yakıt ile cümle

yakıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Katı yakıtlı roketlerin ilk denemesi Eylül 1805'te yapıldı.A primeira demonstração de foguetes de combustível sólido do Royal Arsenal foi em 1805.
Yakıt ikmali yapamaz.Combustível Não Pode Parar!
Nükleer enerji üretimi için yakıt hammaddesi ihraç eder.Como material para produzir combustível nuclear.
Uçuş esnasında Su-24’ler 3 kez yakıt ikmali yaparken, Su-34’lerde sadece 2 ikmale gerek duyuldu.Su-24M foram reabastecidos três vezes, enquanto os Su-34 foram duas vezes.
Aynı zamanda yakılan yakıt da yok olmaktadır.Na combustão incompleta também não há chamas.
Uçak yakıtı, hava taşıtlarını çalıştırmak için kullanılan özel bir petrol-temelli yakıttır.O combustível para aviação é um tipo de combustível fóssil usado em aeronaves.
Sıvı yakıtlı retro roketler 42 saniye boyunca çalıştı.Os retrofoguetes mantiveram-se ligados por 42 segundos.
Oktan sayısı, yakıtlar ile ilgili bir sınıflandırma sistemi.Painel com indicador do nível de combustível.
Yakıt olarak genellikle fuel oil, diesel oil ve benzin kullanılır.Usamos como combustível a gasolina,o etanol ou o diesel.
Döteryum ayrıca nükleer füzyon için potansiyel yakıttır.Plutônio-Alumínio também pode ser um componente do combustível nuclear.
Yakitori (焼き鳥, やきとり),(kuş ızgara) Japon mutfağından bir tür tavuk kebap.O Yakitori (焼き鳥, やきとり, ヤキトリ, Yakitori?), frango grelhado, é um tipo japonês de frango no espeto.
Yakıt şekerdir; en yaygın kullanılan şeker sakkarozdur.A sacarose é o açúcar normalmente usado.
Little Joe, Mercury Projesi için tasarlanmış katı yakıtlı bir roketti.O Big Joe foi um subprograma do Projeto Mercury.
Yakıtlar ve yağ bazlı hammaddeler de tedarik edilmektedir.O abastecimento de combustível e alimentos parou.
Aracın yakıt sistemi dizel ve benzindir.O carro possui versão a gasolina e diesel.
Uzun bir hortum yakıt tankını lülesinde ateşleme aleti bulunduran bir tüpe bağlardı.Um pequeno painel de instrumentos apareceu sobre o tanque de combustível falso.
Elektrostatik deşarj, yakıt buharını tutuşturabilmektedir.O ferro forjado pode ser carburado.
Düşük yakıt maliyeti.Baixo consumo de combustível.
Bu yöntemler çekme, taşıma ya da basitçe araca havada yakıt ikmali yaparak elde edilir.A circulação e a troca de gases são provavelmente realizadas por difusão simples.
Kapalı döngülü yakıt enjeksiyon sistemi sıralı olarak çalışmaktadır.O sistema de injeção voltou a ser carburado.
Yakıtın birim hacminin kütlesine yakıt yoğunluğu denir.Suposto local do vazamento de combustível.
BMW H2R, BMW'nin hidrojen yakıtlı proje modeli.BMW H2R é um automóvel da BMW movido a hidrogênio, com tanques de hidrogênio líquido.
Denizaltının yakıt ikmalinin denizde yapılması gerekmektedir.O comburente e o combustível devem ser ambos carregados no avião.
Magnox ismi, yakıtın bulunduğu çubukların bileşiminden gelir. (magnesium non oxidizing)O nome magnox vem da liga usado na embalagem do urânio, feita de magnésio.
Yağ yakıcılarında yakıt olarak ağır ve hafif fuel oil (motorin) kullanılmaktadır.Esta família de motores utiliza óleo pesado como combustível.
Şeker kamışından çıkartılan etanol, Brezilya'da arabalara yakıt olarak kullanılmaktadır.Ele pode ser usado como uma alternativa de biocombustível à gasolina e é amplamente usado em carros no Brasil.
Ayrıca çakmaklarda yakıt olarak ve sprey ürünlerde itici gaz olarak kullanılır.Ele é usado como combustível para fogões e em motores de automóveis.
Bu miktar hidrojenin yakıt olarak değeri 29 milyon MJ veya 8 milyon kW.saat'e karşılık gelmektedir.Isso não significa que os rins reabsorvem 720 mmoles/dia.
Bununla paralel ilerleyen yakıt tüketimi de epey yüksektir.Além disso, o consumo de combustível de ambos era muito elevado.
Yakıtım bitti.Fiquei sem combustível.
