Mısır kralı Busiris'e, kıtlığa karşı her yıl tanrı Zeus'a bir yabancı kurban etmesini öğütlemişti.Pour éloigner la famine de son royaume, Busiris sacrifie chaque année à Zeus un étranger de passage.
Yabancı, bulunduğu ülke ile vatandaşlık bağı olmayan kişi.Un étranger est une personne qui n'a pas la nationalité du pays où il se trouve au moment concerné.
Ondan geriye sadece Prezewalski yaban atı kalmıştır.Seul le cheval de Przewalski est resté totalement sauvage.
Fransa'da En iyi yabancı film dalında César Ödülü'nü kazandı.César du meilleur film étranger en France.
Yardımcı oyuncuların iki tanesi, Cadılar Bayramı serisine yabancı değildir.Deux acteurs d'Halloween 3 ne sont pas totalement étrangers à la saga.
13. savaşçı yabancı biri olmalıdır.Le treizième fut Alien.
Gorki Stüdyolarında 1950'li yıllardan beri yabancı filmlere dublaj yapılmasında da faaliyet göstermiştir.Depuis le début des années 1950, le Gorki Film Studio s'est investi dans le doublage de films étrangers.
Bu kez de Türkiye'de kendisini yabancı gibi hisseder.Il ajoute également qu'il se sent aujourd'hui étranger dans son propre pays.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Aux yeux des étrangers, les Sogdiens étaient surtout des marchands.
İngiltere, Azerbaycan'daki en büyük yabancı yatırımcıdır.L'un des plus grands investisseurs étrangers en Azerbaïdjan est le Royaume-Uni.
İfade pek yabancı değil, değil mi?La teigne n'est pas prurigineuse.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.39 % des étrangers proviennent de l'Union européenne.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Ils tendent à être taciturnes et méfiants envers les étrangers.
Bu dönemde yerli ve yabancı uzmanlar birçok eski yerleşim bölgesinde araştırma ve kazılar gerçekleştirdiler.Beaucoup de chercheurs azerbaïdjanais et étranger ont fait de recherches sur ce village unique.
Bu hadise Türklerce değil üç yabancı tarafından çıkarılmıştı: Bir Arnavut, bir Bulgar ve bir Rus.Selon un responsable turc, il s'agirait de trois hommes, tous étrangers : un Russe, un Ouzbek et un Kirghize,.
Bunların yanında yabani olarak böğürtlen ve çilek de görülür.Ils furent cependant exemptés des dîmes vertes (de lin) et d'agneaux.
Araları bir karı-koca gibi değil, aksine iki yabancı gibidir.Les deux hommes, très dissemblables, nouent cependant une amitié réciproque.
Ayrıca yabani hayvanlar çok tehlikelidirler.Les animaux sont certainement encore sauvages.
Yabancılarla görüşmeye çalışan muhalifler derhal tutuklanıyordu.Les étrangers vus par eux sont immédiatement tués.
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.Les observateurs internationaux ont salué un scrutin libre et régulier.
Ayrıca yabancı ülkelere göç, kaygı verici boyutlara ulaşmaya başladı.Sur le chemin, mon état a commencé à prendre des proportions inquiétantes.
Okulun ilkokul biriminde haftada 10 saat yabancı dil eğitimi vermektedir.La première langue est enseignée trois heures par semaine.
Yabancı okullar devlet denetimine alındı.Les écoles sont donc soumise au contrôle de l'État.
Bu sayı yabancı ziyaretçiler tarafından gerçekleştirilen 68,83 milyon geceyi içermektedir.Lors de sa première diffusion, l'épisode rassemble 8,63 millions de téléspectateurs.
Eğitim alanında, özellikle yabancıların dil eğitimi alanında çalışmalar yaptı.Elle travaille dans le secteur des services, plus précisément dans l'enseignement des langues étrangères.
İki kızkardeş girerler ve evlerine gelmiş olan iki yabancı adamdan korkarlar.Ses maîtresses surviennent et surprennent les deux étrangers dans leur maison.
Petrokazakistan, Çinli bir şirketin şimdiye kadarki en büyük yabancı alımını gerçekleştirdi.Ceci fait de PetroKazakhstan la plus grande acquisition outre-mer par une compagnie chinoise.
Bu yüzden Yaban Ahalinin gelecek için pek bir ümidi kalmamış durumda.L'espace libéré a alors un avenir très incertain.
Divan üyeleri ve yabancı elçiler burada karşılanırdı.Dignitaires ecclésiastiques et civils étaient invités.
Akademi birçok yabancı üyeyi de barındırır.Il est aussi membre associé de nombreuses académies étrangères,.
