Eserleri 10'dan fazla yabancı dile tercüme edilmiştir (Rusça, Arapça, Çince ve Japonca dahil).Zijn werk is vertaald in 28 talen (waaronder Engels, Russisch, Duits, Chinees en Japans).
Böcekbilimci kardeşi ile birlikte yabana geziler yapıp örnekler toplamış, numuneler almıştır.Samen met zijn zoon verzamelde en kweekte hij insecten.
1964-1965 yılından itibaren ise yabancı dil olarak Fransızcanın yanı sıra İngilizce de öğretilmeye başlandı.Sinds 1945 heeft het Frans als wereldtaal echter veel terrein verloren, vooral aan het Engels.
Avrupalılar ilk başta Büyük Zimbabve'nin yabancılar tarafından inşa edildiğini düşünüyorlardı.Daarbinnen vormt het het eerste grote bouwwerk dat door Europeanen in tropisch Afrika is gebouwd.
1944'te Abwehr Yabancı İstihbarat şefliğine yükselmiştir.In 1924 werd hij overgeplaatst naar de Abwehr (de militaire inlichtingendienst).
Film ayrıca "En iyi yabancı dilde film" dalında Altın Küre'ye aday gösterildi.De film werd tevens genomineerd voor de beste film in een vreemde taal.
Herkes bu yüzünü gizleyen genç hanımın bir yabancı olmadığını hissederler.Zij weten echter niet dat de agent die de leiding heeft over deze missie zelf een alien is.
Birçok yabancı Japonya'ya Japonca öğrenmek için gelir.Veel buitenlanders komen naar Japan om Japans te leren.
Gözlerimi tekrar açtığımda, aniden karşımda yabancı bir bayan buldum.Toen ik mijn ogen weer open deed, stond er ineens een onbekende dame voor mijn neus.
Yabancı bir dil öğrenirken, hata yapmaktan korkmamalısın.Je mag niet bang zijn om fouten te maken als je een vreemde taal leert.
Yabancı dil öğrenmek zordur.Het is moeilijk om een vreemde taal te leren.
Yabancılardan şeker almama annem tarafından müsaadeli değilim.Ik mag van mijn moeder geen snoep aannemen van vreemden.
Buranın yabancısıyım.Ik ben hier niet bekend.
Kendimi artık yabancı hissetmiyorum.Ik voel me geen allochtoon meer.
Çoğu yabancılar, burada sokaklarda yürümenin tehlikeli olduğunu düşünüyorlar.De meeste buitenlanders denken dat het gevaarlijk is om hier in de straten te lopen.
Allah'ı Bilen İnsanlar (Ehl ul-Ma`rife Billah) dünyada birer yabancı olup ahireti arzularlar" dedi.Niechże walczą na drodze Boga ci, którzy za życie tego świata kupują życie ostateczne!
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Pozostaje powściągliwy i podejrzliwy w stosunku do obcych.
Modern İzlandacada skrælingi, barbar veya yabancı anlamına gelmektedir.We współczesnym języku islandzkim oznacza barbarzyńcę lub obcokrajowca.
Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz."W ten sposób wyeliminujemy obcych , którzy kontrolują nasz rynek i oddamy go Turkom.”
Nasıl öğrenmek için bir yabancı dil."Jak nauczyć się obcego języka?".
Dört yabancı dil bilmektedir.Zna cztery języki obce.
Onlardan 140’ı yabancı üyedir.100 tys. to turyści zagraniczni.
Anafilaksi vücudun neredeyse her türlü yabancı maddeye karşı tepkisinden kaynaklanabilir.Przyczyną anafilaksji może być reakcja organizmu na niemal każdą obcą substancję.
Le Boudin (), Fransa'nın Yabancı Lejyonunun resmî marşı.Le Boudin - oficjalny marsz Legii Cudzoziemskiej.
(Rance, Minnie: Laggiù nel Soledad) Bir yabancı salona gelir ve bir viski ile şu ısmarlar.Do salonu wchodzi nieznajomy i prosi o whisky i wodę.
Prospero bu yabancıyla yüzleştiği anda düşüp ölür.Gdy tylko Prospero staje oko w oko z nieznajomym, natychmiast umiera.
Parsnip: Yabani havuçtur.Oficjalnie: Jaguś z dziką kartą.
"Ben bir yabancıyım.Zawsze był obcym.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Zazwyczaj przejawia nieufność w stosunku do obcych, bywa szczekliwy.
Yabancılara karşı mesafelidir.Powściągliwy w stosunku do obcych.
A- Ülkenin bölünmez butünlüğü: Ülkenin herhangi bir parçası yabancı bir devlete verilemez.Wybrane artykuły: Why a World State is Unnecessary.
Teşekkürü yabancı birisine edersiniz.Może być nadawany również obcokrajowcom.
