O zamanlar buna tamamen hazırdım , bana yabancı bir durum degildi.Dengang var jeg helt forberedt på det – det var ikke noget, der lå mig fjernt.
Nubya gibi yabancı toprakların fethi, ülke dışında sürekli bir garnizon tutmayı gerektirmiştir.Erobring av fremmed territorium som Nubia, krevde en permanent styrke som garnison i utlandet.
Yakup beraberindekilere, "Yabancı ilahlarınızı atın" dedi, "Kendinizi arındırıp giysilerinizi değiştirin.Jakob ber huset sitt «få bort de fremmede gudene som finnes hos dere, rens dere og skift klær!».
"Ben bir yabancıyım.«En fremmed fugl».
Fakat geri döndüğü sırada orada başka bir yabancı adam daha görür.Når hun kommer ut igjen står en stor mann der.
İfade pek yabancı değil, değil mi?Uttrykket er ikke sjelden ekspressivt.
Teşekkürü yabancı birisine edersiniz.Lykke-Per i det Fremmede.
Madalya, yabancı askerlere verilmezdi.Medaljen ble også tildelt utenlandske soldater.
Bir PK başka bir tabloya taşındığında, diğer tabloda bir yabancı anahtar haline gelir.Når en PN migrerer til en annen tabell, blir den en fremmednøkkel i den andre tabellen.
Türkiye'de de 1970'lerden itibaren yabancı dilde eğitim veren okullarda okutulmuştur.Tyrkisk som undervisningsspråk var forbudt allerede på 70-tallet.
Yasama meclisinin ve kabinenin her ikisinde de yabancılar hakim durumdaydı.Både lovgivende forsamling og kabinett ble dominert av fremmede.
İkimiz de yalnız ve yabancıydık.Harry har bestandig vært isolert og alene.
İzlanda, savaş esnasında, yabancı bankaların hesaplarında hatırı sayılır miktarda para biriktirdi.Island blomstret i løpet av den andre verdenskrig og samlet betydelige valutareserver i utenlandske banker.
Burada bir yabancıdır ve annesini ziyaret için dönmek ister.Så forlater den fremmede, og mor kommer tilbake.
Yabancılara hoşgörüyle davranabilir.Den kan være litt mistenksom overfor fremmede.
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.Utenlandske observatører beskrev valget som lite fritt og rettferdig.
Dört yabancı dil bilmektedir.Andre fremmedspråk kommer i tillegg.
İlk üyeleri yabancı para işlemi yapan tüccarlar olmuştur.Men de var ikke de første som fungerte som finansielle mellommenn.
Ve bir yabancı olan Murtagh onlara yardım eder ama Brom ağır şekilde yaralanır.De kommer inn i en hard kamp og blir tilslutt reddet av Murtagh, men Brom fikk alvorlige skader og døde.
Her iki durumda da, Putperestlerin kurban ettiği yabancı tanrılarla ilgili olarak.Kanskje er det egentlig Frøya de to gudene slåss om?
Yabancı komşuları Yupiklerdir.Nabolandet Borduria er erkefienden.
Divan üyeleri ve yabancı elçiler burada karşılanırdı.Ekstraordinære medlemmer og æresmedlemmer kommer i tillegg.
İngilizce 2. yabancı dil olarak öğretilmektedir.Fremmedspråk foruten engelsk omtales som 2. fremmedspråk.
Tüm sancaklar sadece Cumhurbaşkanına ve yabancı Devlet Başkanlarına selam durur.Øverste klasse tildeles vanligvis bare republikkens president og utenlandske statsoverhoder.
Yabancı öğrenci oranı %15.5'dir.Andelen kvinnelige studenter var 51,6 prosent.
1990'lı yıllardan beri, kentte yabancı yatırımların artmaya başladığı görülmektedir.Fra begynnelsen av 1990-tallet har Springer utvidet aktivitetene i utlandet.
Marx yabancılaşmanın kapitalizmin sistematik bir sonucu olduğunu öngörmektedir.Marx beskriver altså kapitalismens utvikling som progressiv.
Hükûmet yabancıların ülkeye girişini sınırlandırmıştır.Ordenens kjede er tildelt fremmede lands statsoverhoder.
Nerima'da bulunan Japon öğrenciler, Matsudo'da bulunan ise yabancı öğrencilerin konaklaması içindir.Universitetet har to internater: en for japanske studenter i Nerima og en for utvekslingsstudenter i Matsudo.
Bir diğer eleştirilen konu ise yabancı transferlerindeki problemlerdi.Forholdet til utlandet var et av problemene som blei reist.
Bu devletlerin bazılarının başında ise, yabancı hanedanlar hüküm sürmekteydi.Der var uro i noen av de ytre provinsene under hans styre.
Bu çalışma sayısız konuyu içeriyordu;yabancılaşmış emek de dahil.Artikkelen inkluderte langt mer betenkelige kommentarer, blant annet om sønnen og utlendinger.
