yakından ile cümle

yakından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İnsanın içinden gelen bir hisle uzaktan yakından alakası yoktur.It has nothing to do with something coming from the inside of a human being.
O zaman hadi 30. kurala daha yakından bakalım.So let's take a closer look at rule number 30 here.
Bu kişiyle ilgili bilgileri yakından inceledim.So I looked carefully at this guy.
Bağlantıda mı? Evet, yakından bakar mısın?Yeah, can you look in real close?
Yakından bakalım.Let's take a close look.
Ve tekrar, eşitsizlikle yakından ilişkili.And again, closely related to inequality.
Ayrıca yaşam ihtimalinin suyla yakından alakalı olduğuna inanıyoruz.We also believe that the possibility of having life is very highly connected to having liquid water.
Hepimiz çok yakından bağlıyız.We are all intimately connected.
Ekonomi bilimi, kit kaynaklar konusuyla yakindan ilgilidir.And economics is very interested in scarcity.
Fakat şimdi fazlasıyla yakından bağlandık birbirimize.But now we are intimately locked together.
Poker sıkıca Kavrama, Mrs. Bunting yakından takip ederek, oda koştu.Gripping the poker firmly, he rushed into the room, closely followed by Mrs. Bunting.
Yakından böylece bazı erkekler millet şimdi, odaya girmişler kalabalık.Several other of the men folks had now entered the room, so that it was closely crowded.
Gelin yakından bakalım. Ve daha sonra tekrar gelip nelerin değiştiğine bir bakalım.Let's take a closer look, and we'll come back later and see what's changed.
Eğer çok yakından bakarsanız bir şey göremezsiniz, çok uzaktansa, kitabı okuyamazsınız.Too close, you can't see anything, too far, you can't read it.
HIV özellikle ulaşımla yakından ilgili.And HlV is actually particularly closely linked to transit.
Bu mekânda onların yaşadıkları anla yakından ilgili bir tarih duygusu var.There is a sense of history in this place, relevant to their present.
Eğer daha yakından bakarsanız böyle görünüyorlar.If you take a close-up of those, they look like this.
'Bu sanat olabilir mi?' Gerçekten sınırları zorluyor. resme bir an için yakından bakalım.He's saying, "Can this be art?" and in fact, he's really pushing it.
Yakından bakınca, su moleküllerini görürüz.When we really zoom in, we'll start seeing mainly these water molecules.
Yakından bakın ve bir çok işlemden geçmiş kutu, kavanoz ve kapta saklanan yiyecekleri göreceksiniz.Look closely and you are gonna see a lot of processed foods in boxes jars, and other containers.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın.They're just a little bit tilted. (Laughter)
Yine de yeryüzündeki bizim fiziksel gerçekliğimiz o uzak, görünmez galaksilerle yakından bağlantılı.We can think of them as part of our universe.
Ve bunlar birbirleriyle yakından ilgiliydiler.And they were very closely associated.
Cihazı yakından incelerseniz, şifreli ve şifresiz metin için düğmesi var.If you look closely at this device, it's got a switch for encryption or cleartext.
Sizler büyük beyinleri oldukça yakından tanıyorsunuz.You know all about big brains.
Daha yakından ölçtükçe, daha uzun olur.The closer you measure, the longer it is.
Bunu yakından görmememiz bizi sorumlu olmaktan kurtarmaz.Just because we don't see it up close does not mean we're not responsible.
Bu insanları ve ailelerini yakından tanıyorum.I know these folks and I know their families.
Coğrafi bir bilgi sisteminde çizilmiş, ben de yakından bakabiliyorum.It's held in a geographic information system which allows me to zoom in.
Buna Muir Ağı diyoruz ve yakından baktığınızda böyle gözüküyor.We call this the Muir Web. And if you zoom in on it it looks like this.
Bence bu düşünce özellikle fen bilimleri eğitimiyle yakından ilişkilidir.I think this sentiment is particularly relevant to science education.
Yakından inceleyelim.Let's see.
