yakıcı ile cümle
yakıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bugün de dostları odur. Onlara can yakıcı azap vardır.He is their master today, and they will have a painful punishment.
Onlara, can yakıcı azap vardır.A grievous chastisement awaits them.
Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.He maketh whom He will to enter His mercy, and for evil-doers hath prepared a painful doom.
Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır.Theirs will be a painful doom.
İster istemez, bu yakıcı azabı tadacaksınız!” denir.(It will be said): 'Taste the punishment of burning'
Orada ne (yakıcı) güneş görürler, ne de dondurucu soğuk.They will not see therein any [burning] sun or [freezing] cold.
Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.They will not see therein any [burning] sun or [freezing] cold.
Ama birçok toplulukları da geçindireceğiz, sonra onlara can yakıcı bir azab vereceğiz" denildi.Your Lord will grant favors to other nations and then afflict them with a painful torment."
Kim yüz çevirirse, onu can yakıcı azaba uğratır.God will make whoever turns away suffer a painful torment.
Onun için dünyada bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.Their share in this world will be disgrace and on the Day of Judgment a burning torment.
Bu dünya hayatında onun için rezillik vardır. Diriliş gününde de ona yakıcı azabı tattırırız.Their share in this world will be disgrace and on the Day of Judgment a burning torment.
Çıkmazsanız Allah size can yakıcı azabla azabeder ve yerinize başka bir millet getirir.If you do not go forth, He will punish you sternly and replace you by other people.
Rab’leri onları yakıcı ateşin azabından korumuştur.Their Lord has saved them from the torment of the Fire,
Alev, bir dakika içerisinde yakıcı sıcaklığa ulaştı ve tüm yanıcı maddelerin yanmasına neden oldu.The blaze reached flashover within one minute, causing all combustible materials to burn.
Bir veya iki şaft üzerinde bir kompresör, yakıcı, türbin ve elektrik jeneratörü içermektedir.They comprise a compressor, combustor, turbine and electric generator on a single shaft or two.
Mart 2019'da motorda "temel art yakıcı" konfigürasyonu ile ilk test yapıldı. [1]In March 2019, first test with "basic afterburner" configuration was conducted on the engine.[3]
Motor, üç kademeli fanlardan, yedi eksenel kademeli düzenlemeden ve bir art yakıcıdan oluşur.The engine consists of three-staged fans, seven axial stage arrangement, and an afterburner.
Motor, art yakıcı ile maksimum 17.700 lbf (78,7 kN) itme kuvveti üretmektedir.Its engine produces a maximum of 17,700 lbf (78.7 kN) of thrust with afterburner.
MSR'nin bir diğer özelliği olasılıkla termal spektrumlu bir nükleer atık yakıcı olmasıdır.Another notable feature of the MSR is the possibility of a thermal spectrum nuclear waste-burner.
Sıklıkla, güneşin yakıcı etkisinden kaçmak için mağaralarda dinlenirler.Oft ruhen sie in Höhlen, um der Sonnenhitze zu entkommen.
'Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.' 9.Der himmel bricht! doch felt nuh mehr kein donnerschlag.
Firemaking: Yakıcılık.Gedicht: Combustion.
Yazları bazen çok yakıcı güneşi vardır.Im Sommer kommt es oft zu Wärmegewittern.
Artık iyice yakıcı olarak hissedilen Moğol istilasına karşı Macar halkı hazırlıksız yakalanmıştır.Die auf der Gemarkung von Offdilln befindliche Dillquelle ist aufwändig gefasst.
Yağ yakıcılarında yakıt olarak ağır ve hafif fuel oil (motorin) kullanılmaktadır.Als Treibstoff dient leichtes Heizöl.
Cinler, yeryüzüne yaklaştıklarında kendilerini yakıcı bir ışık karşılamaktadır.Cuando la Tierra está más cerca del Sol (perihelio), las mareas son más intensas.
Bu kombine akış yakıt ve oksitleyici ön yakıcılara gider.Luego este flujo combinado es dirigido a los prequemadores de combustible y de oxidante.
Firemaking: Yakıcılık.Метод утилизации пестицида: сжигание.
'Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.' 9.Утром мы посмотрели на небо и обнаружили, что совершили молитву не в сторону Киблы.
Beklemek ateşten daha yakıcıdır.الانتظار أشد من النار.
Yağ yakıcılarında yakıt olarak ağır ve hafif fuel oil (motorin) kullanılmaktadır.Esta família de motores utiliza óleo pesado como combustível.
Firemaking: Yakıcılık.Psic.: Teor. e Pesq. .
Soğuğun yakıcı özelliği ile de bağlantılıdır.Men spreekt ook wel van koude verbranding.
Can yakıcı mı?Це болісно?
Can yakıcı mı?Це боляче?
Cinler, yeryüzüne yaklaştıklarında kendilerini yakıcı bir ışık karşılamaktadır.Když srážkové pruhy dosahují až na zemský povrch – praecipitatio (srážka).
Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.' "A komu je přikázáno se do nich podívati, ten se nazývá Vidoucím."
Bakışın yakıcı gücü olduğu düşünülür.Hlediště prý bouřilo nadšením.
Hekatonheirler ve kykloplar Zeus'a minnettar kalırlar ve ona yakıcı şimşekleri ve ateşi hediye ederler.Ca rasplată, ciclopii i-au oferit lui Zeus ca arme fulgerul și tunetul.
Üzerinde yakıcı tüyleri bulunur.Niistä löytyi palanutta luuta.
Bakışın yakıcı gücü olduğu düşünülür.Umiddelbart fremgår det, at ansigtet er alvorligt forbrændt.
Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.' "Ahmad) ^ “Barangsiapa yang mendengar tentang Dajjal hendaklah ia menjauh darinya.
Cinler, yeryüzüne yaklaştıklarında kendilerini yakıcı bir ışık karşılamaktadır.Sehingga apabila orang-orang tersebut telah sampai ke padang pasir, maka mereka ditelan bumi.'
Bu bölgelere ek olarak yüksek bir Cennet ve yakıcı bir cehennem bulunur.本地である地蔵菩薩は地獄と浄土を往来出来るとされる。
Yakıcılığı olmadan cisimlere rahatlıkla dokunabilir.流石に直接触れられると平静ではいられなくなる。
Ayağın altındaki tüyler sıcak, yakıcı kumlarda yanmasını önler.脚掌上的长毛防止皮肤被炎热的沙子烫坏。
Yazları bazen çok yakıcı güneşi vardır.夏秋季常有熱帶氣旋來襲。
'Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.' 9.往者天下大亂,上下失序,明公用武攘之,十平其九。
Üzerinde yakıcı tüyleri bulunur.שזרקו עליהם אבנים מחימר שרוף.
Yazları bazen çok yakıcı güneşi vardır.בקיץ מתחוללות לעיתים סופות ברקים עזות.
OT-28 — alevatar (yakıcı) tank görevinde kullanıldı.ОТ-28 – Танк с огнехвъргачка.
'Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.' 9.I poče uzlaziti na nebo, a oblak ga je zaklonio i više ga nisu vidjeli.
Yakıcı cehennemde yaşayan kötü varlıklar.Õli täidab põlemisel tekkinud poorid.
3 yakıcı olup, solunum sistemine zarar verebilir.3 her er ikke farlige for menneskers sundhed. Anna kan drage et lettelsens suk, selv om det lugter fælt.
3 yakıcı olup, solunum sistemine zarar verebilir.3 jedke in lahko poškodujejo dihalne poti.
3 yakıcı olup, solunum sistemine zarar verebilir.Anna suunnittelee viettävänsä Johanin kanssa päivän maaseudulla.
3 yakıcı olup, solunum sistemine zarar verebilir.Dar ce miroase aşa?
3 yakıcı olup, solunum sistemine zarar verebilir.Een tractor sproeit vloeibare mest over een veld vlakbij.
3 yakıcı olup, solunum sistemine zarar verebilir.Mais quelle est cette odeur ?
3 yakıcı olup, solunum sistemine zarar verebilir.Traktor postrekuje hnojovicou neďaleké pole.