Turbojetler çok yüksek hız sağlamalarına karşın gürültülüdürler ve çok fazla yakıt tüketirler.Turbojets leveren hoge snelheden op, maar ze zijn erg lawaaierig en verbruiken erg veel brandstof.
Magnox ismi, yakıtın bulunduğu çubukların bileşiminden gelir. (magnesium non oxidizing)De naam Magnox komt van het bekledingsmateriaal van de brandstofstaven.
1926 - Robert H. Goddard, ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.16 - Robert Goddard lanceert de eerste raket met vloeibare brandstof.
Mars'tan yola çıkarak geri gelmek çok yakıt ister.Op Mars is bijtanken met op Mars gegenereerde brandstof wel nodig voor de terugvlucht.
Dolu bir yakıt tankeri çalmak, Rio'da zengin birinin banka kasasını çalmak gibi.Een eenvoudige dichter uit Bagdad steelt geld van een rijke man.
Yakıt maliyeti sıfırdır.Brandstof kost geld.
Kuru preslemenin dışında, bu yöntemlerin hepsi yakıtın ısıtılmasını gerektirir.Het nadeel van deze koelmiddelen is dat ze allemaal brandbaar zijn.
Yakıt olarak da kullanılmaktadır.Hij kan ook dienen als brandstof.
Düşük yakıt maliyeti.Lagere accijnzen op brandstof.
Petrol yakıtlarına göre ortalama 1,33 kat daha verimli bir yakıttır.De uitstoot van broeikasgas is voor een effectief gewonnen vat olie dus ruim 1,5 maal zo groot.
Etanolün bir yakıt olarak kullanılabilmesi için suyun uzaklaştırılması gerekmektedir.Voor benzineauto's kan ethanol als brandstof gebruikt worden.
Kıyasla, katı yakıtlı hızlı üretken reaktörlerin reaktör başlatımı için en az 8 ton fissil yakıt gerekir.Uit berekeningen bleek dat voor het opstarten van de reactor vijf ton zwaar water nodig was.
Yakıt olarak kullanılamamaktadır.Hij kan echter niet zonder benzine.
Ozon tabakasına olan olumsuz etkiler diğer yakıta göre %50 azdır.Zij moeten geschrokken zijn dat de concentraties ozon in de stratosfeer 35% lager waren dan gewoonlijk.
Seyir dışında ise yakıtın yakılması ile elde edilen ısı kullanılır.Behalve als warmtebron wordt brandhout ook gebruikt om voedsel te roken.
Yakıt (etanol) doğrudan yakıt hücresine beslenir.Met FSI wordt de brandstof direct in de verbrandingskamer gespoten.
Yoğun yakıt aracın ağır olmasına sebep olmaktadır.Ook is het lastig in te schatten hoe zwaar men de auto beladen heeft.
Yanıcı olan neredeyse bütün yakıtlar kullanılabilir.Vrijwel alle metalen kunnen hiermee worden gezaagd.
Bir başka İngiltere uçuşunda aynı gün içerisinde 18 pilot yakıt yetersizliğinden Kanal'a çakıldı.Echter, nog eens 80 Amerikaanse vliegtuigen stortten neer op de terugweg wegens te weinig brandstof.
Şeker kamışından çıkartılan etanol, Brezilya'da arabalara yakıt olarak kullanılmaktadır.Methanol wordt enkel in Brazilië toegepast als motorbrandstof.
Daha fazla yakıt kullanılmasına neden olur.Hierdoor kon het meer brandstof meevoeren.
Yakıt, cephane ve yiyeceği olmayan askerî güç savunmasızdır.Het korps leed gebrek aan munitie, brandstof en voedsel.
En sık kullanılan nükleer yakıtlar plütonyum-239 (239Pu) ve uranyum-235 (235U)'dur.De meest gangbare splijtbare kernbrandstoffen zijn uranium-235 en plutonium-239.
Yakıt olarak odun-komür kullanılmaktadır.Als brandstof wordt methanol gebruikt.
Patlama yakıtın sızması yüzünden olmuştur.De brand was veroorzaakt door een gaslek.
BMW H2R, BMW'nin hidrojen yakıtlı proje modeli.De BMW H2R is een studiemodel van BMW.
Yakıt malzemesi: Kuzey Amerika'da meşale olarak kullanılır.Tyre ("autoband") spelt men in Noord-Amerika als tire.
Bu özellik yakıttan tasarruf sağlar.Op deze manier kon brandstof worden bespaard.
3 saatlik tek bir seferde uçak 82,000 TL yakıt masrafı yapmaktadır.Het schip verbruikt per dag zo'n 80 ton stookolie.
İnsan beyni temel yakıt olarak glukoz kullanır.Alle cellen in het menselijk lichaam gebruiken glucose als energiebron.

İlgili Sayfalar