Yabancılara karşı mesafelidir.Powściągliwy w stosunku do obcych.
A- Ülkenin bölünmez butünlüğü: Ülkenin herhangi bir parçası yabancı bir devlete verilemez.Wybrane artykuły: Why a World State is Unnecessary.
Teşekkürü yabancı birisine edersiniz.Może być nadawany również obcokrajowcom.
Birincisi, bakteriler ortamlarıdaki yabancı DNA'yı içlerine alabilirler, buna transformasyon denir.Po pierwsze bakterie mogą pobrać dany gen z środowiska w procesie nazywanym transformacją.
Ama kuşaktan kuşağa Levantenler azaldı, yabancılar ülkelerine döndüler.Wybuchają zamieszki, cudzoziemcy powracają do domów.
Hükümet binaları ve yabancı elçilikler ayrıca bu yeni kısımda bulunmaktaydı.Siedziba rządu i ambasad znajduje się również w nowej części miasta.
Kalıcı yerleşimi olan yabancılar (geçici göçmen işçiler dışında) nüfusun % 23'ünü oluşturur.Głównym źródłem utrzymania mieszkańców jest praca najemna poza rolnictwem (32%).
İkimiz de yalnız ve yabancıydık.Była niezamężna i bezdzietna.
Şalva Vardidze dokuz yabancı dil biliyordu.Posługiwała się dziewięcioma językami obcymi.
Kimi tahminlere göre kentte kayıtsız 50.000 kadarlık bir Asyalı yabancı işçi nüfusu yer almaktadır.Ocenia się, że w mieście żyje około 50 tys. niezarejestrowanych zagranicznych robotników.
Tam olarak kendimi yabancı gibi hissetmedim ama bir şekilde onun dışındaydım."Nie starałam się, by być modelką, po prostu w pewien sposób się nią stałam”.
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.Również zagraniczni obserwatorzy w swoim raporcie nie uznali wyborów za wolne i sprawiedliwe.
Dergi her hafta yerli ve yabancı şarkıların listesini yayınlamıştır.Czasopismo wychodziło raz w tygodniu, zamieszczając wiadomości krajowe i zagraniczne.
Bu ifadenin "yabancı ülkenin yöneticisi" anlamına geldiği belirtilmelidir.Dlatego też słowo to może odnosić się do "kraju obcego".
Yabancılardan korkmuyor ve çok güçlü bir kız.Nie ufa obcym i jest bardzo ostrożna.
Kendine ve başkalarına yabancılaşmanın tadını çıkarır. ^ Gündoğmuş, Bülent.Dzięki swoim zasługom i cechom charakteru był lubiany przez swoich i obcych.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.Nie wszyscy też są dla siebie obcy.
Lenin, dünyada eserleri yabancı dile en fazla tercüme edilen kişidir.Etienne) ze względu na łatwiejszą wymowę dla cudzoziemców.
1980'de Yabancı Sermaye Kurulu Başkanı oldu.W 1980 został nominowany na ministra spraw zagranicznych.
Britanyalı ve Yabancı Şövalyelik Nişanları.Królowie strzelców polskiej ekstraklasy. .
Bazı makaleleri yabancı dergilerde yayımlandı.Część z nich opublikowana została również w czasopismach zagranicznych.
2011-2012 eğitim-öğretim yılında Yabancı Diller Hazırlık Okulu faaliyete girdi.W latach 2011–2015 siedzibę z WSZiNS dzieliło Nauczycielskie Kolegium Języków Obcych w Tychach.
Dava ulusal ve yabancı basında geniş yankı buldu.Publikuje na łamach prasy krajowej i zagranicznej.
Katanga bakır madenlerini devletleştirerek ve yabancı sermayeyi teşvik ederek ekonomiyi canlandırmaya çalıştı.Znacjonalizował kopalnie miedzi w Katandze oraz zachęcał do inwestycji zagranicznych inwestorów.
Eşi kendisine bir yabancı gibi davransa da Kim, eşine hala deliler gibi aşıktır.Trwa nawet, gdy ukochanej osobie wydaje się, że jesteś jej obcy.
1958'de Amerikan Sanat ve Bilim Akademisinin Yabancı Onursal Üyesi seçildi.W 1958 został wybrany honorowym członkiem zagranicznym Amerykańskiej Akademii Sztuki i Nauki.
Yabancı Durum Testleri’ndeki davranışlarına göre çocuklar üç sınıfa ayrılırlar.Po zbadaniu poziomu umysłowego podzielono dzieci na cztery klasy.
