yakından ile cümle

yakından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Siyahsu adıyla yakından ilişkilidir.Jest blisko spokrewniony z czarnowronem.
Harp korkusunu yakından öğreniyorum.Doskonale oddawał nastrój lęku.
Ayrıca moda ile yakından ilgileniyorum.Interesuje się głównie modą.
İşletme topraklaması, fonksiyon bakımından koruma topraklaması ile yakından ilgilidir.Ze względu na ich pożyteczność warto je objąć aktywnymi metodami ochrony.
Lüks tüketim malları bu kavram ile çok yakından ilişkilidir.Wszystkie te własności czynią ten kod bardzo pożądanym.
Şimdi her bir orbital kümesi arasındaki dağılıma yakından bakalım.Określa kąt pomiędzy płaszczyzną orbity a płaszczyzną odniesienia.
Yöneylem araştırması endüstri mühendisliği ile yakından ilişkilidir.Wiedza ta jest ściśle powiązana z inżynierią środowiska.
İşkencelere karşı çıkarak cezaevlerinde yaşanan sorunlarla yakından ilgilendi.W więzieniach wobec aresztowanych stosuje się tortury.
Artık bütün dünyanın başkentleri Çin'de olanlarla yakından ilgilenmeye başlamıştı.W mieście wywiązały się walki, w których zaczęli przeważać Chińczycy.
Fakat parkın doğusunda parkın sınırına yaklaşık 8 km yakından "Dalton Highway" Karayolu geçmektedir.8 km od wschodniej granicy parku przebiega autostrada Alaska State Highway 11.
Hastalar bu yönden yakından izlenmelidir.Należy bacznie obserwować pacjentów pod kątem wystąpienia tego objawu ubocznego.
Hem annesi hem de babası tiyatro ve sinemayla yakından ilgiliydi.Jej rodzice byli związani ze sztuką teatralną i filmową.
Henry'nin iki kızı Mary ve Elizabeth ile yakından ilgilenmiştir.Pomogła Henrykowi pojednać się z dwiema pierwszymi córkami, Marią i Elżbietą.
Saldırmazlık ilkesi mülkiyet haklarıyla yakından bağlantılıdır.Zasada kontynuacji działalności jest ściśle związana z wyceną składników majątkowych.
Biyonik ile yakından ilgili bir konudur.Ściśle związana z ginekologią.
Bendenizi yakından tanırsınız.De var väldigt nära bekanta.
Bu şirketlerin birçoğu petrol endüstrisiyle yakından ilgilidir.Många verksamheter är också relaterade till oljeindustrin.
Uzmanlık bildiren Uz sözcüğüyle de yakından ilgilidir.Därför är retorik även nära besläktad med kunskap.
Ayrıca biyolojiyle de yakından ilgilidir.Det finns också nära kopplingar till biologiskt seende.
Glööckler çok küçük yaşlardan beri moda ile yakından ilgileniyor ve yakınlarına gece kıyafetleri dikiyordu.De vill dölja graviditeten så länge som möjligt, och tillbringar kvällarna tillsammans med att sy barnkläder.
Jólnir'in oluşumu, 1966 yılında meydana gelen Surtsey patlaması ile yakından bağlantılıdır.Bildandet av Jolnirs är nära knuten till den närliggande vulkaniska ön Surtsey, som uppstod 1963.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor.""Vi vill snurra till det lite".
Zerdüştlük ibadeti, ateş tapınakları ve sunaklarıyla yakından ilintiliydi.De framstod som människolika men av eld och kunde skyla sig i mörker och skugga.
(Kendisini biraz yakından izleyerek kendimi ondan soğuttum...)(Hon var fräck nog att... + Det var fräckt av henne att...).
Yaş ve doğurganlık çok yakından ilişkilidir.Area och likformighet är därför mycket nära sammankopplade.
Bir Unutmabeni çiçeğinin yakından görünümü.Närbild på en blomma.
Ressam cezalandırılmadı fakat kilise hareketlerini yakından izlemeye başladı.Församlingborna gick inte med på förslaget utan satte genast igång med att reparera kyrkan.
Savaştan sonra havacılıkta kaydedilen teknolojik gelişmelerle yakından ilgilendi.Flyget fick under kriget en snabb teknisk utveckling.
Yönetmen Josh Boone: "Rol için 150 aktrisi yakından gördük ve onu gördüm.Як говорив режисер стрічки Джош Бун: «Ми перебрали майже 150 актрис на цю роль, і я бачив близько 50 з них.
