yakından ile cümle

yakından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Hükümet işleriyle yakından ilgilendi.ولكن الشارع كان مشغولا بشؤونه.
Nuerlerle yakından ilişkilidirler.ترتبط ارتباطا وثيقا بالثيتلاوات.
Derviş motifiyle yakından bağlantılıdır.فيرتبط التأثير بعلاقة مباشرة مع الدافع.
Bu paradoks ontoloji paradoksuyla yakından alakalıdır ve genellikle aynı anda gerçekleşirler.Ele está muito relacionado com o paradoxo ontológico, e normalmente ocorrem ao mesmo tempo.
Sonra da 1956 Imre Nagy hükümetinde görev aldı; artık yakından izleniyordu.Ele então participou do governo de Imre Nagy em 1956, e foi vigiado de perto depois.
(Kendisini biraz yakından izleyerek kendimi ondan soğuttum...)(Eu me desvio dela um pouco examinando-a tão detidamente...)
Berndorf şehrinin gelişimi Krupp ailesinin tarihi ile yakından ilişkiliydi.O desenvolvimento da cidade de Berndorf está proximamente relacionado com a história da família Krupp.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Ele quer ver mais de perto".
Bu evrenselliği normal dağılımın evrenselliğiyle yakından ilişkilidir.Esta universalidade está intimamente relacionada com a universalidade da distribuição normal.
Üyeleri hem ulusal medya hem de uluslararası siyaset gözlemcileri tarafından yakından izlenmektedir.Seus membros são acompanhadas de perto pela imprensa nacional, bem como os observadores políticos no exterior.
Emperor grubunun bateristi Bård "Faust" Eithun: "O (Dead) çok yakından tanıyabileceğiniz birisi değildi.Segundo Bård "Faust" Eithun, baterista do Emperor: "Dead não era uma pessoa que podia se conhecer bem.
Avrupa Merkez Bankası, euro banknotları ve madeni paralarının dolaşımını yakından takip etmektedir.O Banco Central Europeu está a acompanhar atentamente a circulação e o estoque de moedas e notas de euro.
Yönetmen Josh Boone: "Rol için 150 aktrisi yakından gördük ve onu gördüm.Boone disse: "Lemos perto de 150 atrizes para o papel, e eu vi cerca de 50 desses.
Ayrıca moda ile yakından ilgileniyorum.Ela interessa-se por moda.
Ad {\displaystyle \operatorname {Ad} } kavramı bir Lie grubunun ek gösterimi'yle yakından ilişkidir .O conceito gera a representação adjunta de um grupo de Lie Ad {\displaystyle \operatorname {Ad} } .
Bunlardan herhangi birinin zamanla yakından ilişkisi var mıdır ?"Está alguém entre vós doente?
Bir Unutmabeni çiçeğinin yakından görünümü.Apresentam flores não visíveis.
Bu da son derece doğaldır çünkü kendi sadhanalarını yakından bilmektedirler.É onisciente, pois sabe tudo a respeito de suas personagens.
Etnik gruplara toprakların dağıtılmasının paylaşımla yakından ilgili olduğu görülmektedir.A divisão dos países coincide quase exatamente com a distribuição dos diversos grupos étnicos.
Denizyıldızı ile yakından bağlantılıdır.Orbita muito perto da estrela.
Derviş motifiyle yakından bağlantılıdır.Está muito próximo do apelo à emoção.
Fakat yakından incelendiğinde bunun bir yıldız olmadığı anlaşılır.Se ouvir atentamente, perceberá que não é um baixo comum.
Keşif: Devriye hareketi daha yakından idare edilebilir.Lema: Nós fazemos a Esquadra ir mais longe!
Yöneylem araştırması endüstri mühendisliği ile yakından ilişkilidir.A sua atividade também se relaciona intimamente com a engenharia do ambiente.
Yakından ilgili bir paradoks ise karıştırma paradoksudur.Um desses paradoxos é Paradoxo da Implicação.
Tarihin büyük bölümünde mistik ve felsefi düşünce birbirleriyle yakından ilişkili olmuştur.No entanto, em alguns casos de complexidade genérica e média são bastante próximos uns dos outros.
Kalite İşlev Yayılımı Hoshin Kanri ile yakından ilişkilidir.A história de Major Vieira está intimamente ligada a Canoinhas.
Yakından bakıldığında bu insanın bir rahip ya da keşiş olduğu anlaşılır.Este último deve ser um sacerdote ou um religioso.
