Biraz yabancı dil öğrendim.Πολλοί άνθρωποι μιλούν μια ξένη γλώσσα.
Bu dönemde Fenerbahçe'nin ilk yabancı antrenörünü getirdi.Είναι η πρώτη επίσημη επίσκεψη του Ποντίφικα στο εξωτερικό.
Yine son zamanlarda Hırvatistan hükümeti yabancı işçilere koyduğu kotayı %40 artırmak için baskı görmektedir.Η κυβέρνηση απαγορεύει σε αλλοδαπούς να κατέχουν περισσότερο από το 49% οποιασδήποτε επιχείρησης.
Burada bir yabancıdır ve annesini ziyaret için dönmek ister.Έχει όμως έναν καημό, να ξαναβρεί τη μητέρα του.
Yerli ve yabancı sinema filmlerinin senaryolarını Türkçe ve Yunanca'ya çevirdi.Ο ελληνικός κινηματογράφος περιλαμβάνει ταινίες γυρισμένες στην Ελλάδα, από Έλληνες ή ξένους σκηνοθέτες.
Terör örgütünü destekleyen yabancı devletlerin o topraklar üzerindeki çıkarlarına da değindi.Ακόμα και τα τμήματα της οργάνωσης στο εξωτερικό υπηρέτησαν αυτούς τους τρόπους.
Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir.Προσελκύει κάθε χρόνο εκατοντάδες χιλιάδες τουρίστες από το εσωτερικό και το εξωτερικό.
Yabancı dilleri severim.Μου αρέσουν οι ξένες γλώσσες.
Yabancı dilleri severim.Οι ξένες γλώσσες μου αρέσουν.
Yabancılara güvenme.Μην εμπιστεύεσαι τους ξένους.
Yabancılara güvenmiyoruz.Δεν εμπιστευόμαστε τους ξένους.
Yabancılara güvenmiyorum.Δεν εμπιστεύομαι τους ξένους.
Buralarda yabancılara güvenmiyoruz.Εδώ γύρω δεν εμπιστευόμαστε τους ξένους.
Daland denizden yabancı ile birlikte gelir.Daland kommer med den fremmede.
Yabancı ve Senta birbirlerine hiç sessizce bakakalmışlardır.Denne og Senta stirrer på hinanden i tavshed.
Wehrmacht Yabancı Gönüllüleri 1941-45.Foreign Volunteers of the Wehrmacht 1941-45.
Kendi havaalanı yoktur, bu nedenle yabancı ziyaretçiler Kolombo havaalanını kullanmaktadırlar.Tamil Eelam har ikke sin egen lufthavn, og udenlandske besøgende er nødt til at rejse via Colombos lufthavn.
Teşekkürü yabancı birisine edersiniz.Man bliver fremmedgjort.
Akademi birçok yabancı üyeyi de barındırır.Akademiet indvælger også udenlandske medlemmer.
Yasama meclisinin ve kabinenin her ikisinde de yabancılar hakim durumdaydı.Både lovgivende forsamling og kabinet blev domineret af fremmede.
Hiçbir Avrupa ülkesinde yasadışı yabancıların doğan çocuklarına otomatik olarak vatandaşlık verilmemektedir.Børn af udlændinge får ikke automatisk finsk statsborgerskab.
Helsinki Finlandiya'nın en fazla yabancı nüfus oranına sahip şehridir.Det gør Luxembourg til det land i EU med det højeste antal bosiddende udlændinge.
2004'te Almanya'nın en iyi oyuncusu seçilen Ailton, bu unvana ulaşan ilk yabancı futbolcu oldu.Han blev i 2004 kåret til Årets fodboldspiller i Tyskland som den første udenlandske spiller nogensinde.
Yabancı girer, anneyle selamlaşır, çocuğa yaklaşır.En fremmed person kommer ind i lokalet, taler med forælderen, og nærmer sig så barnet.
İfade pek yabancı değil, değil mi?Argumentet fordrer ikke nogen speciel sproglig form.
Walt Michael’ı hala bir yabancı olarak görmektedir.Thomas Muster bliver også betragtet som en fremgangsrig grusspiller.
Kadınlar, çocuklar, yabancılar ve esirler vatandaş sayılmazdı.Kvinder, børn, slaver og fremmede metoiker var ekskluderet.
"Türkiye'de Oynamış En Ünlü Yabancı Kaleciler".Bedste kasteresultater af en udenlandsk spiller i Sri Lanka.
Gorbaçov'un ziyareti yüzünden çok sayıda yabancı medya mensubu Çin'de bulunuyordu.På grund af Mikhail Gorbatjovs besøg i maj var den udenlandske presse til stede i Kina i stort tal.
Aynı şekilde birçok yabancı firmanın temsilcileri de burada bulunur.Der befinder der sig også flere afdelinger af hollandske firmaer.