Bu fenomen T-ikiliği olarak bilinir ve ayna simetrisiyle yakından ilişkili olduğu anlaşılır.Це явище називається T-дуальністю і тісно пов'язане з дзеркальною симетрією.
Ayrıca Finceyle yakından akrabadır.Вони є взаємно зрозумілі з фінською.
Sadece biraz daha yakından bakmak gerekiyor."«Я прагнув виглядати дещо простішим.
Cadılık, büyücülük ile yakından ilişkilidir.Магія була тісно пов'язана зі жрецтвом.
Robert Bosch, tarımsal konulara çok yakından ilgilendi ve Münih'in güneyinde bir çiftlik sahibi oldu.Бош любив займатись сільським господарством і мав власну ферму, що знаходилась південніше від Мюнхена.
Bu tür geleneksel müzikler genel halkın yaşamıyla yakından ilgilidir.Для реалістичної музики характерна тісна пов'язаність із громадським життям.
Clifford cebrinin teorisi karesel formlar ve ortogonal dönüşümlerin teorisi ile yakından bağlantılıdır.Теорія алгебр Кліфорда тісно пов'язана з теорією квадратичних форм і ортогональних перетворень.
Hastalar bu yönden yakından izlenmelidir.За цими хворими слід ретельно спостерігати.
Doğa bilimleriyle yakından ilgilenmiş bir skolastik düşünürdür.Саме там хлопець зацікавився природничими науками.
Beşiktaş taraftarını çok yakından biliyorum.Близький родич розсольника.
Bu da sadece yakından belli olur, örneğin yakalandıklarında.Аби тільки показався, То зараз впіймають.
İronik bir etki bırakır ve ironi ile yakından ilişkilidir.Інше важливе питання пов'язане з тим, як збуджуються іони.
Danışman, öğrencinin diğer sorunları ile de yakından ilgilenir.З інших предметів хлопчик теж навчався добре.
Yaşanabilir bölge, Sera etkisi ile yakından alakalıdır.Життя населення тісно пов'язане з природою довкілля.
Farklı ancak yakından ilişkili tanımları vardır.Це ім'я знають тільки близькі.
Eğitiminin ardından ilimi yakından incelemeye başlamış, felsefe ve bilimle[1][2][3], uğraşmaya başlamıştır.Після освіти почав щільно вивчати науку, і почав займатися філософією та наукою[17][18][19].
Sayılar teorisinde, p-sel sayılar kavramı da aynı zamanda kuvvet serileriyle yakından alakalıdır.Pojem p-adických čísel v teorii čísel také úzce souvisí s mocninnými řadami.
Bunun üzerine Budizm’i daha yakından tanımaya karar verdi.Došly se tedy zeptat přímo Buddhy.
Melanizm olan jaguarlar tamamen siyah görünseler de yakından incelendiğinde benekler hâlâ görülebilirdir.Melanický jaguár je celý černý, ale při bližším zkoumání jsou skvrny vidět.
Ayrıca biyolojiyle de yakından ilgilidir.Úzce navazuje na biologii.
Takımdaki herkesle yakından ilgilenir.Ve skupině se utkal každý s každým.
Bendenizi yakından tanırsınız.Společně se lépe poznávají.
Saldırmazlık ilkesi mülkiyet haklarıyla yakından bağlantılıdır.Svoboda tedy velmi úzce souvisí s vlastnickým právem.
Bu alışveriş kentlerde ekonomik refah ve kültürün yaratılmasıyla yakından ilintilidir.Úzce to souvisí s vytvářením ekonomického bohatství a kultury uvnitř měst.
Bu da oyunun konusuyla yakından bağlantılıdır.To také dobře odpovídá týmovým hrám.
Greenpeace ve Amnesty International'la daha yakından ilgilendiler.Veřejně podporuje činnost organizací jako Amnesty International nebo Greenpeace.
Hem annesi hem de babası tiyatro ve sinemayla yakından ilgiliydi.O loutky i divadlo se musel se svou rodinou dobře starat.
Yumurta sayısı, erişkinlerin av bulabilmesine çok yakından bağlıdır.Náhrad za vejce lze nalézt mnoho, záleží do čeho je vejce potřeba.
Yakından bakıldığında bu insanın bir rahip ya da keşiş olduğu anlaşılır.Někteří z toho odvozují, že v té době byl už váženým knězem či biskupem.
MSL tensör bozunması ile yakından ilgilidir .Těkavost přímo souvisí s tenzí par.
Gençlik yıllarında dansla yakından ilgilendi.Již v mládí se zajímal o tanec.

İlgili Sayfalar