Çubukların konumu ve yapısı beslenme tarzı ile yakından ilişkilidir.A nutrição dos poliquetas está diretamente relacionada ao seu hábito de vida.
Bu terim, etnosid ve jenosid ile yakından ilişkilidir.Ela contou a verdade sobre os Ancients e Jenova.
Bu basamaklara daha yakından bakıldığında sayıların çarpma ile ifade edildiği anlaşılacaktır.Isso fica ainda mais nítido quando os metais parecem estar a uma grande distância.
Bu resim tamamen insan davranışının yakından incelenmesiyle ilgilidir.Um capítulo inteiro é dedicado à questão da atitude humana de compaixão.
Ve anlam olarak da bu kelimelerle yakından bağlantılıdır.Pelo contrário, eles se complementam nas palavras.
Diktatörlüğe karşı siyasi angajmanla yakından bağlantılı bir hareketti. [1]Era um movimento intimamente ligado ao engajamento político contra a ditadura.[1]
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Ik zat er maar een beetje bij te kijken".
Antropolojiyle de yakından ilgilendi.Ook bestudeerde hij diepgaand de antroposofie.
Cadılık, büyücülük ile yakından ilişkilidir.Tjoenen is nauw verwant aan de hekserij en toverij.
Harp korkusunu yakından öğreniyorum.De professor is bang voor het slijtagefenomeen.
Büyüt: İhtiyacınız olduğunda daha yakından bakın.Dus krachtig wanneer het moet; energiezuinig wanneer het kan.
Silezya dili, Lehçe ile yakından bağlantılıdır.Het Silezisch is sterk verwant aan het Pools.
Bendenizi yakından tanırsınız.Beiden herkennen elkaar onmiddellijk.
Bu yıllar insanları ve çevreyi yakından tanımasına yardımcı oldu.Het blijkt al gauw dat hij het hotel en de omgeving goed kent.
Sagada çiftin evliliği yakından incelenir.Er is veel kritiek gekomen op het huwelijk van het echtpaar.
Öğrencilerle yakından ilgilenen bir akademisyendi.Hij was op zoek naar studenten met dezelfde belangstelling.
Ayrıca moda ile yakından ilgileniyorum.De motieven waren ook erg onderhevig aan de mode.
Ve bazen gerçekten bunları yakından hissediyorum.Zij liggen vaak zij aan zij heel dicht op elkaar.
Orada İtalyanca öğrenir ve Dante, Petrarca, Boccaccio ve Leopardi'nin eserleriyle yakından ilgilenir.Grote invloed op de literatuur hebben Dante, Petrarca en Boccaccio.
Taşıma kuvveti, hücum açısının büyüklüğü ile yakından ilintilidir.De Gijzenrooise weg is de rondweg rond Hoog Geldrop.
Ve anlam olarak da bu kelimelerle yakından bağlantılıdır.De ziel is duidelijk verwant aan deze Ideeën.
Greenpeace ve Amnesty International'la daha yakından ilgilendiler.Deze instelling leidde tot gezamenlijke campagnes met organisaties als Greenpeace en Amnesty International.
Bu şirketlerin birçoğu petrol endüstrisiyle yakından ilgilidir.Deze sectoren zijn nauw verbonden met de olie- en gasindustrie.
Hollandaca, Almanca ile yakından ilgilidir.Nederlands is nauw verwant aan Duits.
Bu tür geleneksel müzikler genel halkın yaşamıyla yakından ilgilidir.Ten rodzaj muzyki jest ściśle związany z życiem prostego ludu.
Bir Unutmabeni çiçeğinin yakından görünümü.Pochwa kwiatostanu nieznana.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Należy jej się bacznie przyglądać".
Güney Afrika Sınır Savaşı ile yakından bağlantılıdır.Wojna była związana z południowoafrykańską wojną graniczną.
Aspasia'nın ismi Perikles’in ihtişamı ve şöhretine çok yakından bağlıdır.Imię Aspazji jest ściśle związane z chwałą i sławą Peryklesa.
Büyüt: İhtiyacınız olduğunda daha yakından bakın.W razie potrzeby przesączyć.
Çok az kişi Granth’i yakından inceleyebildiler.W efekcie mało kto traktuje Adama poważnie.
Bu şirketlerin birçoğu petrol endüstrisiyle yakından ilgilidir.Sektory te są ściśle związane z przemysłem naftowym i gazowniczym.

İlgili Sayfalar