Bunun sonucu olarak insan kendi doğasına yabancılaşır.Zo'n mens vervreemdt van zijn eigen natuur.
Fakat geri döndüğü sırada orada başka bir yabancı adam daha görür.Zij ontmoeten daar een andere vreemdeling.
Yabancı paralı askerler de bulunduruluyordu.Er waren wel buitenlandse soldaten gelegerd.
Devlet binaları ve yabancı temsilcilikler buradadır.De overheids- en regeringsgebouwen bevinden zich hier.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.Ook vreemdelingen worden niet als gelijkwaardige mensen beschouwd.
Bu büyüme büyük ölçüde hem yabancı hem de yerli yatırımlar tarafından finanse edildi.Deze omvang was vooral uitzonderlijk omdat alles gefinancierd werd met giften uit binnen- en buitenland.
2003'te AVN en iyi yabancı kadın oyuncu ödülünü almıştır.In 2003 won ze de AVN Award voor beste vrouwelijke buitenlandse actrice.
1978 yılında Hill ve Carpenter, Yabancı (Cadılar Bayramı) filminin senaryosunu birlikte yazmıştır.In 1978 schreef ze samen met regisseur Carpenter de horrorfilm Halloween.
Bu zaman diliminde şehir, yabancılara kapatılmaya çalışılmıştır.In verband hiermee was de stad voor lange tijd verboden voor buitenlanders.
Sonraları grup yabaniler tarafından takip edildi.Elders worden de anderen achtervolgd door een groep monsters.
Görünüşe göre bu yerleşimler yabancılar tarafından iskan edildi.In het verwoeste gebied worden ze aangevallen door de Buitenstaanders.
Yabani mandaların ömürü 25 yıl kadardır.Het ergste leed uit 25 jaar Consumentengids.
Daland denizden yabancı ile birlikte gelir.Inderdaad arriveert Daland daarna met de vreemdeling.
Bu nedenle yabancı misafirlerini ağırlayacağı gösterişli bir otel yaptırmak niyetindeydi.Hier werd ook een hotel gesticht, dat diende om de buitenlandse gasten van het bedrijf in onder te brengen.
İstatistiklere göre şehirde sadece 80 tane yabancı yaşıyor.Geschat werd dat er ongeveer 300 buitenlanders in de stad waren.
San Francisco Film Festivali, yabancı yapım filmleri Amerikalı seyirciye tanıtmada önemli rol oynar.Het festival speelde een grote rol bij het introduceren van buitenlandse films bij het Amerikaanse publiek.
Yabancı besteciler kabul edilmemiştir.Andersdenkenden bekeren was niet toegelaten.
Bugün Katakana yabancı kelimelerin yazılımı için kullanılmaktadır.Voor het translitereren van buitenlandse woorden wordt katakana gebruikt.
Örneğin yabancı ülkelerle ilgili yanlış enformasyon eğitim sisteminde desteklenebilir.Hierbij zal nauw worden samengewerkt met de afluisterdiensten van buitenlandse bondgenoten.
Ayrıca Yaban ördeği üremektedir.Er is ook gekweekte zalm.
O sırada yaban domuzu da suya eğiliyormuş.Op dat moment komt ook Lambik boven water.
Yabani olarak yetişen krotonlar 3 m yüksekliğe erişebilir.Rode kornoelje kan drie meter hoog worden.
Bu kuşlar, eşek arıları, ve yabanarısı yuvalarını da larvalarını bulmak için eşeler.Daarin zaten bedwantsen, luizen, muggen en vlooien, die zich op de jongens stortten.
(Y) İnsanlarca getirilmiş 3 yabancı türü gösterir.Drie soorten zijn geïntroduceerd door de mens.
1946'da Royal Society yabancı üyesi olmuştur.Hij werd in 1966 ook buitenlands lid van de Royal Society.
Zamanla yabancı uyruklu öğrencilerin sayısı da artmaktadır.Het aandeel van de buitenlandse studenten zal naar verwachting nog verder toenemen.
Bütün yabancı okullar kapandı.Al zijn scholen werden gesloten.
Yabancı petrol şirketleri benzin satışını durdurdu.België heeft de petroleumleveringen stopgezet.
Âsîler lehinde yabancı müdahaleye de artık yer bırakmamakta idi.Daarbuiten hadden zij geen rechten meer.
Estonca ve Fincede sadece yabancı kelimelerde kullanılır.Het wordt ook in het Estisch en het Fins gebruikt voor leenwoorden.
Çok sayıda yabancıyı (Sotholar ve Şonalar) özümsemişlerdir.Er deden veel buitenlanders mee.
