yakından ile cümle
yakından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Beni yakından izle.Watch me closely.
Tom ona daha yakından baktı.Tom looked at it more closely.
Şimdi beni yakından dinle.Now listen to me closely.
Onları yakından izledim.I watched them closely.
Onu yakından izledim.I watched him closely.
Her şeyi yakından kontrol etmeyi bırak!Stop micromanaging everything!
Tom böceğe çok yakından baktı.Tom looked very closely at the insect.
Tom resme daha yakından baktı.Tom took a closer look at the picture.
Piyasayı yakından izliyorum.I'm watching the market closely.
Tom, Mary ile birlikte yakından çalıştı.Tom worked closely with Mary.
O, daha yakından bakmaya değer.It's worth a closer look.
Yakından dinle ve kesintiye uğratma.Listen closely and do not interrupt.
Yakından baksan bile bir şey görmüyorsun.Even if you look closely, you don't see anything.
Keşke onu yakından görebilseydim.I wish I could've seen it up close.
Meseleye daha yakından bir göz atalım.Let's take a closer look at the matter.
Bu sayılara daha yakından bakalım.Let's take a closer look at these numbers.
Ona daha yakından bakalım.Let's take a closer look at it.
Tom'un bana verdiği şeye oldukça yakından baktım.I looked at what Tom gave me quite closely.
Şuna yakından bir göz atsan iyi edersin.You'd better take a closer look at that.
Tom ve Mary birlikte çok yakından çalıştılar.Tom and Mary worked very closely together.
Tom'la yakından çalışıyoruz.We've been working closely with Tom.
Her iki şey de yakından ilişkilidir.Both things are closely related.
Seçenekleri yakından dinleyin.Listen closely to the options.
Ben yakından izledim.I watched closely.
Hemşireler Fadıl'ı yakından takip ettiler.The nurses kept a close eye on Fadil.
Tom tüyü yakından inceledi.Tom examined the feather closely.
Leyla saati yakından inceledi.Layla took a close look at the watch.
Leyla resme yakından baktı.Layla took a closer look at the picture.
Leyla ve Sami yakından ilişkiliydi.Layla and Sami were closely related.
Leyla ve Sami yakından akrabaydılar.Layla and Sami were closely related.
Tom'u daha yakından tanımak istiyorum.I want to get to know Tom better.
Neredeyse hiç kimse bu hayvanı yakından görmedi.Hardly anyone has seen this animal up close.
Tom'u çok yakından izliyorum.I've been watching Tom very closely.
Tom'u çok yakından izliyor olacağız.We'll be watching Tom very closely.
Tom'u çok yakından izliyor olacağım.I'll be watching Tom very closely.
Seni daha yakından tanımak istiyoruz.We want to get to know you better.
Arabaya yakından bakmak için durdu.He stopped to take a close look at the car.
Ona yakından baktı.He took a closer look at it.
Diğer birçok genç fizikçi gibi, Rabi de Avrupa’daki önemli gelişmeleri yakından takip ediyordu.Like many other young physicists, Rabi was closely following momentous events in Europe.
Büyüt: İhtiyacınız olduğunda daha yakından bakın.Magnify: Take a closer look whenever you need to.
Keşif: Devriye hareketi daha yakından idare edilebilir.Reconnaissance: Patrol movement can be managed more closely.
Berndorf şehrinin gelişimi Krupp ailesinin tarihi ile yakından ilişkiliydi.The development of the city of Berndorf was closely related to the history of the Krupp family.
Yönetmen Josh Boone: "Rol için 150 aktrisi yakından gördük ve onu gördüm.Director Josh Boone said: "We read close to 150 actresses for the role, and I saw about 50 of those.
Sonra da 1956 Imre Nagy hükümetinde görev aldı; artık yakından izleniyordu.He then took part to Imre Nagy's government in 1956, and was closely watched afterwards.
Anime'nin konusu ile ilgili senaryolar yazarın planlanan sonunu yakından takip etti.Scripts regarding the plot of the anime closely followed the author's planned ending.
İngiltere'deki büro Ulusal Azınlık Hareketi ile yakından çalıştı.In Britain, the Bureau worked closely with the National Minority Movement.
Hareket ve değişim Aristo fiziğiyle yakından ilgiliydi.Motion and change are closely related in Aristotelian physics.
Diyagram daha önce Milton William Cooper ‘ın kitabında verilen çizime yakından benziyordu.The diagram closely resembled the drawing provided earlier in Milton William Cooper's book.
Daha önce, Server ekibi daha yakından Windows istemci ekibi ile uyumlu hale getirilmiştir.Previously, the Server team was more closely aligned with the Windows client team.
Soğuk algınlığı veya gribi izleyebilir veya yakından takip edebilir ya da kendi başına oluşabilir.It may accompany or closely follow a cold or the flu, or may occur on its own.
Strip'in başlangıcı 1970 filmi Aşk Hikâyesi ile yakından çakıştı.The beginning of the strip coincided closely with the 1970 film Love Story.
Düşük kazanç değeri kullanıldığında filtre model tahminlerini daha yakından takip eder.With a low gain, the filter follows the model predictions more closely.
Yeniden yapılandırılan teşkilat yakından İngiliz istihbarat sistemi üzerinde biçimlendirilmiştir.The newly restructured agency was closely modeled on the British intelligence system.
Aspasia'nın ismi Perikles’in ihtişamı ve şöhretine çok yakından bağlıdır.Aspasia's name is closely connected with Pericles' glory and fame.
Hardy uzaylarıyla yakından ilişkilidirler.They are related to Hardy spaces.
Telefonculuk tarihi telefonun icadı ve gelişimi ile yakından bağlantılıdır.The history of telephony is intimately linked to the invention and development of the telephone.
Fotonik, optik ile çok yakından ilişkilidir.Photonics is closely related to optics.
Substantia nigra'sı, basal ganglia'nın motor sistem yolakları ile yakından ilgilidir.Its substantia nigra is closely associated with motor system pathways of the basal ganglia.
Yaş ve doğurganlık çok yakından ilişkilidir.Marriage and health are closely related.
Van der Leck’in sadece ana renkleri kullanması Mondrian’ı yakından etkilemiştir.Van der Leck's use of only primary colors in his art greatly influenced Mondrian.