yakından ile cümle

yakından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yakından çeşmenin görünümü.Bližší pohled na pramen.
Bu da sadece yakından belli olur, örneğin yakalandıklarında.Většinou ho tedy zpozorujeme, jen pokud je velmi blízko.
Elektrik potansiyeli konsepti, elektrik alan ile çok yakından alakalıdır.Conceptul de potențial electric este strâns legat de cel de câmp electric.
(Kendisini biraz yakından izleyerek kendimi ondan soğuttum...)(Mă distanțez puțin de ea pentru a o studia mai atent ...)
Antropolojiyle de yakından ilgilendi.Tot aici a devenit interesată și de antropologie.
US Palaiseau çalıştırıcısı, Henry'nin gelecekteki akıl hocası Jean-Marie Panza, onu yakından izlemeye aldı.Antrenorul lui US Palaiseau Jean-Marie Panza, mentorul lui Henry, l-a urmat acolo.
Tarafsızlık ve doğruluk gibi problemler, gerçekle ilgili problemlerle yakından ilişkilidir.Întrebările legate de obiectivitate și adevăr sunt strâns conectate cu întrebările referitoare la fapte.
Van der Leck’in sadece ana renkleri kullanması Mondrian’ı yakından etkilemiştir.Folosința lui van der Leck a culorilor primare a avut o influență semnificativă asupra lui Mondrian.
Bu da son derece doğaldır çünkü kendi sadhanalarını yakından bilmektedirler.Rămânând aproape de natură, ei au ajuns să-i cunoască tainele.
Yıllardır Yahudi sorunu ile yakından ilgilenmişti.El a fost, de asemenea, implicat îndeaproape în probleme evreiești în timpul perioadei.
Stigmata, Roma Katolik inancıyla yakından ilişkilidir.Stigmatele sunt asociate în primul rând credinței romano catolice.
Büyüt: İhtiyacınız olduğunda daha yakından bakın.Mai faceți o încercare, dacă este necesar.
Denizyıldızı ile yakından bağlantılıdır.Este localizat în apropierea stelei Alpha Lacertae.
Yakından ilgili bir paradoks ise karıştırma paradoksudur.Ironia presupune sesizarea unei dualități, a paradoxului.
Berndorf şehrinin gelişimi Krupp ailesinin tarihi ile yakından ilişkiliydi.Berndorfs fejlődése szorosan kapcsolódott a Krupp család történetéhez.
Matematik, doğal bilimlerle (en azından modern anlayışla) yakından ilgilidir.A matematika közeli rokona a tudományoknak de mégsem tudomány (legalábbis a modern felfogás szerint).
Bir Unutmabeni çiçeğinin yakından görünümü.A virágokkal ékesített emléktábla megkapó.
Modern etnolojinin doğuşu esas olarak sömürgecilik ve emperyalizm ile yakından ilişkilidir.Az imperializmus jellemzői mind szoros összefüggésben vannak a gyarmati rendszerrel.
Harp korkusunu yakından öğreniyorum.A hunokat elfogja a rémület.
Siyahsu adıyla yakından ilişkilidir.Nevéhez kapcsolódik a Vidanet Zrt.
‘Pazar Günü Seçimi’ tüm takımlar ve taraftarlar tarafından yakından takip edilir.A túra után egyhetes táborban következik az összes jelölt és a vezető részvételével.
Griswold'nun kitabı Poe'yu yakından tanınanlar tarafından reddedilmesine rağmen popüler olarak kabul gördü.A Poe-t személyesen ismerők elítélték Griswold könyvét, de a közvélemény elfogadta a benne foglaltakat.
Takımdaki herkesle yakından ilgilenir.Mindenkivel jó kapcsolata alakult ki a csapaton belül.
Sanat felsefesi ile yakından ilişkilidir.Filozófiája szorosan összekapcsolódott harcművészetével.
Harp korkusunu yakından öğreniyorum.Pelkosenniemen aapasuot Pelkosenniemen kunta.
Tarihin büyük bölümünde mistik ve felsefi düşünce birbirleriyle yakından ilişkili olmuştur.Läpi historian mystinen ja filosofinen ajattelu ovat olleet läheisesti yhteydessä toisiinsa.
Greenpeace ve Amnesty International'la daha yakından ilgilendiler.Paspalá on tehnyt myös hyväntekeväisyystyötä muun muassa Greenpeacen ja Amnesty Internationalin kanssa.
Saldırmazlık ilkesi mülkiyet haklarıyla yakından bağlantılıdır.Äänioikeus oli kuitenkin aluksi sidottu omaisuuteen.
Alvin ve Heidi Toffler'ın bu konudaki çabalarının yakından tanığıyım.Alvin ja Heidi Tofflerin mukaan ytimessä on aika.
İşkencelere karşı çıkarak cezaevlerinde yaşanan sorunlarla yakından ilgilendi.He tekivät päätöksiä vankilaelämään liittyvistä vaikeuksista.