Yabancı iş adamları uluslararası Samaralı şirketler ile beraber çalışır.Nieuw-Zeelandse bedrijven werkten samen met buitenlandse bedrijven.
Aynı durumla kitabın yabancı dillere çevrilmesinde de karşılaşıyoruz.Ook hier deed zich het verschijnsel voor dat teksten in vreemde talen in de andere letterklasse werden gezet.
Aynı şekilde birçok yabancı firmanın temsilcileri de burada bulunur.Ook zijn er een aantal vakwerkhuizen te vinden.
Nicole öngörüsünde kendisini yabancı biri tarafından boğulurken görmüştür.In Nicoles flashforward wordt zij verdronken door een onbekende.
Ailesine çok bağlıdır, ancak yabancılara karşı mesafeli davranır.De Nebelung is gericht op zijn eigen gezin en terughoudend tegenover vreemden.
17 yaşında evinden kaçtı ve Fransız yabancı lejyonuna girdi.Als jongeman liep hij van huis weg en nam dienst in het Frans Vreemdelingenlegioen.
Yabancılar ise doğrudan geri çevrilirler.Vervolgens komen de buitenaardsen zelf naar buiten.
Zaten yabancı kontenjanı sınırı var.Er bevindt zich nog wel een grenspost.
Sözel/dilsel zekâya sahip kişiler yabancı dilleri çok kolay öğrenebilmektedir.Iemand die daar een knobbel heeft, leert dan zogezegd gemakkelijk (vreemde) talen.
(Tammuz yazın bir yaban domuzu tarafından öldürülür.)(In september zou de ook het Zweedse deel van Finland door de rebellen bevrijd worden.)
İlçeyi, yabancı turistlerden ziyade, yerliler ziyaret etmektedir.Een deel, of zo niet allen, zijn voor toeristen te bezoeken.
Bu nedenle yabancı devletlerin ve en çok İngiltere’nin yardımının sağlanmasını gerekli görmekte idi.Het werd dus zaak zich van de steun van de bondgenoten, met name de Verenigde Staten, te verzekeren.
Yabani tahıl bu iş için uygundur.De zachte Zeeuwse tarwe is hiervoor bij uitstek geschikt.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Zulke bezoekers zijn nu eens vreemde hovelingen, dan weer handelaars.
Bu bölge dünyanın en ilginç yabani hayvan türlerinden bazılarının yaşaması için uygun bir ortam sağlar.Het park heeft een aantal van de meest ongewone wilde dieren en natuurgebieden in de wereld.
Bu yıl televizyonda ilk kez "Bedava Dünya Gezisi" adlı yabancı dizi Türkçe seslendirildi.In 1972 werd er voor het eerst een buitenlands product, "Free world trip", in het Turks uitgezonden.
Biraz yabancı dil öğrendim.De nieuwe taal heb ik gevonden.
99,775 adet kayıtlı yabancı vardır.Hier liggen 9.475 soldaten begraven.
Bugünkü raporlara göre 3.500 yabancının öldüğü yönünde.Geschat wordt dat rond 3500 dwangarbeiders hierbij zijn omgekomen.
Trendeki Yabancılar (Strangers on a Train), 1951 yapımı bir Alfred Hitchcock filmidir.Strangers on a Train is een Amerikaanse film uit 1951 van regisseur Alfred Hitchcock.
Asya yaban köpeği (Cuon alpinus) Afrika yaban köpeği (Lycaon pictus)De enige nog levende soort is de Afrikaanse wilde hond (Lycaon pictus).
Nasıl öğrenmek için bir yabancı dil.Op deze wijze is een taal aanleren onmogelijk.
Dış istihbarat ise yabancı devletlerin siyasi ya da ekonomik faaliyetlerine ilişkin bilgi toplama içerir.'Verzamelen' betekent het opzoeken van gegevens bij economische of sociale actoren.
Burada yabancı tüccara satılmaktadır.Vnl. koper wordt verhandeld.
Ak aynaklar bölgelerini yabancılara karşı korurlar.Hengsten verdedigen hun territorium tegen andere hengsten.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Hij is onvriendelijk tegenover vreemden.
Doğrudan yabancı yatırımlar, çok uluslu şirketler aracılığı ile gerçekleşmektedir.Een groot deel bestond daarbij uit directe buitenlandse investeringen door multinationals.
Eserlerin çoğu Hollandalı sanatçılara ait olmakla birlikte, yabancı sanatçıların eserleri de bulunur.Naast Nederlandse traden ook buitenlandse artiesten op.
Yabancı değiş tokuşlar artar; seyyahlar gittikçe çoğalır.Het onderlinge contact nam af; de varianten begonnen steeds meer uit elkaar te groeien.