Prens, bu hırslı ve güzel Yabancı Prenses'le ilgilenmeye başlar.Wciąż czeka na całusa od pięknej księżniczki.
Çünkü yabancılarla ilişki yaşamak yasak.Przystąpiono do negocjacji z Obcymi.
Yabancı paralı askerler de bulunduruluyordu.Najmowano także wojska cudzoziemskie.
Ülkede en popüler yabancı diller Rusça ve İngilizce'dir.Najbardziej popularnym językiem wśród imigrantów jest arabski i rumuński.
Yabancılar karmasının kaptanlığını yaptı.Pozyskał sojuszników do działalności harcerskiej.
Halen çok sayıda yabancı yayınevinden teklif almaktadır .Niektóre firmy audytów zewnętrznych są obligatoryjne.
İkinci yabancı dil eğitimi iki yıl sürmektedir.Drugi etap edukacji prawniczej obejmuje dwuletnią aplikację.
Fakat yabancı bir gün Jane'i terk edip bir daha geri dönmemiştir.Pewnego dnia mąż jej oświadcza Nigdy nie opuścisz Iranu!
Yabancı etmen, hareketli istasyonun yerleşik etmeni ile iletişim kurarak, yerini hareketli host'a bildirir.Wystrój stacji, zgodnie z jej nazwą, nawiązywać ma do ruchu robotniczego.
Yalancı Yabancı adlı bir TV filminde oyunculuk denemesi yaptı.Wystąpiła gościnnie w filmie Dziewczyna z ekstraklasy.
Daland yabancı kaptanı ziyaret eder.Daland wdaje się w rozmowę z tajemniczym żeglarzem.
99,775 adet kayıtlı yabancı vardır.Klub ma 97745 zarejestrowanych stałych członków.
Gelen bir yabancı istasyon bu paketi arar.Na dworcu znajduje się tablica upamiętniająca to wydarzenie.
Wehrmacht Yabancı Gönüllüleri 1941-45.Zbrodnie Wehrmachtu 1941-1944”.
Yabancı Jon Polito ...Ojciec Xi Jinpinga.
Ülkedeki yabancılar genellikle Fransız veya İtalyan'dır.Najczęściej używane są francuskie, włoskie i niemieckie.
2. yabancı dil olarak Almanca dersi verilmektedir.Jako język wykładowy wprowadzono język niemiecki.
O yabancı ülkelerde seyahat etti.Podróżowała za granicę.
Okul olanaklarımız yabancı öğrenciler için yetersizdir.Możliwości naszej szkoły są niewystarczające dla zagranicznych studentów.
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.Utländska observatörer godkände valet som fritt och rättvist.
"Ben bir yabancıyım.Jag är själv utländsk.
Kendi havaalanı yoktur, bu nedenle yabancı ziyaretçiler Kolombo havaalanını kullanmaktadırlar.Territoriet har inte någon egen flygplats och utländska besökare måste resa via flygplatsen i Colombo.
Dört kez "Yabancı Muhabir" ödülünü kazanmıştır.Hon har vunnit "Foreign Correspondent"-utmärkelsen fyra gånger.
Neden değiliz, yabancı sınırımız var.För andra betydelser, se Hranice.
Daland yabancı kaptanı ziyaret eder.I sällskap med Daland kommer en främmande man.
Ayrıca yabancı yatırımlar da teşvik edildi.Man välkomnade också utländska investeringar.
Veritabanı, U.S. BGN tarafından onaylanan yabancı yer-adı kararlarının resmi deposudur.Det är den officiella databasen för platser med utländska namn godkända av BGN.
Kadınlar, çocuklar, yabancılar ve esirler vatandaş sayılmazdı.Kvinnor, metoiker, slavar och barn var inte medborgare.
Hiçbir Avrupa ülkesinde yasadışı yabancıların doğan çocuklarına otomatik olarak vatandaşlık verilmemektedir.Han stödjer inte att illegala immigranters barn automatiskt ska få medborgarskap.
Şehir büyük yabancı yatırımlar ve daha fazla ticari faaliyete ev sahipliği yapmaktadır.Staden attraherar även stora utländska investerare och större volymer av handel.
Sözde nedeni, Amerika Birleşik Devletleri'nin yabancı ajanlarından kendisini korumaktı.Orsaken ska ha varit att "skydda" honom från amerikanska agenter.
Çoğu yabancı ise Hindu veya Budisttir.Befolkningen är mestadels hinduer eller buddhister.
Yabancı ve Senta birbirlerine hiç sessizce bakakalmışlardır.Pelléas och Mélisande sitter bara tysta och stirrar på varandra.