Terim, bu başarıdan sonra birçok yabancı kulübün dikkatini çekti.Suksessen førte også til oppmerksomhet fra større utenlandske klubber.
Üniversite seçmeli olarak ikinci yabancı dil olanağı sunmaktadır.Elevene kan i stor grad selv velge 2. fremmedspråk.
Anne: “Anne, o sadece bir yabancı” ha?10: «gussie, en fremmed som kommer på besøk».
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.Befolkningen er ikke vant til utlendinger.
Bunun yanı sıra bazı yabancı ülke TV yayınları da seyredilebilmektedir.Flere av dem er vist på utenlandske TV-stasjoner.
Uzak ve yabancı ülkelerin efsanelerinden yararlanırlar.Den kan tildeles både latviske og utenlandske statsborgere.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Den er ofte svært mistenksom overfor fremmede og vil normalt bli en god vakthund.
Tam olarak kendimi yabancı gibi hissetmedim ama bir şekilde onun dışındaydım."«Noen ganger følte jeg meg diskriminert, men det gjør meg ikke sint.
People's Daily, onu, modern Çin'i şekillendiren 50 yabancı arasında gösterdi.People's Daily mengelompokkannya sebagai salah satu dari 50 orang asing yang telah membentuk Tiongkok modern.
Yerli ve yabancı el yazmaları arzusunun büyük bir kısmı 15. yüzyılda geldi.Sebagian besar permintaan manuskrip lokal dan asing muncul pada abad ke-15.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.37% orang asing berasal dari negara-negara Uni Eropa.
Anafilaksi vücudun neredeyse her türlü yabancı maddeye karşı tepkisinden kaynaklanabilir.Anafilaksis dapat disebabkan oleh respons tubuh terhadap hampir semua senyawa asing.
Veritabanı, U.S. BGN tarafından onaylanan yabancı yer-adı kararlarının resmi deposudur.Database itu merupakan tempat resmi keputusan tempat-nama asing yang disetujui oleh BGN Amerika Serikat.
Eski Mısırlılar ender olarak komşularıyla ticari ilişkilere girdiler, yabancı mallar Mısır'da pek bulunmazdı.Orang Mesir kuno berdagang dengan negeri-negeri tetangga untuk memperoleh barang yang tidak ada di Mesir.
Yabancı (Fransızca: L'Étranger), Albert Camus'nün edebiyat alanında en önemli yapıtıdır.L’Étranger (Bahasa Prancis: “Orang Asing” adalah sebuah karya sastra berbentuk roman karangan Albert Camus.
Kendinden olmayanlar ise yabancı moleküller olarak tanımlanabilir.Sebaliknya, molekul non-self adalah yang dianggap sebagai molekul asing.
Teşekkürü yabancı birisine edersiniz.Dia adalah orang asing bagi Anda.
Sabaha doğru evden bir yabancı gibi çıkar.Pagi-pagi sekali mereka keluar untuk Pindapatta dari rumah ke rumah.
Düşmanlarının çoğu, robota nefret eden insanlar, çılgına dönmüş robotlar ya da yabancı işgalcilerdir.Kebanyakan musuh Astro adalah robot-robot yang tak senang pada manusia, robot yang marah, dan serangan alien.
Gelişmekte olan ülkelerle kurulan güçlü ilişkiler sayesinde, ülkeye çok sayıda yabancı öğrenci gelmişti.Hongaria membangun hubungan yang baik dengan negara-negara berkembang dan banyak mahasiswa asing tiba.
İkimiz de yalnız ve yabancıydık.Mereka berdua sangat erat dan selalu bersama.
Kişi yurtdışında yaşıyorsa veya yabancı ise dışişlerine başvurmak gerekir.Setiap orang yang akan berangkat ke luar negeri atau untuk memasuki negara lain wajib memiliki Paspor.
247 farklı dilden oluşan yabancı seçki ise tüm kütüphanenin %29'luk bölümünü oluşturmaktadır.Item dengan 247 bahasa berbeda menyumbang sekitar 29 persen dari koleksi.
Beş Yunan filmiyse Yabancı Dilde En İyi Film Akademi Ödülü'ne aday gösterildi.Lima film Yunani meraih nominasi pada Academy Award untuk Film Berbahasa Asing Terbaik.
Bu kez de Türkiye'de kendisini yabancı gibi hisseder.Saat ini ia bekerja sebagai seorang model di Turki.
Almanya'ya getirilen 5 milyon yabancı çalışanın yaklaşık 200.000'i gönüllü idi.Hampir 250 orang sukarelawan Tentara Penyelamat datang ke Prancis.
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.Para pengamat internasional menyatakan pemilu bebas dan adil.
Pogromlar bu topluluk için yabancı değildir.Jadi, merantau bukan hal asing bagi warga di padukuhan ini.