yakından ile cümle

yakından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Şu anda bağımsız bir parti ile de yakından bağlıdır.今は独立して会社を興している。
Uzaktan ve yakından birçok insan mezarlığı ziyarete gelirler.人里離れた場所に墓地が設けられ、埋葬されることが多い。
Matematik, doğal bilimlerle (en azından modern anlayışla) yakından ilgilidir.また、この狭義の自然科学に数学を含む場合もある(自然科学と数学の節を参照)。
Bir Unutmabeni çiçeğinin yakından görünümü.失踪した密花を探すために。
Fakat yakından incelendiğinde bunun bir yıldız olmadığı anlaşılır.近くで見ていた限り、彼は明らかに不快な人物というわけではないらしい。
Hardy uzaylarıyla yakından ilişkilidirler.星霊の中ではロキと親しい。
Arabalarla yakından ilgilidir.車にとても詳しい。
Osman Korutürk, emekli olduktan sonra köşesine çekilmedi ve siyaseti yakından izlemeye devam etti.晩年、ゲオルクは耳がほとんど聞こえなくなり、政治生活から引退した。
Avrupa Merkez Bankası, euro banknotları ve madeni paralarının dolaşımını yakından takip etmektedir.欧洲中央银行会密切监控欧元纸币和硬币的库存及流通。
Diğer birçok genç fizikçi gibi, Rabi de Avrupa’daki önemli gelişmeleri yakından takip ediyordu.拉比跟其他當時的年輕物理學者一樣,都在密切關注着歐洲的各項重大發現。
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."我需要更大的影响力”。
Harp korkusunu yakından öğreniyorum.很怕恐怖故事。
Cinsel kimlik, cinsel yönelimden çok cinsel davranışla yakından bağlantılıdır.性身份相对于相关性取向、性行为比较更为密切。
Yaş ve doğurganlık çok yakından ilişkilidir.他的出生跟相澤也有莫大關聯。
Klasik sanata yakından ilgi duymaktadır.他对古典艺术极有兴趣。
Şimdi her bir orbital kümesi arasındaki dağılıma yakından bakalım.第二種區分法跟蹤每一個粒子的軌道。
Bendenizi yakından tanırsınız.我们彼此很了解对方。
Beşiktaş taraftarını çok yakından biliyorum.半平太的親戚。
Cinsel kimlik ve cinsel davranış, cinsel yönelimle yakından bağlantılı olsa da birbirinden ayrılır.性身份、性行为与性取向是密切相关,但它们也是有区别的。
Denizyıldızı ile yakından bağlantılıdır.他與恆星時的關係密不可分。
US Palaiseau çalıştırıcısı, Henry'nin gelecekteki akıl hocası Jean-Marie Panza, onu yakından izlemeye aldı.US帕拉素的教練让-馬里·彭沙(Jean-Marie Panza),亦是亨利的恩師,跟隨他一起轉會。
Pali’nin Budizm’le yakından ilişkisi vardır.苯教曾与佛教有过激烈的冲突。
Çoğunlukla ulus, yakından bağlantılı olan etnik veya kültürel grupların "kümelenmesi" olarak tanımlar.它通常將民族定義為一堆相近的族裔或文化群體。
Yeniden yapılandırılan teşkilat yakından İngiliz istihbarat sistemi üzerinde biçimlendirilmiştir.電台被認爲是由英國秘密情報局所設。
2. Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeleri daha yakından takip edebilmek.研究妨害:可遲滯對方之科技發展。
Bendenizi yakından tanırsınız.자매끼리 서로를 잘 알고 있다.
Kasım 2007'de, Knut 90 kg ağırlığa ulaşmıştı ve yakından kendisine hizmet verilmesi oldukça tehlikeliydi.2007년 11월, 90kg가 넘은 크누트는 이제 사육사가 가까이 하기 위험할 정도로 성장했다.
Hem annesi hem de babası tiyatro ve sinemayla yakından ilgiliydi.그녀의 어머니 역시도 영화와 연극에 대해 열정적인 사람이였다.
Harp korkusunu yakından öğreniyorum.현재 차차웅의 공포의 대상인 처용에게도 당당할 정도로 강하다.
Antropolojiyle de yakından ilgilendi.그는 성리학에도 깊은 관심을 기울였다.