Theta fonksiyonu modular formlar da dahil yakından ilgilidir.Betoniperustus kulkee kiinteästi moduulitoimituksen mukana.
Bu müzede antikiteyi daha yakından izleme fırsatı buldu.Museossa on nähtävillä vanhin Euroopassa pudonnut havainnoitu meteoriitti.
Ayrıca Ece/Eçe yani kraliçe ve abla sözcükleriyle de yakından ilgilidir.Kuningatar (myös daami) on voimakkain nappula laudalla.
Emperor grubunun bateristi Bård "Faust" Eithun: "O (Dead) çok yakından tanıyabileceğiniz birisi değildi.Emperorin entinen rumpali Bård "Faust" Eithun on sanoittanut yhtyeen kappaleita, muttei ole varsinainen jäsen.
Ayrıca Musiki ile de yakından ilgileniyordu.Myös musiikki sai myönteistä huomiota.
Johannes'in papalığı sırasında çağdaş dünya meseleleriyle yakından ilgilendi.Sarah on ottanut voimakkaasti kantaa ajankohtaisiin kysymyksiin.
Doğal olarak Roma, Mısır'daki siyasi durumla yakından ilgilenmekteydi.Rooma oli luonteeltaan hyvin sotilaallinen valtio.
Savaştan sonra havacılıkta kaydedilen teknolojik gelişmelerle yakından ilgilendi.Sodan jälkeen tukikohdassa jatkettiin teknologian kehittämistä.
Modern dizüstü bilgisayarlara daha yakından benziyorlar ve genellikle kayraklardan daha ağır ve daha büyük.Θα μοιάζουν περισσότερο με σύγχρονα laptops, και είναι συνήθως βαρύτερα και μεγαλύτερα από ό, τι οι πλάκες.
Cadılık, büyücülük ile yakından ilişkilidir.Η μαγεία ήταν στενά συνδεδεμένη με το ιερατείο.
Aspasia'nın ismi Perikles’in ihtişamı ve şöhretine çok yakından bağlıdır.Το όνομα της Ασπασίας συνδέεται στενά με τη δόξα και τη φήμη του Περικλή.
Harp korkusunu yakından öğreniyorum.Διακρινόταν από έναν έντονο φόβο για λογοκλοπή.
İçişleri bakanımız konuyu yakından takip ediyor.Έκτοτε η ομάδα του παρακολουθεί στενά το θέμα..
Gelişmeleri yakından takip etmek içinΈχουμε παρακολουθήσει από κοντά την εξέλιξή του.
Hükümet işleriyle yakından ilgilendi.Ασχολήθηκε ενεργά με τα κοινά.
Ayrıca moda ile yakından ilgileniyorum.Η ένδυση έχει άμεση σχέση με τη μόδα.
Öte yandan Theodosius ise İznik itikatına yakından bağlıydı.Πάντως ο Αδόλφος ήταν στενά συνδεδεμένος μαζί της.
Bir önceki fotoğrafın daha da yakından çekilmiş hali.Μία πιο κοντινή λεμπτομέρια της προηγούμενης εικόνας.
Bu da sadece yakından belli olur, örneğin yakalandıklarında.Όταν τους γνωρίζει από κοντά, ενθουσιάζεται.
US Palaiseau çalıştırıcısı, Henry'nin gelecekteki akıl hocası Jean-Marie Panza, onu yakından izlemeye aldı.US Palaiseaus træner Jean-Marie Panza, Henrys senere mentor, fulgte ham dertil.
Bunlardan herhangi birinin zamanla yakından ilişkisi var mıdır ?Og kan man nogensinde komme tæt nok på?
İçişleri bakanımız konuyu yakından takip ediyor.Udenrigsministeren ville undersøge sagen nærmere.
Doğal olarak Roma, Mısır'daki siyasi durumla yakından ilgilenmekteydi.Rom har traditionelt været dybt involveret i processen omkring europæisk politisk integration.
Markanın tarihi, Romanov Hanedanı ile yakından ilişkilidir.Varemærkets historie er tæt knyttet til det russiske kejserlige Romanov-dynasti.
Büyüt: İhtiyacınız olduğunda daha yakından bakın.Se videre under behøvling
Cadılık, büyücülük ile yakından ilişkilidir.Bagisufolkets tro var stærkt forbundet med heksetrolddom.
Bilimsel kanun konsepti, bilimsel teori konseptiyle yakından ilişkilidir.Videnskabsfilosofien er tæt forbundet med erkendelsesteorien.
1935 yılının başında Yahudi problemi ile yakından ilgilendi.Først i 1930’erne blev han mere interesseret i spørgsmålet om jødisk national genfødsel.
Aspasia'nın ismi Perikles’in ihtişamı ve şöhretine çok yakından bağlıdır.Aspasias navn er nært forbundet med Perikles' ære og berømmelse.
Az kökü Azman (Vahşi Hayvan) sözüyle de yakından alakalıdır.Antennene er forholdsvis korte (når omtrent bak til midtveis på pronotum) og sagtakkede.

İlgili Sayfalar