yakından ile cümle
yakından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Saldırmazlık ilkesi mülkiyet haklarıyla yakından bağlantılıdır.L'origine della giustizia è strettamente connessa con la proprietà.
US Palaiseau çalıştırıcısı, Henry'nin gelecekteki akıl hocası Jean-Marie Panza, onu yakından izlemeye aldı.L'allenatore del Palaiseau, Jean-Marie Panza (futuro mentore di Henry), lo segue allo Châtillon.
Kitabın başlarında, bilimle yakından ilgili bir Natüralist ve Darvinist olarak tanıtılır.All'inizio del romanzo è presentato sia come naturalista dilettante sia come darwinista.
Klasik sanata yakından ilgi duymaktadır.A ogni modo, il mondo classico le conobbe in modo approssimativo.
Yıllardır Yahudi sorunu ile yakından ilgilenmişti.Si interessò molto alla questione ebraica.
Bu dönem boyunca birbiriyle yakından bağlantılı ama bağımsız üç hanedan olarak hüküm sürdüler.Durante questo periodo regnarono con tre distinte ma connesse dinastie.
Bu açıdan Fluxus, Dada ile yakından ilişkilendirilebilir.Stivali di Pegaso: Permettono a Link di spostarsi più velocemente.
Modayı yakından takip eder.Segue molto la moda.
Silezya dili, Lehçe ile yakından bağlantılıdır.La lingua coriaca è linguisticamente molto vicina alla lingua ciukcia.
Sanat felsefesi ile yakından ilişkilidir.È strettamente collegato al graffitismo.
Okyanus sağkalımı ve gelgit ısısı bu nedenle yakından bağlantılıdır.La temperatura del suolo e quella dell'aria nella sua prossimità sono dunque strettamente legate.
Ayrıca moda ile yakından ilgileniyorum.È molto attenta alla moda.
Yeniden yapılandırılan teşkilat yakından İngiliz istihbarat sistemi üzerinde biçimlendirilmiştir.La struttura riformata dell'agencia venne modellata sul sistema inglese delle agenzie di intelligence.
Ekolojik sorunlar artık Amerikalı tüketiciyi yakından ilgilendirmekteydi.La crisi aveva rapidamente contagiato l'intero sistema bancario americano.
Annesinin ölümünün ardından Cihanara Begüm'le babası yakından ilgilenmiştir.Perché dopo la morte di mia madre mi ero aggrappata a lui.
Avrupalı devletler de bölgeyle yakından ilgileniyordu.Ben presto fu il Regno Unito ad interessarsi alla zona.
Takımdaki herkesle yakından ilgilenir.Si affeziona molto a tutti membri della squadra.
Aynı zamanda menşe, beden ile yakından ilgilidir.Allo stesso modo anche Massa si avvicina a Button.
Romanı yazma sürecinde, Manisa davasını yakından izleyen gazetecilerden Can Dündar'dan destek gördü.Qui viene mostrato il diario segreto di Elisa, la quale dava i voti agli uomini con cui è stata.
Farklı ancak yakından ilişkili tanımları vardır.Tuttavia, esistono altri casi di significati differenti strettamente correlati.
Biri West'i çok yakından gösteren, uyumsuz gözleri ve dört dişi görünen bir resimdir.Un nemico dall'aspetto bizzarro e con un solo occhio.
Escherichia coli ve Salmonella ile yakından ilişkilidir.По происхождению близки к Escherichia coli и Salmonella.
Ayrıca moda ile yakından ilgileniyorum.Сильно интересуется модой.
Bu fenomen T-ikiliği olarak bilinir ve ayna simetrisiyle yakından ilişkili olduğu anlaşılır.Это явление называется T-дуальностью и тесно связано с зеркальной симметрией.
Yıllardır Yahudi sorunu ile yakından ilgilenmişti.Много лет занимался изучением еврейского вопроса.
Bendenizi yakından tanırsınız.Они ближе знакомятся друг с другом.
Fotonik, optik ile çok yakından ilişkilidir.Фотоника близко связана с оптикой.
Bu gibi durumlarda hastalar yakından izlenmelidir.В таких случаях пациентам требуется тщательное наблюдение.
Medeniyetleri çok yakından ilgili oldukları Papuların medeniyetine benziyordu.Лумати гуманоиды, весьма схожие с людьми.
Avrupa Merkez Bankası, euro banknotları ve madeni paralarının dolaşımını yakından takip etmektedir.Европейский центральный банк внимательно следит за оборотом и имеет запас монет и банкнот евро.
Bu alışveriş kentlerde ekonomik refah ve kültürün yaratılmasıyla yakından ilintilidir.Он тесно связан с формированием экономического благополучия и экономической культуры в городах.
Biyonik ile yakından ilgili bir konudur.Тесно связана с биогеофизикой.
Yöneylem araştırması endüstri mühendisliği ile yakından ilişkilidir.Этот вид путешествий тесно связан с индустриальной археологией.
Aileler çocuğunun gelişimin her aşamasını yakından takip eder.Каждый из них будет наблюдать замедленный ход часов другого брата.
