Ana içeriğe geç
Sözlük

yabancı ile cümle

yabancı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Yabancılardan şeker kabul etmemelisiniz.You shouldn't accept candy from strangers.
Bir yabancı geldi ve bana hastaneye giden yolu sordu.A stranger came up and asked me the way to the hospital.
Bir yabancı beni kolumdan yakaladı.A stranger seized me by the arm.
Tom yabancılara havlaması için köpeğini eğitti.Tom trained his dog to bark at strangers.
Çin'de doğrudan yabancı yatırımlar geçen yıl 3 milyar dolar tutarındaydı.Foreign direct investments in China amounted to $3 billion last year.
Seyircilerin hepsi yabancıydı.The audience were all foreigners.
Sükut altındır ama bir yabancı dil öğrenmeye çalışırken değil.Silence is golden, but not when trying to learn a foreign language.
Köylü insanlar genelde yabancılardan korkar.Country people are often afraid of strangers.
Köy insanları geleneksel olarak yabancılardan kuşkulanırlar.Country people are traditionally suspicious of strangers.
Telefondaki ses bana yabancıydı.The voice on the phone was unfamiliar to me.
Okul olanaklarımız yabancı öğrenciler için yetersizdir.Our school facilities are inadequate for foreign students.
Japon olanları bir yana bırak, onun çok sayıda yabancı pulları var.He has many foreign stamps, not to mention Japanese ones.
Japonya petrolde yabancı ülkelere bağımlıdır.Japan depends on foreign countries for oil.
Japonya birçok yabancı ülkeyle ticaret yapar.Japan trades with many foreign countries.
Japonya yabancı ülkelere büyük miktarda araba ihraç eder.Japan exports a great number of cars to foreign countries.
Japonya'yı ziyaret eden her yabancı, burada fiyatların çok yüksek olduğunu söylüyor.Every foreigner who visits Japan says that prices here are too high.
Yabancıların Japonca öğrenmesi zordur.It is hard for foreigners to learn Japanese.
Bazı Japonlar ülkelerinin yabancıların gözünde nasıl göründüğü hakkında endişeli.Some Japanese are concerned about how their country looks in the eyes of foreigners.
O, yabancı misafirleri eğlendirmekten sorumludur.He is in charge of entertaining the foreign guests.
Halası olduğunu düşündüğü kadın bir yabancıydı.The woman who he thought was his aunt was a stranger.
Babasının yabancı bir ülkede öldüğünü söyleniyor.It is said that his father died in a foreign country.
Aksanı onun bir yabancı olduğunu göstermektedir.His accent suggests he is a foreigner.
Onun işi yabancı alıcılarla görüşmek.His job is to negotiate with foreign buyers.
Ben onun babası olduğunu düşündüğüm adam tam bir yabancı olduğunu kanıtladı.The man who I thought was his father proved to be a perfect stranger.
Burada bir yabancı gibi davranıyor.He pretends that he's a stranger here.
Bir yabancı ile otel odasını paylaşmak zorunda kaldı.He had to share the hotel room with a stranger.
Tam bir yabancıydı.He was an utter stranger.
O tam olarak bir yabancı değildi.He wasn't exactly a stranger.
O sık sık yabancı ülkelere seyahat eder.He often travels to foreign countries.
O, benim için tamamen bir yabancıdır.He is an utter stranger to me.
İngilizcenin dışında yabancı dil bilmez.He knows no foreign language except English.
O, bir yabancı dili öğrenmede hızlıdır.He is quick at learning a foreign language.
O yabancı bir araba satın alma amacı için çok çalıştı.He worked hard for the purpose of buying a foreign car.
O bir yabancı, ve yabancı gibi davranılmalı.He is a foreigner, and ought to be treated as such.
O bir yabancıydı ve bir yabancı gibi davranıldı.He was a foreigner and was treated as such.
O bir sürü yabancı pullara sahipti.He has a lot of foreign stamps.
O birçok yabancı pula sahipti.He has a lot of foreign stamps.
O yabancı bir araba almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy a foreign-made car.
O yabancılarla konuşmaya alışkındır.He is used to talking to foreigners.
O bana hiç yabancı değil.He is no stranger to me.
Yabancı bir kadını annesi olarak kabul edemedi.He could not accept a strange woman as his mother.
O benim için tam bir yabancıdır.He is a complete stranger to me.
Bana sanki bir yabancıymışım gibi davrandı.He treats me as if I am a stranger.
O, bana tamamen yabancı.He is a total stranger to me.
Onun yabancı işçilerin çalıştırılmasıyla ilgili çok sayıda fikirleri vardır.He has a lot of ideas about running foreign workers.
O bir yabancı ile konuşmak için cesaretini topladı.He mustered up his courage to talk to a foreigner.
Onların fikirleri bizim için tamamen yabancı görünüyor.Their ideas seem totally alien to us.
Onların düşünceleri bize tamamen yabancı görünüyor.Their ideas seem totally alien to us.
Onlar onu bir yabancı olarak damgaladılar.They branded him as a liar.
Üç yabancı dil konuşabilir.She can speak three foreign languages.
O, bana karşı tamamen yabancı.She is a total stranger to me.
Yabancıya kuşkuyla baktı.She eyed the stranger suspiciously.
O İngilizceyi yabancı aksanıyla konuşur.She speaks English with a foreign accent.
O bir yabancı idi ve bu şekilde tedavi edildi.She was a foreigner and was treated as such.
O bir yabancı ile evli.She is married to a foreigner.
O, bir yabancıyla evli.She is married to a foreigner.
O bana yabancı değil.She is no stranger to me.
O bir yabancı ile konuşmaya başladı.She started talking with a stranger.
O şimdi bana tamamen yabancıdır.She is now an utter stranger to me.
O, yabancı dil yeteneğinden faydalanabileceği bir iş arıyor.She is looking for a job where she can make use of her foreign language ability.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod