yakından ile cümle
yakından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom arabaya yakından bakmak için durdu.Tom stopped to take a close look at the car.
Hollandaca Almanca ile yakından ilgilidir.Dutch is closely related to German.
Polisler onu yakından sorguladı.The police questioned him closely.
Yanımda oturan bir adam tarafından yakından izlendiğimi fark ettim.I became aware of being closely observed by a man sitting next to me.
Onları yakından izleyin.Follow close behind them.
Onu yakından gözle.Keep a close eye on him.
Şirket ile yakından ilişkilidir.She is closely associated with the firm.
O, yakından annesine benziyor.She closely resembles her mother.
Yakından bakarsan hiçbir şey görmezsin.If you look closely, you don't see anything.
Onun hayati bulguları yakından izleniyor.Her vital signs are being closely monitored.
Olaylar yakından bağlantılı idi.The events were closely linked.
Onları yakından incelediler.They studied them closely.
Tom, ona daha yakından baktı.Tom took a closer look at it.
Tom'la yakından ilgilenin ve onun başını derde sokmadığından emin olun.Keep a close eye on Tom and make sure he doesn't get into any trouble.
Tom pulu aldı ve daha yakından baktı.Tom picked up the stamp and took a closer look.
Tom, daha yakından bakmak için eğildi.Tom leaned down for a closer look.
Kilisenin yakından çan sesini duyabiliyorduk.We could hear the bells ringing from a nearby church.
Daha yakından bak.Take a closer look.
Daha yakından göz atalım.Let's take a closer look.
Hadi yakından bir bakış atalım.Let's get a closer look.
Ben ona daha yakından bakmak istiyorum.I want a closer look at that.
Ben daha yakından bakmak istiyorum.I want to take a closer look.
Yakından izleyin.Watch closely.
Yakından bak.Look closer.
Yakından dinleyin.Listen closely.
Neden daha yakından bakmıyorsun?Why don't you take a closer look?
Tom yakından izledi.Tom watched closely.
Lütfen yakından izleyin.Please watch closely.
Onları yakından izle.Watch them closely.
Tom'u yakından izledim.I watched Tom closely.
Tom, çiçeklere daha yakından bakmak için eğildi.Tom bent down to get a closer look at the flower.
Biz Tom'u daha yakından izlemek zorunda kalacağız.We're going to have to watch Tom more closely.
Ona daha yakından bakabilir miyim?Could I get a closer look at that one?
Daha yakından bakacağım.I'm going to take a closer look.
Tom çok yakından izledi, ama sihirbazın hilesini çözemedi.Tom watched very closely, but couldn't figure out the magician's trick.
Tom sikkeyi yerden aldı ve onu daha yakından inceledi.Tom picked the coin up and examined it more closely.
Tom onu yakından inceledi.Tom examined it closely.
Ona yakından bak.Look at it closely.
Tom'u daha yakından dinlemeliydim.I should've listened to Tom more closely.
Tom şömine rafından çerçeveli resmi aldı ve ona daha yakından baktı.Tom took the framed photo off the mantelpiece and took a closer look at it.
Yakından dinlemelisin.You should listen closely.
Tom yerdekinin ne olduğuna daha yakından bakmak için eğildi.Tom leaned down to get a closer look at what was on the ground.
Tom planlara daha yakından bakmak istedi.Tom wanted a closer look at the blueprints.
Tom ona yakından baktı.Tom looked at it closely.
Sözleşmeye daha yakından bakmanı öneriyorum.I suggest you take a closer look at the contract.
Mary, Tom'un cep telefonuyla başka bir kadınla yakından konuşmasına kulak misafiri oldu.Mary overheard Tom talking intimately to another woman on his mobile phone.
Çok yakından dikkat edin.Pay very close attention.
Yakından korunan bir sırdır.It's a closely guarded secret.
Buna daha yakından bakalım.Let's have a closer look at this.
Tom haritaya yakından bakıyor.Tom is looking closely at the map.
Tom bıçağı aldı ve yakından baktı.Tom picked up the knife and looked at it closely.
Daha yakından bakmalısın.You should take a closer look.
Tom daha yakından baktı.Tom took a closer look.
Tom yemeğe yakından baktı.Tom looked closer at the food.
Sanırım detaylara daha yakından dikkat etmelisin.I think you ought to pay closer attention to details.
Galce, Kornişce ve Bretonca'nın hepsi yakından ilişkilidir.Welsh, Cornish and Breton are all closely related.
Onun soğukkanlı havasına rağmen, söylediğin her şeyle yakından ilgileniyor.Despite her nonchalant air, she is paying close attention to everything you say.
Tom onlara yakından baktı.Tom looked at them closely.
Tom Mary'ye yakından baktı.Tom looked at Mary closely.
Tom bozuk parayı aldı ve ona yakından baktı.Tom picked up the coin and took a closer look at it.