Yabancı dil bilenler gümrük memurluğu ve tercümanlık görevlerine bile atanmıştır.Néanmoins, il s'agit d'auteurs étrangers dont le travail fait donc l'objet de traduction.
Libya hükûmeti haberleri tamamen kesintiye uğrattı ve yabancı gazeteciler yasaklanıp ülkeden çıkarıldı.La presse et les médias ont été muselés et les journalistes étrangers interdits.
Yabancı dil olarak Arapça da okutulmaktadır.L'arabe peut être également considéré comme langue internationale.
Adi şakayığı Avrupa'da yabani olarak da bulunur.On n'en rencontre qu'exceptionnellement à l'état sauvage en Europe.
Halen üniversitede 5000'den fazla Rus ve yabancı öğrenci eğitim görüyor.L'université accueille près de 15 000 étudiants russes et étrangers.
Ayrıca TOBB ETÜ Sürekli Eğitim Merkezi dersleri de Yabancı Diller Bölümü binasında yapılmaktadır.Parfois, d’audacieuses bâtisses surprennent comme l’institut des langues étrangères.
Allah'ı Bilen İnsanlar (Ehl ul-Ma`rife Billah) dünyada birer yabancı olup ahireti arzularlar" dedi.En vérité, il est mon moyen d'approche à Allah dans ce monde et celui de l'au-delà.
Başkan, tek başına yabancı ülkelerle antlaşmalar imzalayabilir.Les États peuvent même signer des accords avec des puissances étrangères.
Bu program zorunlu olarak bir ya da iki yabancı dilde eğitimi kapsar.Maîtrise d'une ou de plusieurs langues étrangères.
Ancak delikanlı bir gün, yabancılığını suratına çarpan bir olay yaşar.Mais un jour, le jeune garçon meurt d'un accident dont les circonstances sont inconnues.
Ayrıca, fahişelerin yabancı olmaması gerekir.Et que les étrangers sont considérés comme impurs.
1838 yılında da Kraliyet Derneği’ne yabancı üye olarak seçildi.En 1838 il est élu membre étranger de la Royal Society.
Bu öğrencilerin 20'si yabancıdır.Près de la moitié des 80 étudiants sont étrangers.
Anne: Hayır, sana söylüyorum, hayır. Tanımadığımız yabancı bir kızı bu eve yemeğe getiremezsin anladın mı?Il se contente désormais d’inviter à dîner des inconnus, moins à même de reconnaitre la jeune fille.
Görünüşte bu sakin ve huzurlu kasaba “El Deseo” bazı yabancılar yüzünden değişir.Cette culture et ce goût « classiques » s’accompagnent de beaucoup de curiosité pour les « modernes ».
İspanyolca konuşulan Güney Amerika'nın bazı büyük üniversitelerinde bu dil yabancı dil olarak öğretilir.Dans la version originale américaine, la série enseigne comme langue étrangère l'espagnol.
Akıl retoriğe yabancıdır.Il est spécialiste de la rhétorique.
Öncelikli konakçıları yabani etçillerdir.Les principaux consommateurs sont des fourmis.
400'den fazla yabancı akademik ve devlet kurumuyla bağlantılıdır.Elle correspond avec plus de deux cents sociétés et académies françaises et étrangères.
Yabancı Sinema KuşağıMeilleur film étranger.
Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü Komitesi, adaylık sürecinde bütün filmleri inceler.Le Comité du Prix du film en langue étrangère supervise le processus et examine tous les films soumis.
Yaklaşan yabancıları tam zamanında haber verir.Les favoris arrivent au compte-goutte dans la même minute.
Prens, bu hırslı ve güzel Yabancı Prenses'le ilgilenmeye başlar.Elle cherche désespérément son prince charmant.
Yabangülü, itburnu, itgülü, gülelması, yiric gibi adlarla da bilinir.Il entend toujours des bruits étranges, des cris, des pleurs et des rires.
1946'da Royal Society yabancı üyesi olmuştur.En 1933, il est fait membre étranger de la Royal Society.
Kendi ailemleyken bile biraz yabancı hissedebiliyorum.Il est donc impossible de s'expatrier en famille.
Bazı Realschule`lerde öğrencilerin İngilizcenin yanında ikinci bir yabancı dil seçme hakları da vardır.Mis à part une formation intensive en anglais, ces étudiants choisissent une deuxième langue étrangère.
Biraz yabancı dil öğrendim.Parler une langue étrangère.
Yabancı öğrenci oranı %15.5'dir.Les étudiants étrangers représentent 15 % des effectifs.
Lakabı LakLak Lovegood'dur.Luna Lovegood'un patronusu yabani tavşandır.Harry Potter et l'Ordre du phénix : Luna Lovegood possède des Converse.