Yabancı (Fransızca: L'Étranger), Albert Camus'nün edebiyat alanında en önemli yapıtıdır.L'Étranger (em português O estrangeiro) é o mais famoso romance do escritor Albert Camus.
Sonra alevler arasında bir yabancı belirir.Um estrangeiro com um corpo de fogo.
Sadece yabancı komünistlerden önemli sesler yükselmiştir.Exceções foram concedidas apenas aos diplomatas estrangeiros.
Bu sayfada, Azerbaycan'da bulunan yabancı diplomatik temsilcilikler yer almaktadır.Esta página lista as missões diplomáticas residentes no Azerbaijão.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.Esta regra não se aplica aos estrangeiros.
Türkiye'deki sigorta şirketleri, risklerini ağırlıklı olarak yabancı reasürans şirketlerine devretmektedir.O risco-país do Camboja ainda é considerado muito alto para investidores estrangeiros.
Yabancı Sinema KuşağıMelhor filme estrangeiro.
Asıl amaç krallığa dış yardım getirebilme potansiyeli olan yabancı birini hanedanlığa katmaktı.A partida estrangeira foi fundamental para trazer a possibilidade de ajuda militar externa para o reino.
"Ben bir yabancıyım.Um estrangeiro.
Yeni Malatyaspor tarihinin ilk yabancı transferi olmustur.Nasce a primeira softhouse terceirizada da história.
Giysisinin içinde oldukça evcimen görünüyordu oysa sonunda yabana atılır biri değildi.Aparentava no entanto ser muito doméstica no seu vestido, mas como se viu ela não o era de maneira alguma.
Pattison test öncesinde roman serisi ile yabancıydı ancak kitapları daha sonra okudu.Pattinson não estava familiarizado como a série, mas, após o teste, leu todos os livros.
Ayrıca Londra ve Edinburgh'dan sonra yabancılar tarafından en çok ziyaret edilen üçüncü şehirdir.Edimburgo é também a segunda cidade mais visitada de toda Grã-Bretanha, atrás apenas de Londres.
Modern kasımpatılar yabani akrabalarından çok daha göz alıcı.As águias são versões mais sapientes que suas contrapartes terrestres.
Almanya'da üniversite okumak isteyen her yabancı öğrenci direkt yüksekokula alınmaz.Na Alemanha, todos os estudantes estrangeiros tem que ter fluência no alemão para a graduação.
"İmparatorluğun Yaban Domuzu" anlamına gelir.Seu nome significa 'povo do lugar dos porcos selvagens'.
Britanyalı ve Yabancı Şövalyelik Nişanları.Cavaleiro Aos demais militares nacionais e estrangeiros.
Onlardan 140’ı yabancı üyedir.Destes, cerca de 80% são estrangeiros.
Ama kasabada yaşayan bir yabancı gider polislere tüm durumu anlatır ve tuzak işe yaramaz.Um assassino á solta na cidade espalha o pânico e a policía é ineficiente em sua captura.
Yabancı dil olarak Arapça da okutulmaktadır.Também é considerado ilícito vender este livro em idioma árabe.
30.000 öğrencinin 2100 kadarı yabancı uyrukludur.Existem mais de 230 associações estudantis de todos os tipos.
Son yabani sürü 1967'de görüldü ve son yabani at 1969'da vuruldu.A população selvagem desapareceu nos anos 1960, tendo o último animal selvagem sido avistado em 1969.
Bununla birlikte onları Afrika yaban köpeği de avlar.A predação direta também é uma causa substancial da morte de cães-selvagens africanos.
Yabanıl tahıl devşirme konusunda deneysel bir çalışma oldukça dikkat çekicidir.Existe um método de colheita de lábdano muito curioso.
Yabancı sinemadan sonra VHS, lazer disk, DVD, UMD ve Blu-Ray HD formatlarında yayınlanmıştır.Anos após o lançamento do filme tem sido lançado em VHS, Laserdisc, DVD, e Blu-ray.
Şu ana kadar Japonya’da iki, Meksika’da dört albüm yabancı plak şirketleri tarafından yayınlandı.O álbum foi lançado no Japão em duas edições.
Bu kayıt, yılın "En Başarılı Yabancı Kaydı'" seçilmiştir.Esse sucesso culmina com a obtenção do título de 'Melhor Disco do Ano'.
Yabanlı oymağı insanı durağanlığı sevmez.É uma raça que não gosta de ficar sozinha.