Daha önce, Server ekibi daha yakından Windows istemci ekibi ile uyumlu hale getirilmiştir.과거에 서버 팀은 윈도우 클라이언트 팀과 더 친밀하였다.
Ruh kavramıyla yakından bağlantılıdır.영혼계와 연결되어있다.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."또 각별히 조리하심이 마땅합니다.”
Cadılık, büyücülük ile yakından ilişkilidir.마술은 사제들과 매우 밀접하게 연관이 있다.
Daha yakından bakılırsa bu kürenin aslında Dünya değil, gökkubbe olduğu görülecektir.이들은 그렇게 보일 뿐, 실제로 하늘과 만나는 것은 아니다.
Modayı yakından takip eder.저지를 잘 따르고 있다.
İlk olarak yakından tanıdığı Mağusa kazasının komutası kendisine verildi.그런 그는 가장 죽음에 가깝다고 알려진 지옥의 부대, 〈빠빠라대〉에 배속되었다.
Şimdi her bir orbital kümesi arasındaki dağılıma yakından bakalım.차륜이 양측 궤도 안쪽으로 떨어져 발생한다.
Henry'nin iki kızı Mary ve Elizabeth ile yakından ilgilenmiştir.그녀는 헨리와 그의 첫 번째 두 명의 딸들인 메리와 엘리자베스를 화해시키는 데에 앞장섰다.
Bazı diğer etmenler, KOAH ile daha yakından alakalıdır.이를 계기로 코부와 키아라는 더욱 가까운 사이가 된다.
Jólnir'in oluşumu, 1966 yılında meydana gelen Surtsey patlaması ile yakından bağlantılıdır.대서양의 셔트지(Surtsey) 섬은 1963년에 수면위로 나타난 현무암 화산이다.
Harp korkusunu yakından öğreniyorum.את רזי אמנות הרקמה למדה מאימה.
Lüks tüketim malları bu kavram ile çok yakından ilişkilidir.הם מספיק קרובים כדי לספוח חומר זה עם זה.
Müzisyen Elgar ailesiyle yakından ilişkilidir.משפחתו של חלבי קשורה קשר הדוק לאמנויות.
Bu iki savaşın da I. Dünya Savaşı'nın statik siper harbiyle yakından uzaktan ilgisi yoktu.לשני עימותים אלו היה מעט מאוד במשותף עם מלחמת החפירות הסטטית של מלחמת העולם הראשונה.
Bendenizi yakından tanırsınız.אנו מתקרבים ומכירים איש את רעהו.
Dalgaların tanımı, dalgaların fiziksel kökeni ile yakından ilgili gibi görünebilir.ציד הזוחלים יהיה זהיר מאוד, שנראה בשל מבנה גופם הדק.
Mavi dil hastalığı virüsüyle yakından ilişkilidir.לזכותו נזקפה הדברת מחלת הקדחת בסיני.
Ayrıca moda ile yakından ilgileniyorum.Интересува се от мода.
Medeniyetleri çok yakından ilgili oldukları Papuların medeniyetine benziyordu.Вътрешните юмански народи си приличат с паютите от Големия басейн.
Avrupalı devletler de bölgeyle yakından ilgileniyordu.Имаме да догонваме европейските държави и в тази област.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Мисля, че трябва да хвърля още един поглед върху ситуацията“.
Bilimsel kanun konsepti, bilimsel teori konseptiyle yakından ilişkilidir.Правната култура е тясно свързана с понятието за правно съзнание.
Nuerlerle yakından ilişkilidirler.Blisko su povezane sa nojevkama.
Mavi dil hastalığı virüsüyle yakından ilişkilidir.Zaštitnikom je od bolesti jezika.
Bellek uydumculuğu, günümüz reklamcılık dünyasıyla da yakından ilintilidir.S druge strane, tržiste je postalo veoma suženo, čak u i današnjem svijetu reklama.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."Uz još malo više nesavršenosti".
Bu gibi durumlarda hastalar yakından izlenmelidir.Takve bolesnike treba tijekom liječenja brižno nadzirati.
Yaş ve doğurganlık çok yakından ilişkilidir.Sjemenište i gimnazija bili su tijesno povezani.
Kürt meselesi ve Kürt halkının sorunlarıyla yakından ilgilendi.Vrlo su dobro bili poznati njegovi stavovi i polemike o vučjoj populaciji.

İlgili Sayfalar