İkimiz de yalnız ve yabancıydık.Den er enskornet og homogen.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Særligt er forslag om at sælge til udenlandske købere meget upopulært.
Ayrıca Londra ve Edinburgh'dan sonra yabancılar tarafından en çok ziyaret edilen üçüncü şehirdir.Manchester er den tredje mest besøgte by i Storbritannien efter London og Edinburgh.
Ama yabancı bir ülkede olduğumuz için onlar tarafından sınırlandığımızı hissetmedik."Ham kender jeg ikke, berettes dog, at han paa fremmede Pladser skal være i Farten."
Bu dönemde yaklaşık 10.000 yabancı gönüllü bulunuyordu.På dette tidspunkt var der stadig omkring 10.000 udenlandske frivillige som gjorde tjeneste i Spanien.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Sandfolket er meget aggressivt overfor fremmede.
Bölgenin kendine özgü doğası ve kültürel yapısı, çok sayıda yerli ve yabancı turisti çekmektedir.Rügens specielle natur- og kulturlandskab tiltrækker mange turister.
1992–1993 yılları arasında İngiltere'de yabancı dil ve kamu yönetimi eğitimi aldı.Fra 1972 til 1993 uddannede man også sprogofficerer i polsk.
İleri, Yabancı boyunduruğuna karşı!Til fods i fremmede landskaber.
Yabancı dil öğretiminde başarılı bir okuldur.Har en særligt status som fremmedsprog i uddannelsessystemet.
Fransa'da En iyi yabancı film dalında César Ödülü'nü kazandı.Den vandt en César Award i Frankrig for bedste udenlandske film.
Yabancı filmler alanında ön elemeleri geçerek aday olmuştur.For udenlandske film er originaltitlen også vist.
Yaklaşık 1.3 milyon yabancı turist her yıl Jamaika'yı ziyaret eder.Omkring 1,2 millioner turister besøger hvert år Malta.
Ayrıca Yabancı Dil Nasıl Öğrenilir isimli popüler kitabın yazarıdır.Derudover var han en flittig oversætter af kendte udenlandske forfatteres værker, bl.a.
Britanyalı ve Yabancı Şövalyelik Nişanları.Fremmede statsoverhoveder og medlemmer af udenlandske kongehuse.
Yabancı Durum Testleri’ndeki davranışlarına göre çocuklar üç sınıfa ayrılırlar.I andet afsnit ud af de fire, testede man eleverne i matematik.
Ayrıca üniversitede 33 ülkeden 500 kadar yabancı öğrenci de eğitim görmektedir.Desuden kommer eleverne fra 59 forskellige lande og har 33 forskellige modersmål i alt.
Yabancı uyrukluların otomobilleri de hususi otomobillerden alınan vergilere tabıydı.Bilafgifter er en fælles betegnelse for de afgifter, som personbiler belægges.
Ülkede en popüler yabancı diller Rusça ve İngilizce'dir.De mest talte sprog i byen er russisk og kasakhisk.
İzlanda, savaş esnasında, yabancı bankaların hesaplarında hatırı sayılır miktarda para biriktirdi.Island blomstrede i løbet af 2. verdenskrig og samlede betydelige valutareserver i udenlandske banker.
Yabancı misafirlerine karşı çok misafirperver bir halka sahiptir.Landet har en stor import af gæstearbejdere.
İngiltere, Azerbaycan'daki en büyük yabancı yatırımcıdır.USA er landets største udenlandske investor.
Aynı zamanda birçok çeşitli yabancı etki benimsemiştir.Han bar desuden en lang række udenlandske ordener.
Bu arada şatoya bir Yabancı Prenses'de misafir olarak gelmiştir.I øjeblikket huser slottet en udstilling om prinsessen.
Osmanlı ekonomisi ve maliyesi büyük ölçüde yabancıların denetimine girdi.Jordegods og bispesæder kom under fremmed kontrol.
Bunun üzerine boğazlar tüm yabancı gemilere kapatılmıştır.Efter dette blev alle danske stræder spærret for engelske skibe.
Yabancı (İng.Fremmed danser (fremmed).
Karar filmin yabancı oyuncuları dahil tüm ekip içinde sevinçle karşılandı.Spillet blev godt modtaget, også af fans af filmen.
Bu dönemde gerek KKTC vatandaşları, gerekse yabancılar bölgeden taşınmaz mal satın aldı.Her kunne udlændinge med fremmed valuta købe varer, der ellers ikke kunne anskaffes i DDR for østmark.
Pasaport, yabancı ülkelere gidecek olanlara yetkili kuruluşça verilen belgedir.En arbejdstilladelse er en tilladelse der gives til statsborgere der skal arbejde i et fremmed land.