O, yabancılardan utanır.She is shy of strangers.
O, bana tamamen yabancıdır.She is an utter stranger to me.
Yabancılarla birlikte nadiren rahattır.She is seldom at ease with strangers.
O, ebeveynlerinin isteklerine karşı çıktı ve yabancı ile evlendi.She went against her parent's wishes, and married the foreigner.
Yabancıların girmesine izin verilmez.No outsiders are allowed to enter.
Anlıyor musun? Bir yabancı dil öğrenmelisin.You see? You must study a foreign language.
Eğer kitapların listesi çok uzunsa lütfen bütün yabancı kitapları dışarıda bırak.If the list of books is too long, please leave out all foreign books.
Her yıl bir sürü yabancı Japonya'yı ziyaret eder.A lot of foreigners visit Japan every year.
Yuko bir yabancı ile asla konuşmadı.Yuko has never spoken with a foreigner.
Yabancı öğrenciler bu klübe girebilirler mi?Can foreign students be in the club?
Yabancı pirinç sert ve tatsızdır ve de Japon damak tadına hitap etmez.Foreign rice is hard and tasteless, and doesn't appeal to the Japanese palate.
Yabancı insanlar eğlenceli.Foreign people are amusing.
Yabancılar beni şaşırtır.Foreigners astound me.
O, yabancı bir araba almak için çok çalıştı.In order to buy a foreign car, he worked very hard.
O yabancı bir araba alabilmek için çok çalıştı.He worked very hard so he could buy a foreign car.
Onun yabancı bir arabası var.He has a foreign car.
Otobüste bir yabancı benimle konuştu.A stranger spoke to me on the bus.
Ben yabancı filmleri izlemek için sinemaya gitmek isterim.I like to go to the movies to see foreign films.
Yabancı bir biran var mı?Do you have a foreign beer?
Yabancı bir dil öğrenmek kolaydır.It is easy to learn a foreign language.
Japonya'da bulamayacağın cinsten onun yabancı kitapları var.He has foreign books of a kind you can't find in Japan.
Yabancı bir dil öğrenmek eğlencelidir.It's fun to learn a foreign language.
Anlıyor musun? Sen bir yabancı dil öğrenmek zorundasın.Get it? You've got to study a foreign language.
Yabancı dildeki bir şiiri çevirmek kolay değildir.It's not easy to translate a poem in a foreign language.
Tam yabancı dillerden söz ederken, Fransızca konuşur musun?Speaking of foreign languages, do you speak French?
Yabancı dillerde argo kelimeler öğrenmek eğlencelidir.It's fun to learn slang words in foreign languages.
Yabancı bir dili iyi konuşmak zaman alır.It takes time to speak a foreign language well.
Şu şirket bir yabancı tarafından yönetilmektedir.That company is managed by a foreigner.
Bana sanki bir yabancıymışım gibi davranıyor.He treats me as if I were a stranger.
Bu mağaza her türlü yabancı dil dergilerine sahiptir.This shop has all kinds of foreign-language magazines.
Japonya'yı her yıl binlerce yabancı ziyaret eder.Thousands of foreigners visit Japan each year.
Evin önünde bir yabancı var.There is a stranger in front of the house.
Yabancı bir dil öğrenmek ilginçtir.Learning a foreign language is interesting.
Bir yabancı, sadece sizin henüz tanışmadığınız bir arkadaştır.A stranger is a friend you just haven't met yet.
Tom iki yabancı dil konuşur.Tom speaks two foreign languages.
Bu gece yabancı bir film izleyeceğiz.We're going to see a foreign film tonight.
Yabancı ülkeler güzel bir mimariye sahip.Foreign countries have beautiful architecture.
Yabancı dilleri öğrenmek zor olabilir.Foreign languages can be hard to learn.
Bir yabancı dili öğrenmek istiyorsan mümkün olduğu kadar çok çalışmalısın.If you want to master a foreign language, you must study as much as possible.
Cidden, bir yabancı olmayın.Seriously, don't be a stranger.
Tonlama herkesin bildiği gibi yabancı dilin kazanması zor bir parçasıdır.Intonation is a notoriously difficult part of a foreign language to acquire.
Yabancı diller bilmek önemlidir.It's important to know foreign languages.
Bir yabancı dili öğrenmek için en önemli kitap, doğal olarak, bir sözlüktür.The most important book to learn a foreign language is, naturally, a dictionary.
Ben bir yabancıyım.I am a foreigner.
Ben yabancıyım.I am a foreigner.
Bir yabancı dil öğrenmek gerçekten ilginç ve zevkli.Learning a foreign language is truly interesting and enjoyable.
Yabancı yatırımcılar, Amerika'daki paralarını geri çektiler.Foreign investors withdrew their money from America.
O, yabancı ülkelerde dolaştı.She has traveled in foreign countries.
Hadi biz yabancıymışız gibi rol yapalım.Let's act like we're foreigners.
Japon halkı, birçok yabancı ülkelerin çok hızlı yardımlarını takdir ediyor.The Japanese people appreciate very much the prompt assistance of many foreign countries.
Ben bir yabancıyım ve Çek dilini çok iyi bilmiyorum. Lütfen yavaş konuşun.I'm a foreigner and I don't know Czech very well. Please, speak slowly.
Yabancı mısın? Nerelisiniz?A foreigner? And where are you from?
Brezilya'da yabancı gibi muamele ediliyorum.I'm treated as a foreigner in Brazil.
Onları severim, yabancı dilleri.I like them, foreign languages.
Yabancı dilleri severim.I like them, foreign languages.
Yabancı bir arazi yok; yalnızca yabancı olan seyyah budur.There is no foreign land; it is the traveller only that is foreign.
Bir yabancı dil eğitimi zordur.Studying a foreign language is difficult.
Bir yabancı dil okumak zordur.Studying a foreign language is difficult.
Herhangi bir yabancı dil öğreniyor musun?Do you study any foreign language?
Bir yerli gibi yabancı bir dili konuşmayı gerçekten öğrenebilir miyiz?Can we really learn to speak a foreign language like a native?