yakından ile cümle

yakından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Nadir vakalarda, doğum sakatlıklarına neden olan etmenlerle yakından bağlantılıdır.U rijetkim slučajevima, autizam se povezuje s činiocima koji uzrokuju defekte pri rođenju.
Bir Unutmabeni çiçeğinin yakından görünümü.Má kamarátku Kvetu, ktorá sa nikdy neobjavila.
Yaş ve doğurganlık çok yakından ilişkilidir.Obsah a vzťah spolu úzko súvisia.
O göz önünde bir kahraman itfaiyecidir ancak herkes onu yakından tanımamaktadır.Aj tvár muža, čo strieľa… A všetci ho dobre poznajú!
Sigara ile yakından ilişkilidir.Je blízkym príbuzným aj tabaku.
Ayrıca moda ile yakından ilgileniyorum.Sú veľmi ovplyvňované módou.
İklim coğrafi yeryüzünün şekillenmesi ve tüm yaşamı çok yakından kontrol etmektedir.Spoločenskú formou a obsiahlo skúma život na našej planéte.
Yakından bakıldığında bu insanın bir rahip ya da keşiş olduğu anlaşılır.Vysluhovateľom je kňaz alebo biskup.
Şu anda bağımsız bir parti ile de yakından bağlıdır.Momentálne pôsobí na nezávislej scéne.
İçişleri bakanımız konuyu yakından takip ediyor.Obyvatelia mestečka ho pokojne sledujú.
Denizyıldızı ile yakından bağlantılıdır.Nachádza sa v blízkosti hviezdy Alnitak.
Bu evrenselliği normal dağılımın evrenselliğiyle yakından ilişkilidir.Ta splošnost je v tesni povezavi s splošnostjo normalne porazdelitve.
Savaştan sonra havacılıkta kaydedilen teknolojik gelişmelerle yakından ilgilendi.Po vojni se je letalska tehnologija razvijala dalje.
Bir Unutmabeni çiçeğinin yakından görünümü.Cvetje, ki se ne ospe.
Bu sayede çocuklarının gelişimini ve sınıf içinde neler olduğunu yakından takip etme fırsatını yakalarlar.To mu omogoča, da lahko spremlja osebnostni in učni razvoj posameznikov v razredu.
Danışman, öğrencinin diğer sorunları ile de yakından ilgilenir.Študentje so hkrati v stiku z drugimi študenti.
Clifford cebrinin teorisi karesel formlar ve ortogonal dönüşümlerin teorisi ile yakından bağlantılıdır.Cliffordova algebra je pomembna v teoriji kvadratnih form in ortogonalnih transformacij.
Bu gibi durumlarda hastalar yakından izlenmelidir.V takšnih okoljih naj bi se počutili varneje.
Doğal olarak Roma, Mısır'daki siyasi durumla yakından ilgilenmekteydi.Poleg tega je Rim, ki je bil zelo odvisen od uvoza žita iz Egipta, še kako zanimalo politično stanje v državi.
Yaşamının son döneminde insan hakları sorunları ve tıp meslek ahlakı konuları ile çok yakından ilgilendi.V zadnjem obdobju življenja se je ubadala s hudimi zdravstvenimi in finančnimi težavami.
Antropolojiyle de yakından ilgilendi.Jis karštai susidomėjo anatomija.
Emperor grubunun bateristi Bård "Faust" Eithun: "O (Dead) çok yakından tanıyabileceğiniz birisi değildi.Pagal Bård Eithun, iš grupės Emperor: Jis (Dead) nebuvo vyrukas, kurį galėtum gerai pažinoti.
Avrupa Merkez Bankası, euro banknotları ve madeni paralarının dolaşımını yakından takip etmektedir.Europos Centrinis bankas atidžiai stebi euro monetų ir kupiūrų apyvartą ir kiekį.
Cadılık, büyücülük ile yakından ilişkilidir.Raganavimas daug bendra turėjo su magijos veiksmais.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Beliko padaryti dar vieną žingsnį“.
Griswold'nun kitabı Poe'yu yakından tanınanlar tarafından reddedilmesine rağmen popüler olarak kabul gördü.Griswoldo knyga buvo pasmerkta gerai Po pažinojusių žmonių, tačiau tapo išties populiari.
Bu dönem içerisinde işçi sınıfının çetin yaşam koşullarını yakından tanıdı.Dirbdamas matė, kokios pavojingos darbo sąlygos buvo tuometėje pramonėje.