Çünkü eğer yakından bakarsanız, göreceksiniz.Because, if you look closely enough, things will begin to appear.
Yakından bakarsanız, şu şekil, turna olarak adlandırılır.If you look close, it's this shape, called a crane.
Boynuzlar yapabiliyorsunuz, antenler -- hatta, yakından bakarsanız, toynaklar.You can get horns, antlers -- even, if you look close, cloven hooves.
İşte burada, yeni görüntü modelimizi daha yakından görebilirsiniz.Let's go to slide 11 ‑ that just is a little bit of a closer up‑view of the new layout here.
Bu da neler olduğuna dair daha yakından bir görüntü. Burası Fransa.So this is a zoomed-in version of what was going on here.
Üzerlerinde cildimiz, ağzımız ve tükrüğümüzle yakından alakalı mikroplar taşıyorlar.It has microbes on it that are commonly associated with our skin and with our mouth, our spit.
Şimdi bu saç teline yakından iyice bir bak.Now take a good close look at that strand of hair.
Yakından nasıl yaptıklarını görmek istiyordum.And I wondered how they did it from so close.
Bunu cevaplamak için bir örümceğin lif memeciğine çok daha yakından bakmalıyız.To answer that, you have to look a lot closer at the spinneret region of a spider.
Bir dahaki sefere bir örümcek ağı gördüğünüzde lütfen durun ve daha yakından bakın.The next time you see a spider web, please, pause and look a little closer.
Ama aslında buraya daha yakından bakarsanız,(Laughter) And in fact, if you look closely, right here you can see it says, "US Peace Corps."
Fakat diğer kısım da kampüslerimizdeki bilim ve mühendislik kültürüyle yakından ilgili.But the other part has to do with the culture of science and engineering on our campuses.
Hisse senedinin fiyatını kimler yakından takip eder ve yeri geldiğinde eleştirir? -Or to scrutinize a stocks?
Daha yakından bakacak olursak, bu zirvelerin oluştuğunu görebiliriz. her sene aynı ay.If we look closer, we see those peaks occur at the same month every year.
Eğer yakından izlerseniz - (Alkış)If you watch closely — (Applause)
Ve bu konu korkarım ki günümüzle yakından ilgili.Now this point is very germane, I'm afraid, to the present.
Daha yakından bir göz atalım.Well, let's take a closer look.
Eğer yeterince yakından bakarsanız, bunun büyük bir kısmının sebebinin ekonomik olduğunu görürsünüz.Right? So if you look at it close enough, you'll actually see that much of this is about economics.
Şimdi bu mucizevi alıcılara yakından bir bakalım.Now let's take a look at these miraculous receivers up close.
Bir sinapsa yakından bakalım. Ve gözlerimizi de yeşil nöronun içinden ayırmayalım.Let's zoom in on one synapse, and keep your eyes on the interior of the green neuron.
Bölgemizdeki herkes, yaklaşan Wargaming projeleriyle yakından ilgili.All the people in our region here are very interested in the future Wargaming projects.
Gelin, SİZİN oyununuzu nasıl etkilediğine daha yakından bakalım.Let's take a closer look at how it can impact YOUR game.
Kral Kelebeği'ni yakından tanırlar.Those of you from North America will be familiar with the Monarch butterfly.
Şimdi bu kloroplast dediğimiz organeli yakından inceleyelim.And then let's zoom in on one chloroplast.
Şimdi de bu kloroplastlardan bir tanesini yakından inceleyelim. .And let's zoom in on the chloroplast itself.
Kloroplasta yakından baktığımızda bu şekilde bir zar yapısına sahip olduğunu görürüz. .If we zoom in on one chloroplast, it has a membrane like that.
Şimdi ise tilakoidin zarını yakından inceleyelim - çok önemli olduğunu söylemiştik. .So I'm going to zoom in. Let me make a box.
Tilakoidin zarını yakından inceleyeceğiz. .So we're zoomed in on the thylakoid membrane. So this is the thylakoid membrane right there.

İlgili Sayfalar