendi kendini yamayabilen yakıt tanklarına sahiptiler.Nie posiadały też samouszczelniających się zbiorników paliwa.
Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir.Przemysł wykorzystuje surowce i paliwa sprowadzane z zagranicy.
Zenginleştirme ve yakıt elemanı imalatı yok.Zbędne wzbogacanie i fabrykacja elementów paliwowych.
Daha fazla erim için daha fazla yakıt eklenmelidir.Podczas zwiększenia obciążenia do gaźnika podawane muszą być większe ilości paliwa.
Mangal yakıtı olarak genellikle odun, kömür ve odun kömürü kullanılır.Jako czynnik grzewczy wykorzystywany jest głównie węgiel lub drewno.
Yakıt ve oksijen devamlı mevcut ve temas halinde ise sürekli yanma olur.W kontakcie z wodą i kwasami zapala się i często wybucha.
Yakıt ikmali için kesinti yok.Bez przestojów na wymianę paliwa.
1926 - Robert H. Goddard, ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.1926 – Amerykanin Robert Goddard przeprowadził pierwszą próbę startu rakiety napędzanej paliwem płynnym.
Bir nükleer güç reaktöründe iki tür yakıt vardır.W reaktorach jądrowych występują dwa typy paliwa (materiału jądrowego).
Yakıt (formik asit) doğrudan yakıt hücresine beslenir.Filtr paliwa czyści zanieczyszczone paliwo.
Başka bir yöntem ise tekli-yakıt olarak da kullanılabilen bir oksitleyiciyi kullanmaktır.Nowością jest również trujący gaz, który wykorzystać można jako broń środowiskową.
Yanıcı olan neredeyse bütün yakıtlar kullanılabilir.Jako paliwo można użyć niemal każdej łatwopalnej cieczy.
Biyodizel, taşınması ve depolanması güvenli bir yakıttır.Proces koszenia, suszenia i magazynowania to sianokosy.
Bu reaktör bir damıtım reaktörü olarak, toryumu nükleer yakıtlara dönüştürür.Jako reaktor powielający miał przetwarzać tor na paliwo jądrowe.
Yakıtlar ve Destilasyon YöntemleriMetoda separacji a metafizyka.
Bir LFTR'de, toryum ve uranyum-233, taşıyıcı tuzlar içinde eritilerek sıvı bir yakıt oluştururlar.Tor i uran-233 w reaktorze LFTR rozpuszczone są w solach nośnych, tworząc płynną postać paliwa.
Ayrıca Gazze'deki elektrik santralinin yakıt vanaları açıldı.Tam otworzono własną stację paliw.
Bu durum, bütan gazının yakıt olarak kullanılmaya başlamasına kadar sürmüştür.Zaczął wyrównywać lot dopiero, gdy ubywało zużytego paliwa.
Jet yakıtı ile çalışmaktadır.Silnik pracował na paliwie diesla.
Menzili arttırmak için motor kompartımanının sağ tarafına harici yedek yakıt deposu takıldı.Po jego prawej stronie umieszczono zbiorniki paliwa.
Bu özellik yakıttan tasarruf sağlar.Służy oszczędności paliwa.
Bu tip yakıt hücrelerinin atıkları karbon dioksit ve sudur.Produktami reakcji oddychania komórkowego u tych organizmów są woda i dwutlenek węgla.
Bu tip motorların küçük versiyonlarında bu bölümde hava-yakıt karışımı da sağlanmaktadır.Również w tej wersji maszyny przystosowane są do pobierania paliwa w powietrzu.
Gaz lambası, yakıt olarak gaz yağı kullanan bir aydınlatma aracıdır.Gaslykta är en lykta med gas som bränsle.
Nükleer yakıtlar tüm yakıtlar içinde enerji yoğunluğu en yüksek olanlarıdır.Kärnbränslen är de mest täta energikällorna som finns.
Bu geniş enerji gereksinimlerinin büyük bir bölümü fosil yakıtlardan sağlanmaktadır.Vi kan tydligt se att den större delen av energikonsumtionen kommer från fossila bränslen.
Deuterium ayrıca ticari çekirdek füzyonda olası yakıttır.Deuterium är också ett potentiellt bränsle för kommersiell kärnfusion.
Yakıt olarak kullanılamamaktadır.Detta gör det oanvändbart som drivmedel.
Birçok gelişmiş ülkede yakıt olarak odun ve zirai atıklar kullanılmaktadır.I många länder avverkas och kvistas träden fortfarande manuellt med motorsåg.
Merlin motorları gaz-üreteci güç döngüsü içinde roket yakıtı olarak RP-1 ve Sıvı oksijen kullanır.Merlinmotorerna använder RP-1 och flytande syre som drivningsmedel.
Yakıt olarak da kullanılmaktadır.Den används också som en tillsatts i bensin.
Yarışlar ilk petrol-yakıtlı otomobillerin yapılması ile başlamıştır.Racing började snart efter tillkomsten av den första lyckade bensindrivna bilen.
Ayrıca Gazze'deki elektrik santralinin yakıt vanaları açıldı.Omfattande skador åstadkoms på Gazas redan dåliga elnät.
Bir nükleer güç reaktöründe iki tür yakıt vardır.Det finns två tryckreaktorer i kärnkraftverket.
Şehirler fosil yakıtlı otobüsler almaya bırakacak.Kan biobränslen ersätta fossila bränslen?
Depolara yanlış yakıt konmuş olabilir.Kan skapa brand i drivmedelförråd.
Her geminin füzeleri ve yakıtları sınırlı sayıdadır.Bränslen och smörjmedel för fartyg.
Yakıt olarak torf (turba) kullanılır.Bland annat använde man torv som bränsle.
ANFO terimi madencilikte genel olarak katı amonyum nitrat ve No 2 fuel oil (kalorifer yakıtı).Ammoniumnitrat blandas ut med ett par procent brännolja till sk ANFO (Ammonium Nitrate Fuel Oil).
Bir zamanlar tezek yakıt olarak kullanılmaktaydı.Fram till dess hade man använt krut som raketbränsle.
Bu açıdan uçak motorlarında dizel yakıt kullanılamamaktadır.I dieselmotorer används aldrig förgasare.
Pek çok farklı yakıt / oksitleyici kombinasyonu mümkündür.Можливі різні варіанти комбінацій палива та окислювача.
Yakıt deniz suyundan kolayca elde edilebilir.Легко переносить опріснення морської води.
Yakıt olarak kullanılamamaktadır.Як паливо він не використовувався.
Yakıt olarak da kullanılmaktadır.Використовується як паливо.
Her geminin füzeleri ve yakıtları sınırlı sayıdadır.У кожного корабля була обмежена кількість ракет і обмежений запас палива.
Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir.Більшість промислових товарів і нафтопродукти імпортуються.