Robert Bosch, tarımsal konulara çok yakından ilgilendi ve Münih'in güneyinde bir çiftlik sahibi oldu.Бош любил заниматься сельским хозяйством и имел собственную ферму к югу от Мюнхена.
Emperor grubunun bateristi Bård "Faust" Eithun: "O (Dead) çok yakından tanıyabileceğiniz birisi değildi.Ударник Emperor Борд «Фауст» Эйтхун писал, что Дэд «был парнем, которого нельзя было хорошо узнать.
Beyzbolcuları yakından tanır ve ilgilenir.Очень хорошо ведёт наблюдение и анализ игры бейсболистов.
Yirminin üzerinde kitabı olan Sayar, edebiyatla da yakından ilgilenmektedir.В возрасте около 20 лет заинтересовался литературой.
Büyüt: İhtiyacınız olduğunda daha yakından bakın.Всегда старайся изо всех сил, если надо — надрывайся».
Fakat yakından incelendiğinde bunun bir yıldız olmadığı anlaşılır.Но когда всё тщательно проверяют, оказывается, что одна боеголовка отсутствует.
Çok az kişi Granth’i yakından inceleyebildiler.Но мало кто знал настоящего Битти.
Kasım 2007'de, Knut 90 kg ağırlığa ulaşmıştı ve yakından kendisine hizmet verilmesi oldukça tehlikeliydi.وفي نوفمبر 2007 وصل وزن كنوت إلى 90 كيلوجرام وأصبحت العناية به عن قرب خطيرةً جداً.
Burada, sosyalist sistemin çöküş sürecini yakından yaşadı.وعاشت هناك عن قرب قضية إنهيار النظام الإشتراكي.
Siyahsu adıyla yakından ilişkilidir.اسمه يرتبط ارتباطاً وثيقاً بأملاح جلوبر.
Ekolojik sorunlar artık Amerikalı tüketiciyi yakından ilgilendirmekteydi.فإن المشاكل البيئية ترتبط ارتباطاً وثيقاً بالمستهلك الأمريكي.
Fotonik, optik ile çok yakından ilişkilidir.يرتبط علم الضوئيات ارتباطا وثيقا بالبصريات.
Dil devrimi, edebiyatı yakından etkiledi.وأثرت ثورة اللغة في الأدب عن قرب.
Sonunda, kırık kallus, kemiğin orijinal şekli ve kuvveti ile yakından eşleşen yeni bir şekle dönüştürülür.وفي النهاية، يعاد تشكيل ثقد الكسر تشكيلاً جديدًا يطابق قوة و هيئة العظم الأصلي.
8 yaşında çalışmaya başlar, bu sayede Rus işçi sınıfının yaşamını yakından tanır.ليَصِل لسنّ الثامنة ليواجه صعوباتٍ في تعلّم الروسية.
Ve bazen gerçekten bunları yakından hissediyorum.وأحيانًا تكون مرتبطة ارتباطًا مباشرًا معها.
Yöneylem araştırması endüstri mühendisliği ile yakından ilişkilidir.يرتبط علم المواد ارتباطا وثيقا بالهندسة المدنية.
Tarafsızlık ve doğruluk gibi problemler, gerçekle ilgili problemlerle yakından ilişkilidir.وترتبط مسائل الموضوعية والصدق بشكل وثيق مع مسائل الحقيقة.
Azerice Türk dil ailesi'nin Oğuz grubu içerisindedir ve Türkçe, Kaşkayca ve Türkmence ile yakından ilgilidir.الأذربيجانية عضو في فرع أوغوز من اللغات التركية وترتبط ارتباطاً وثيقاً بالكاشكاي والتركية والتركمانية.
Elektrik potansiyeli konsepti, elektrik alan ile çok yakından alakalıdır.يرتبط مفهوم الجهد الكهربائي ارتباطًا وثيقًا بالمجال الكهربائي.
Bu resim tamamen insan davranışının yakından incelenmesiyle ilgilidir.فهي بالنسبة للانا أقرب لمنهج حياة كامل.
Cadılık, büyücülük ile yakından ilişkilidir.أيضاً، فإن أم الصبيان ذات ارتباط بالسحر.
Bundan sonra Ebu Tahir İsmail (Mansur) Ebu Yezid ordusunu yakından takibe başladı.ودعى حازم صلاح أبو إسماعيل «من خرج من أجله» أن يرجع.
Artık harf benzerliği de kurulan Batı edebiyatı daha yakından takip edilmiştir.ومن ثم تعقبو الأدب الغربي الذي تأسس على التشابه الحرفي.
Bilinç akışsal yazın modernist hareketle yakından ilişkilidir.ترتبط كتابات تيار الوعي ارتباطًا وثيقًا بالحركة العصرية.
Aspasia'nın ismi Perikles’in ihtişamı ve şöhretine çok yakından bağlıdır.يرتبط اسم أسبازيا ببريكليس ارتباطاً وثيقاً لشهرته وروعته.