Gutasyon (damlama) olayı ile yakından ilgisi vardır.Vajus glaudžiai susijęs su Vãta.
Ve bazen gerçekten bunları yakından hissediyorum.Retkarčiais jie to norėjo pernelyg smarkiai.
Aileler çocuğunun gelişimin her aşamasını yakından takip eder.Daug dirbama sekant kiekvieno vaiko daromą pažangą, jo ugdymosi raidą.
Yaş ve doğurganlık çok yakından ilişkilidir.Buvo siejamas su vaisingumu ir gimdymu.
Fantastik edebiyat bilim kurgu ile yakından ilişkilidir.Mokslinė literatūra artima dalykinei literatūrai.
Bellek uydumculuğu, günümüz reklamcılık dünyasıyla da yakından ilintilidir.Esą joje F. Beigbederis atskleidė per daug dalykų apie reklamos pasaulį.
Bu da son derece doğaldır çünkü kendi sadhanalarını yakından bilmektedirler.Techniškai patogu jį realizuoti, kadangi jo sąsaja artima kietųjų diskų sąsajai.
Keşif: Devriye hareketi daha yakından idare edilebilir.Luure: patrullide liikumist saab jälgida lähemalt.
Markanın tarihi, Romanov Hanedanı ile yakından ilişkilidir.Kaubamärgi ajalugu on tihedalt seotud Romanovite dünastiaga.
Ayrıca biyolojiyle de yakından ilgilidir.Ta huvitus ka üldbioloogiast.
Öte yandan Theodosius ise İznik itikatına yakından bağlıydı.Seega sel ajal võis Theoderich loota nende toetusele.
Bu da son derece doğaldır çünkü kendi sadhanalarını yakından bilmektedirler.Samuti on ta üsna jäiga mõtlemisega, pidades oma ideid ainuõigeiks.
Yakından bakıldığında bu insanın bir rahip ya da keşiş olduğu anlaşılır.On arvatud, et ta oli observatoorium, ohvripaik või pühakoda.
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Aku taat kepada-Nya dengan setia; tak pernah aku menyimpang dari jalan yang ditentukan-Nya
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Alle sue orme si è attaccato il mio piede, al suo cammino mi sono attenuto e non ho deviato
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Chơn tôi bén theo bước Chúa ; Tôi giữ đi theo đường Ngài , chẳng hề sai_lệch .
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Chơn tôi bén theo bước Chúa; Tôi giữ đi theo đường Ngài, chẳng hề sai lệch.
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Denn ich setze meinen Fuß auf seine Bahn und halte seinen Weg und weiche nicht ab
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Hänen askeleissaan on minun jalkani pysynyt, hänen tietänsä olen noudattanut siltä poikkeamatta.
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Ik heb Gods paden gevolgd en ben in Zijn voetstappen getreden. Nooit en te nimmer ben ik afgedwaald.
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.내 발이 그의 걸음을 바로 따랐으며 내가 그의 길을 지켜 치우치지 아니하였고
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Koraka njegovega se je trdno držala noga moja, na pot njegovo sem pazil in nisem stopil ž nje;
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Lábam az õ nyomdokát követte; utát megõriztem és nem hajoltam el.
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Min Fod har holdt fast ved hans Spor, hans Vej har jeg fulgt, veg ikke derfra,
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Min fot holdt sig i hans spor; jeg fulgte hans vei og bøide ikke av.
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Mis pies han seguido fielmente sus huellas; he guardado su camino y no me he apartado
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Moja noha sa držala jeho kroku; ostríhal som jeho cestu a neodchýlil som sa
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Mon pied s`est attaché à ses pas; J`ai gardé sa voie, et je ne m`en suis point détourné.
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Os meus pés se mantiveram nas suas pisadas; guardei o seu caminho, e não me desviei dele.
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Piciorul meu s'a ţinut de paşii Lui; am ţinut calea Lui, şi nu m'am abătut dela ea.
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Śladu jego trzymała się noga moja; drogim jego przestrzegał, a nie zstępowałem z niej.
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Šlepějí zajisté jeho přídržela se noha má, cesty jeho šetřil jsem, abych se s ní neuchyloval.
Adımlarını yakından izledim, Sapmadan yolunu tuttum.Vid hans spår har min for hållit fast, hans väg har jag följt, utan att vika av.

İlgili Sayfalar