Tom iki yabancı dil konuşur.Tom speaks two foreign languages.
Bu gece yabancı bir film izleyeceğiz.We're going to see a foreign film tonight.
Yabancı ülkeler güzel bir mimariye sahip.Foreign countries have beautiful architecture.
Yabancı dilleri öğrenmek zor olabilir.Foreign languages can be hard to learn.
Benim bahçemdeki yabani otları çekmek için bir alete ihtiyacım var.I need a tool for pulling weeds in my garden.
Bir yabancı dili öğrenmek istiyorsan mümkün olduğu kadar çok çalışmalısın.If you want to master a foreign language, you must study as much as possible.
Cidden, bir yabancı olmayın.Seriously, don't be a stranger.
Tonlama herkesin bildiği gibi yabancı dilin kazanması zor bir parçasıdır.Intonation is a notoriously difficult part of a foreign language to acquire.
Yabancı diller bilmek önemlidir.It's important to know foreign languages.
Bir yabancı dili öğrenmek için en önemli kitap, doğal olarak, bir sözlüktür.The most important book to learn a foreign language is, naturally, a dictionary.
Yabanturpunu soy ve ince ince doğra.Peel and finely chop the horseradish.
Ben bir yabancıyım.I am a foreigner.
Ben yabancıyım.I am a foreigner.
Bir yabancı dil öğrenmek gerçekten ilginç ve zevkli.Learning a foreign language is truly interesting and enjoyable.
Yabancı yatırımcılar, Amerika'daki paralarını geri çektiler.Foreign investors withdrew their money from America.
O, yabancı ülkelerde dolaştı.She has traveled in foreign countries.
Hadi biz yabancıymışız gibi rol yapalım.Let's act like we're foreigners.
Japon halkı, birçok yabancı ülkelerin çok hızlı yardımlarını takdir ediyor.The Japanese people appreciate very much the prompt assistance of many foreign countries.
Ben bir yabancıyım ve Çek dilini çok iyi bilmiyorum. Lütfen yavaş konuşun.I'm a foreigner and I don't know Czech very well. Please, speak slowly.
Yabancı mısın? Nerelisiniz?A foreigner? And where are you from?
Brezilya'da yabancı gibi muamele ediliyorum.I'm treated as a foreigner in Brazil.
Onları severim, yabancı dilleri.I like them, foreign languages.
Yabancı dilleri severim.I like them, foreign languages.
Yabancı bir arazi yok; yalnızca yabancı olan seyyah budur.There is no foreign land; it is the traveller only that is foreign.
Bir yabancı dil eğitimi zordur.Studying a foreign language is difficult.
Bir yabancı dil okumak zordur.Studying a foreign language is difficult.
Herhangi bir yabancı dil öğreniyor musun?Do you study any foreign language?
Yağmur yağdıktan ve zemin nemlendikten sonra yabani otları çekmek daha kolaydır.After it rains and the ground is damp, it's easier to pull weeds.
Bir yerli gibi yabancı bir dili konuşmayı gerçekten öğrenebilir miyiz?Can we really learn to speak a foreign language like a native?
Yabancı bir dil öğrenen birçok kişi bir yerli gibi asla konuşanaz.Most people studying a foreign language will never be able to speak like a native speaker.
Yabani tavşanlar ormanda görülebilirler.Wild rabbits can be seen in the forest.
Tom, bir yabancı dil öğrenmenin zor olduğunu söylüyor.Tom says that learning a foreign language is hard.
Tom'un sadece hafif bir yabancı aksanı var.Tom only has a slight foreign accent.
Tom burada bir yabancıdır.Tom is a stranger here.
Keşke Tom bahçenin yabani otlarını temizlememe yardım etse.I wish Tom would help me weed the garden.
Yabancı, anadiliymiş gibi Japonca konuşuyor.The foreigner speaks Japanese as if it were his native language.
Yabanî hayvanlar ormanda yașar.Wild animals live in forests.
Bu kural sadece yabancılar için geçerlidir.The rule only applies to foreigners.
Yakında yaşayan bir yabancı uzakta yaşayan bir akrabadan daha iyidir.A stranger living nearby is better than a relative living far away.
Yakındaki yabancılar uzaktaki aileden daha iyidir.Strangers close by are better than family far away.
Şimdiye kadar bir yabancıyla konuşmadım.Until now, I've never been spoken to by a foreigner.
Tom bu kasabada bir yabancıdır.Tom is a stranger in this town.
Tom evin etrafında büyümüş olan pek çok yabani otları görebiliyor.Tom can see the many weeds that had grown up around the house.
Bir yabancı dili konuşmak kolay değil.It's not easy to speak a foreign language.
Yabani hayvanlardan korkarım.I'm scared of wild animals.
Tom köpeğini yabancılara havlamaya koşullandırdı.Tom conditioned his dog to bark at strangers.
Hangi yabancı dili öğreniyorsun?Which foreign language are you learning?
Yabancı bir dilde yazılmış bir şiiri çevirmek zordur.It's difficult to translate a poem written in a foreign language.
Yabani havuç, iki yılda bir yetişen, havuca benzer bir türdür.Parsnip is a biennial species, similar to carrots.
Bir grup yabancı Edo'ya başka bir deyişle Tokyo'ya geldi.A group of foreigners arrived in Edo, in other words Tokyo.
Bildiğim kadarıyla o tam bir yabancı.As far as I'm concerned, she's a complete stranger.
O bana göre tam bir yabancı.She's a complete stranger to me.
Yabancıların iyiliği için minnettarım.I am thankful for the kindness of strangers.
Karısı bir yabancı gibi görünüyor.His wife seems to be a foreigner.
Bu alanda birçok yabani hayvanlar var.There are many wild animals in this area.
Yabancı yatırımcılar paralarını ABD'den çekti.Foreign investors withdrew their money from the United States.
Benim çocuk yabancılarla etrafında utangaç ve her zaman benim arkamda saklanır.My kid is shy around strangers and always hides behind me.
O, Brezilyalı medyasına ve yedi yabancı medyaya on beş tane röportaj verdi.She gave fifteen interviews to Brazilian media, and seven to foreign media.
Yaban kuşlarını izlemek çok eğlenceli.Watching wild birds is a lot of fun.
Mary yabancılarla online konuşmaktan hoşlanır.Mary likes to talk to strangers online.