Birincisi, bakteriler ortamlarıdaki yabancı DNA'yı içlerine alabilirler, buna transformasyon denir.Po pierwsze bakterie mogą pobrać dany gen z środowiska w procesie nazywanym transformacją.
Ama kuşaktan kuşağa Levantenler azaldı, yabancılar ülkelerine döndüler.Wybuchają zamieszki, cudzoziemcy powracają do domów.
Hükümet binaları ve yabancı elçilikler ayrıca bu yeni kısımda bulunmaktaydı.Siedziba rządu i ambasad znajduje się również w nowej części miasta.
Kalıcı yerleşimi olan yabancılar (geçici göçmen işçiler dışında) nüfusun % 23'ünü oluşturur.Głównym źródłem utrzymania mieszkańców jest praca najemna poza rolnictwem (32%).
Yaban, acayip garip derken...Wierszu mój, dziwne twoje dzieje...
İkimiz de yalnız ve yabancıydık.Była niezamężna i bezdzietna.
Şalva Vardidze dokuz yabancı dil biliyordu.Posługiwała się dziewięcioma językami obcymi.
Kimi tahminlere göre kentte kayıtsız 50.000 kadarlık bir Asyalı yabancı işçi nüfusu yer almaktadır.Ocenia się, że w mieście żyje około 50 tys. niezarejestrowanych zagranicznych robotników.
Tam olarak kendimi yabancı gibi hissetmedim ama bir şekilde onun dışındaydım."Nie starałam się, by być modelką, po prostu w pewien sposób się nią stałam”.
Yaban domuzu binicilerine 1.5 kat daha fazla hasar verir.Na straty w wyniku kłusownictwa przypada 1,5 miliona zł.
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.Również zagraniczni obserwatorzy w swoim raporcie nie uznali wyborów za wolne i sprawiedliwe.
Dergi her hafta yerli ve yabancı şarkıların listesini yayınlamıştır.Czasopismo wychodziło raz w tygodniu, zamieszczając wiadomości krajowe i zagraniczne.
Sarıca ya da Avrupa eşek arısı (Vespa crabro), Avrupa'daki yaban arıları içinde en büyük olanıdır.Największym gatunkiem występującym w Europie Środkowej jest szerszeń europejski (Vespa crabro).
Asya'da yaşayan yabani koyun.Nietoperz ten zamieszkuje Azję.
Yabancılardan korkmuyor ve çok güçlü bir kız.Nie ufa obcym i jest bardzo ostrożna.
Kendine ve başkalarına yabancılaşmanın tadını çıkarır. ^ Gündoğmuş, Bülent.Dzięki swoim zasługom i cechom charakteru był lubiany przez swoich i obcych.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.Nie wszyscy też są dla siebie obcy.
Lenin, dünyada eserleri yabancı dile en fazla tercüme edilen kişidir.Etienne) ze względu na łatwiejszą wymowę dla cudzoziemców.
1980'de Yabancı Sermaye Kurulu Başkanı oldu.W 1980 został nominowany na ministra spraw zagranicznych.
Britanyalı ve Yabancı Şövalyelik Nişanları.Królowie strzelców polskiej ekstraklasy. .
Bazı makaleleri yabancı dergilerde yayımlandı.Część z nich opublikowana została również w czasopismach zagranicznych.
2011-2012 eğitim-öğretim yılında Yabancı Diller Hazırlık Okulu faaliyete girdi.W latach 2011–2015 siedzibę z WSZiNS dzieliło Nauczycielskie Kolegium Języków Obcych w Tychach.
Dava ulusal ve yabancı basında geniş yankı buldu.Publikuje na łamach prasy krajowej i zagranicznej.
Katanga bakır madenlerini devletleştirerek ve yabancı sermayeyi teşvik ederek ekonomiyi canlandırmaya çalıştı.Znacjonalizował kopalnie miedzi w Katandze oraz zachęcał do inwestycji zagranicznych inwestorów.
Eşi kendisine bir yabancı gibi davransa da Kim, eşine hala deliler gibi aşıktır.Trwa nawet, gdy ukochanej osobie wydaje się, że jesteś jej obcy.
1958'de Amerikan Sanat ve Bilim Akademisinin Yabancı Onursal Üyesi seçildi.W 1958 został wybrany honorowym członkiem zagranicznym Amerykańskiej Akademii Sztuki i Nauki.
Yabancı Durum Testleri’ndeki davranışlarına göre çocuklar üç sınıfa ayrılırlar.Po zbadaniu poziomu umysłowego podzielono dzieci na cztery klasy.
Düğmeli domuz (Phacochoerus africanus), domuzgiller familyasından Afrika'da yaşayan bir yaban domuzu türü.Guziec zwyczajny (Phacochoerus africanus) – ssak parzystokopytny z rodziny świniowatych.