Jon, istediğini yapınca Yabanıllar onu Duvarın Ötesindeki Kral olan Mance Rayder'a götürür.Jon o faz e é levado à presença de Mance Rayder, o selvagem Rei Além-da-Muralha.
Malezya'daki yabancı öğrencilerin çoğunluğunu Arap ülkelerinden gelenler oluşturur.A maioria dos estrangeiros, contudo, vinha de países árabes.
Yaz aylarında yerli ve yabancı turistler ile nüfus artışı yaşanır.Sua população duplica no verão com os trabalhadores sazonais e turistas.
Hem yerli hem de yabancı akademiler, Humboldt'u üyeleri arasına katabilmek için yarışıyordu.Academias, nacionais e estrangeiras, estavam ansiosas para tê-lo entre seus membros.
Burada bir yabancıyım.Eu sou um estranho aqui.
Hadi biz yabancıymışız gibi rol yapalım.Vamos fingir que somos estrangeiros.
Yabancı dillere çalışmak bana kendi ana dilimi daha iyi kullanmama yardımcı oluyor.O estudo de idiomas estrangeiros ajuda-me a melhor usar minha própria língua.
Yabancı Üyeler (ForMemRS)Foreign Members of the Royal Society (ForMemRS)
"Ben bir yabancıyım.‘Ik ben een vreemdeling.
(O döneme ait yabancı kaynaklar da benzer rakamlardan bahsetmektedirler).De bronnen spreken daar verschillend over).
Elvino birden bu yabancıyı Amina'ya ilgi gösterdiği için kıskanmıştır.Elvino is jaloers vanwege de bewondering van de vreemdeling voor Amina.
Yabancı ve Senta birbirlerine hiç sessizce bakakalmışlardır.Senta en de vreemdeling kijken elkaar in stilte in de ogen.
Teşekkürü yabancı birisine edersiniz.Heb de vreemdeling lief.
Florida'da yaban domuzunda da görülür.Ook komt hij voor in het wild in Florida.
Anafilaksi vücudun neredeyse her türlü yabancı maddeye karşı tepkisinden kaynaklanabilir.Anafylaxie kan worden veroorzaakt door een reactie van het lichaam op vrijwel elke vreemde stof.
Türk dilini en iyi bilen yabancı.Dat is wel de enige vreemde taal die hij lijkt te kennen.
İkimiz de yalnız ve yabancıydık.Hij voelt zich eenzaam en een buitenstaander.
En çok bilinen yabancı dil nüfusun %51'inin konuşabildiği İngilizedir.Het Engels is met 51% de meest gekende taal.
Yabancılara karşı mesafelidir.Hij is afstandelijk tegen vreemden.
Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu.Deze opstelling wekte de ergernis van zionistische leiders.
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.Volgens de buitenlandse waarnemers zijn de verkiezingen vrij en eerlijk verlopen.
Kadınlar, çocuklar, yabancılar ve esirler vatandaş sayılmazdı.Vrouwen, slaven en vreemdelingen hadden geen inspraak.
Zamansal ve coğrafi yabancılaştırmalar yasaktır.Vervreemding in tijd en plaats is verboden.
Ayrıca Macar, Fransız ve Rus Bilimler Akademileri'nin de yabancı üyesidir.Verder is hij buitenlands lid van de Hongaarse, Franse en Russische Wetenschap Academies.
Düşmanlarının çoğu, robota nefret eden insanlar, çılgına dönmüş robotlar ya da yabancı işgalcilerdir.Veel van zijn tegenstanders zijn aliens, vijandige robots en robothatende mensen.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Hij is waaks en tegenover vreemden wantrouwig.
Bunların çoğu yabancı kökenliydi.Het waren vrijwel allemaal aliens.
Bu süre içerisinde İngilizceye pek çok yabancı sözcük girmiştir.Recent zijn ook talrijke Engelse leenwoorden in de taal binnengekomen.
Tüm yabancıların ülkeden çıkartılması hedeflenmiştir.De ontvoerders eisen het vertrek van alle buitenlanders uit het land.
Köyün sakinleri bu silahlı yabancılardan endişelenir.De indianen van de stam zijn nieuwsgierig naar die blanke vreemdeling.
Bir diğer eleştirilen konu ise yabancı transferlerindeki problemlerdi.Een ander punt van kritiek waren de special effects.
Yabancılar silahları arabadan çıkartır çıkartmaz da tutuklanacaklardır.Verdachten zullen hun wapens oppakken als ze nog niet gearresteerd zijn.